Booth’un Kurmacanın Retoriği adlı eseri, edebiyat eleştirisi ve anlatıbilim alanında bir dönüm noktası kabul edilmiş. 1961 yılında yayımlanan bu çalışma, özellikle modernizmin yazarın yokluğu veya
Antoni Casas Ros'un Almodóvar Teoremi, trajediyi edebiyatın ve sinemanın filtrelerinden geçirerek güzelliğe dönüştürmeye çalışan ve 2008 yılında İspanya'da en iyi ilk roman ödülüne layık
"Bekliyordu.
Neyi, bilmiyordu.
Zaman geçti mi, yoksa zamanın geçmesi fikri mi geçti—ayırt edemedi. Bir an için ayağa kalkmayı düşündü. Kalkmadı. Düşünce de yorgundu zaten; eyleme dönüşecek kadar
Üçleme bitti, sırada Beckett'in zihninin derinliklerine indiğim(?) eseri olan Hiç İçin Metinler var.
Bu eserinde Beckett; parçalanmışlığın dahi kendi içinde ufalandığı, anlatının bütünüyle felç
Gasset’in 1930 yılında yayımlanan Kitlelerin Ayaklanması 20. yüzyılın siyasi ve sosyal felaketlerini (faşizm, komünizm ve tüketim çılgınlığı) kusursuz bir felsefi öngörüyle haber vermiş bana göre