• 120 syf.
    ·2 günde·10/10
    Son 60 yılın, sözüm ona mütedeyyin kesimini kapsamlı şekilde anlatan, bu kesimin en kolay sığınak olan din olgusunu hangi şekillerde kullandığını tüm hatlarıyla açmış bir eser. Aladağ, Ensar Vakfı, Adıyaman'daki iki farklı dava ve Diyarbakır'da meydana gelen yurt olaylarıyla ve kimlerin nasıl, neleri "yuttuğunu" ve sonra bu yutulanların nasıl "tükürüldüğünü" yazmış usta haberci.

    DP döneminde bir nebze özgürleşen tarikat ve cemaatlerin son 20 yıllık bantta nelere yol açtıklarını, neleri hamuduyla götürdüklerini ve geleceğimizi, eğitim sistemimizi kimlere nasıl emanet etmiş olmayı zannettiğimizi vurgulamış.

    İstatistikler, raporlar ve ifadeler şunu gösteriyor ki fukara ailenin biricik evladı bir hiç uğruna gençliğinin taze dallarını açamadan katlediliyor ya da ömrü, naif psikolojisi hunharca mahvediliyor.

    Derinden sarsmış bir alıntı iletmek istiyorum:
    "S: Devlet size sahip çıktı mı?
    C:Hiçbir şey görmedim devletten."

    Devletin hiçbir şey göster(e)memesinin evvelinde, olayların evveliyatı da şüphe uyandırıyor, lakin her üst kademe "kulağının üzerine yattığı" için tablo giderek rezil bir hale bürünüyor.

    Kitabın sonuna nakşettiği cümleleri, 94 yıllık koca çınarı yıkmayacak cinsten:
    ""Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün dediği gibi, 'Şeyhler, dervişler, müritler mensuplar memleketi' değil, 'kimsesizlerin kimsesi' olmalıdır."

    Bir kimsesize kimse olabilmek umuduyla...