• "Sanırım tüm ömrümü suda geçireceğim, yoksa ben bir kurbağa mıyım?"
  • 244 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Çocuklar için yazılmış, çocukları anlatan, çocuklara özel kitaplar vardır. Bunların en meşhurları Küçük Prens, Şeker Portakalı gibi kitaplardır. Ferenc Molnar'ın bu eseri ise anlamadığım bir şekilde diğerlerine göre biraz daha kıyıda köşede kalmıştır. Bu eserin farkı, diğer eserler gibi yetişkinlere ya da çocuklara herhangi bir mesaj verme kaygı taşımamasıdır. Sadece çocukların dünyasını anlatmak için yazılmıştır. Aynı zamanda çocukların çok değer verdiği bir şeyi, arsayı, oyun oynadıkları alanı koruma çabasını anlatır.

    Pal Sokağı Çocukları çocukken en sevdiğim kitaptı. Bulunca tekrar okudum. Kitap bize çocukların bir hidrojen atomu basitliğindeki hayatlarını anlatır. Karakterlerin yüzde sekseni çocuktur. Kanımca yetişkinler kitaba özellikle alınmamış. Böylece onların ciddiliği ve mantıklı hareketleri çocukların dünyasına girememiş.

    Kitapta temel olarak iki farklı mahallenin çocuklarının kendi aralarında çeteleşmesi ve oyun oynayacak alanlarını korumaları için verdikleri mücadele anlatılmaktadır. Çok da kutsal bir mücadeledir bu, onlar için. Çocukken size "Gidin, başka yerde oynayın." diyen amcalar yüzünden sokakta oynayamadığınız zamanlar oldu mu? Eğer olduysa Pal Sokağı çocuklarının bu davasının ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. Boş bulunan her alana bina dikilen mahallelerinde, oyun alanları olan iki bina arasındaki boş arsayı Kızıl Gömlekliler'e kaptırmamaya yeminlidirler. Bu uğurda iki grup da birbirleriyle kıyasıya savaşacaklardır. Neyle mi? Kum bombaları, tahta mızraklar ve teke tek mücadeleyle.

    Evet, çok kişiye tek kişi mücadele yasak. Çelme takmak bile yasak. Çocukların mücadelesi çok onurlu. Kitap, çocuk dünyasının en derinlerine ince dokunuşlar yaparak beni benden aldı, çocukluğuma götürdü. Çok saflar. Mesela arsa için mücadele edeceklerini anladıklarında "Uğrunda kavga bile ederiz." diyorlar. Ölüm yoktur onların dünyasında. Yaptıkları mantık dışı hareketlere de sıklıkla değinilmiş. Bir macun derneği var mesela. Derneğin üyeleri, saymanı, başkanı her şeyi var. Amaçları da camlara sürülen macunları toplamak ve macunu kurutmamak. Neden? Bilinmiyor. O macun toplanmalı ve kurumamalı. Derneğin macunu kuruduğu için başkan, başkanlıktan atılıyor, dernek toplantısına katılmayan Nemeçek hain ilan ediliyor, adı dernek defterinde kara listeye küçük harflerle yazılıyor. Ama bu işi öyle ciddi yapıyorlar ki asla "Durun çocuklar, bu yaptığınızın hiçbir mantığı yok." diyemiyorsunuz. Çocuk ciddiliği diye bir şey var sonuçta.

    Karakterlere de değinmek istiyorum. Boka, Pal Sokağı çocuklarının en akıllısı, çocukların seçilmiş başkanı, savaşta da generalidir. Diğer çocukların rütbeleri ise değişiyor. Ama aralarında küçük Nemeçek'ten başka er yok. Bu yüzden bütün işleri zavallı Nemeçek'e yüklüyorlar. Ama Nemeçek korkak bir karakterken Kızıl Gömlekliler'le savaştayken bütün hünerlerini ortaya seriyor ve birçok şeyde kendini feda ediyor. Arkadaşlarının güvenini kazanmak, kendini ispatlamak ve arsanın ele geçirilmemesi için yapmadığı şey kalmıyor. Bunun dışında Pastorlar, Lesik, Gereb, Kolnay... Hepsi sıradan çocuk dünyasının sıradan karakterleri...

    Kitabın sonu çok acıklı bitiyor. Eğer bir gün bir çocuğum olursa ona ilk tavsiye edeceğim kitaplardan biri olacak. İncelemeyi okuyan sizlere de tavsiye ederim. Keyifli okumalar...