“...Yaşamımın akışını gözleyen bir yabancı olsaydım, yaşamımın hiç ile son bulacağını, korkunç, aralıksız bir kuşku ve yaratmak uğruna sürekli olarak kendine işkence etmekle boşa geçtiğini söyleyebilirdim. Oysa kendi yaşamıma katılan olarak, umut ediyorum.”
üzgün bir kadın o altın yüzüğe baktı
onun parıltılı deseninde
vefalı bir kocanın ümidiyle
heder olup giden günlerini gördü
kadın perişan oldu, ahh ... diye inledi
ahh, bu yüzük çehresindeki
bunca parıltıya ve parlaklığa rağmen
esirliğin ve köleliğin halkasıdır