Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dünyada ne varsa olduğu yerde durmuş gibi idi. Fener de kımıldamaz olmuştu, ta uzaklardaki kıyı şeridi de! Güneş gittikçe daha çok kızıyor, ötekilerin varlığını nerdeyse unutmuşlarken şimdi hepsi de birbirinin burnu dibindeymiş gibi bir duygu içinde birbirlerinin ayrımına varıyorlardı. Macalister’in oltası dimdik denize daldı. Ama Mr. Ramsay bacaklarını altına almış kitabını okumayı sürdürüyordu.

Deniz Feneri, Virginia WoolfDeniz Feneri, Virginia Woolf
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
Dün 05:03 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Soyup soğana çevirdiler, ırzımızı, namusumuzu paymal ettiler, meydanlara salıncaklar kurup yakaladıklarını zorla oturttular; fener alayları düzenleyip seyredenden de etmeyenden de seyir akçesi aldılar; kaht-ı ricalde insan sınıfına geçen bazı vezirlerin ve din adamlığı koca sarığından ibaret kalan bazı korkakların himayesiyle semirdiler; istedikleri fetvayı kılıç zoruyla aldılar; padişahlara boyun eğdirdiler; boyun eğmeyenleri boğazladılar. Hep seyrettik, hep seyrettik. Amma velâkin, bıçak kemiği deldi geçti. Bunlar böyle kaldıkça işe yarar ne kadar devlet erkânı varsa katledip Sultan Murad'ı kanatsız kuşa çevirecekler. Bunu yanlarına komak olur mu ha! Nedir bunca rezalet bre! Camilerde tütün içerler, sokaklarda yüz kızartan nice fiilleri irtikap ederler, sarhoş olup şuna buna sataşırlar, evlerimizi, dükkânlarımızı talan eylerler, hâlâ seyretmeye doymadık mı bre, doymadık mı ha!"

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu

Hepinizin amacı bu karanlık kuyuda farkedilmekti. Gözünüze çarpmasını beklediğiniz bir fener..
Kurtarılmayı umduğunuz sizi yukariya cekecek bir ip.

Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
21 May 22:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hepimiz on sene ya da daha fazla bir süreyle okullarda eğitim gördük. Büyük yazarların eserlerini okuduk. Orijinal sanatkârların yaptıkları tabloları ve heykelleri inceledik. Ruhu besleyen musikî parçalarını dinledik. Tiyatro sahnesinde ünlü oyuncuları seyrettik.
Bunların her biri, biz farkında olmadığımız halde ruhumuzda bir kıvılcımı tutuşturmuş ve mutlaka bir heyecan uyandırmıştır. Biz şimdi bunların etkisi ve telkini altında bulunuyoruz. Buna rağmen, her birimiz canlı birer ışık saçan fener olacak yerde, uyuşmuş duruyoruz; basamakları kırık bir merdiven gibiyiz. Bu kusurumuzla birlikte masum halk kitlesine hücum ediyor ve onları aşağılıyoruz. Buna rağmen yine kendimizi uygar insanlardan saymaktan da geri durmuyoruz.

İdealist Öğretmen (İdeal Öğretmen), Grigory Petrovİdealist Öğretmen (İdeal Öğretmen), Grigory Petrov
Omer Demir, Dünyanın Ucundaki Fener'i inceledi.
20 May 19:14 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Incelemelere bakıldığında da gerçekten bir Jules Verne kitabı okuyor gibi olmuyorsunuz. Eğer Ay'a Yolculuk'tan sonra okuyacaksanız biraz sıkılacaksınız. Kitap Amerika kıtasının en güney ucuna gemiler yollarını kaybetmesinler diye yapılan ıssız Estados adasında başlıyor. Bu ada önünde ki 3 ay boyunca nöbet süresi boyunca o adada kalmak zorunda kalacak 3 görevlinin hazin hikayeleri ile başlıyor. Daha sonra gelişen olaylar sizi kitabın başında ki gibi gemici bilgileri ile sıkmamakta. Jules Verne ilk defa okuyacaksanız bu kitabı ile başlamamanızı öneririm zira önceki inceleyenler gibi yarıda bırakabilirsiniz.

"İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buralar çok karışık. Kaç defa geldim, yine de kayboluyorum."

Gülcan Beydilli (Küçük Şair), bir alıntı ekledi.
18 May 11:20 · Kitabı okudu

Bizi alçaltan bu kanlı zafer taçları işte
Öptüğümüz o pis eller
O maymun maskara soytarılar
Küçük orospular
Kirli zevklerimiz
Yatağımıza giren frengili kadınlar
Aldığını geri vermez bir karanlık dört yanımızda
Hangi perdeyi aralasak gece
Hangi taşı kaldırsak çaresizlik
Ölüm isli bir fener ışığı bu karanlıklarda
Ölüm yorgun askerlerin tek umudu sıcak
Biz bu ölümlerle yakınız ölümsüzlüğe
Bu karanlıklarla uzak

İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar, Ümit Yaşar Oğuzcan (Sayfa 52)İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar, Ümit Yaşar Oğuzcan (Sayfa 52)
Osman Y., Bir Bilim Adamının Romanı'ı inceledi.
18 May 00:21 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

BU ÖZEL KİTABI OKUMAMA VESİLE OLAN Ömer Gezen 'E VE 1K Ankara Okuma Grubu 'NA TEŞEKKÜRLER

https://www.youtube.com/watch?v=RIz8uU6tx08 (Reklam amaçlı değildir)

ARANIZDA “MUSTAFA İNAN” OLMAK İSTERDİM DEMEYEN VAR MI?

