Bir insanın sevdiği bir insanı toprağın altına koyma fikri hiçbir nöronuna sığdıramadığı bir gerçekti. İnsanların çoğu bu duruma sıradan bir gelenek gibi yaklaşsa da bunun ne demek olduğunu sevdiğini kaybeden biri bilebilirdi ancak. Yıllarını geçirdiği, bakmaya kıyamadığı onun için her şeyden vazgeçebileceği birini gömerken kendisinden bir parçayı da sevdiğiyle beraber toprağın altına bırakıyordu insan. Artık hayatının geri kalanını eksik bir insan olarak yaşamak zorundaydı.
İnsan denen canlı böyleydi işte. Üzerine hangi pahalı takım elbiseyi geçirirse geçirsin yeryüzünün en vahşi yaratıklarından birisiydi. Sergilediği vahşet için kimi zaman haklı nedenleri vardı kimi zaman ise haksızdı. Mesele bu kadar basitti.