Oğuz Atay okumaya bu kitapla başladım. Tutunamayanlar vardı aklımda ama nasip böyleymiş, eh pişman da değilim doğrusu.

Mustafa İnan gibi bir adamın hayatını nasıl anlatsak diye düşünüp bu görevi öğrencisi Oğuz Atay’a verirler. Kısa bir süre önce vefat etmiştir hoca. Atay da bu işe sadece kalemini değil yüreğini de verir.
Türkiye’nin yurt dışına doktora için gönderdiği ilk mühendisidir İnan. Hem bilim adamı hem gönül adamı nasıl olunurun 20. yy. Türkiye’si için belki de en başlıca örneğidir.

Neresinden başlayıp neresinden bahsetsek ki bu dolu dolu yaşam öyküsünün. Kitaptaki bilimsel konulardan öğrendiklerimiz, dil bilimi konusunda öğrendiklerimiz, şiirle ilgili öğrendiklerimiz, sevdayla ilgili öğrendiklerimiz, daha neler neler..

“Yolda hep bir gün evvelki mesut halimi(istersen halimizi) düşündüm.Buna mukabil o gün yollarda pek yalnızdım. Onun için hızlı yürüdüm. Bir an evvel bu boğucu sıcak ve beni ezen düşüncelerden uzaklaşmak istedim.Sen de geç geldin, seni çok bekledim.”

Sonradan eşi olacak Jale Hanım'a böyle seslenmiş bir keresinde İnan, bu naifliği ben bir de Kafka’da görmüştüm..

“Sandviçin tarihi de ilginçti: 18. yüzyılda yaşayan İngiliz lordu Earl of Sandwich, kumarbazın biriydi. Kumara öylesine düşkündü ki ,yemek yemeğe oturacak vakit bulamıyordu. Bir yandan kumar oynuyor, bir yandan da ekmek dilimlerinin arasına koydurduğu söğüş etleri yiyordu.”
"Efendi"nin Yunanca"dan geldiğini (aftendis) bildikten sonra insan başka türlü düşünür.Kilit(kleidi), harita(kharta), fener(fenarion), cins(genos) ve hatta temel(themelion) de aynı dilin kelimeleridir aslında.

Böyle güzel ilginç,dille ilgili ayrıntıları okumak her kitapta nasip olmaz mesela.

“ ‘Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder, fakat asla zekasından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekanın bir unsurudur.’ Hoca düşünmek sanatı üzerinde düşünürken bunları söylüyordu. “

“Aklın yanına hikmet dediğimiz yüksek bilgi kabiliyetine de yer vermek lazımdır. Hikmet, bu alemin olaylarına,onun üstüne çıkarak mütevazı bir şekilde bakmak, aralarındaki iç ahengi sezmek, aşk ile realitenin derinliğine nüfuz etmektir.”
“Bu anlamda bir şair, bir hakim,bir mutasavvıf ve veli, alimden çok derin olarak realiteye ulaşabilir. Kim iddia edebilir ki bugün Einstein, Mevlana’dan daha çok tabiat sırlarına erişmiştir?”

“Üniversite çevresinde iyi bir hoca,dürüst bir bilim adamı ve kimsenin hatırını kırmayan bir idareciydi. Edebiyat çevrelerinde güzel şiir okuyan,derin kültürü olduğu anlaşılan biriydi. Yani bütün bunların bileşkesi miydi Mustafa İnan? Yani bütün bunların hepsi miydi aslında? Yoksa hiçbiri mi değildi? Bence de bütün bunların hepsiydi ve hiç biri değildi.Yani bir yerde, derinliklerinde yalnız bir insandı.”

Bunlar bu kitabı, Mustafa İnan’ı anlatmaya yeter mi? Elbette hayır.. Buz dağının sadece görünen yüzü, lütfen bu değerli insanın hayatını okuyunuz..

lilâ, bir alıntı ekledi.
17 May 22:55

BAZI KİŞİSEL DURUMLAR
Gitti giden, ağzımın tadı bile
Kör bir şahidim ancak, çünkü dünya gözüyle
Neyi görebilir ki insan,
Gerçi fener olsa ne yazar en karanlık sularda
Ağaç diker güneşi baltalamak isteyen
Güneş ki bizi anar, kendini unutur da...

Güzellik Uykusu, İbrahim Tenekeci (Sayfa 10 - Profil Yayıncılık)Güzellik Uykusu, İbrahim Tenekeci (Sayfa 10 - Profil Yayıncılık)