Bir şeye sevgi duymak, erkeğin imtiyazıdır. Fakat eril ve dişil unsurlar, insani doğamız içerisinde birleştiklerinden, bir erkek kendisinin dişil kısmında, bir kadın da kendi eril kısmında yaşayabilir. Buna karşın, erkekteki dişil unsur, kadındaki eril unsur gibi sadece arka planın bir parçasıdır. Eğer kişi kendi içinde karşı cinsi yaşıyorsa, kendi arka planında yaşıyordur ve kişinin gerçek bireyselliği acı çekmektedir. Bir erkek, erkek olarak yaşamalıdır; bir kadın da kadın olarak. Her iki cinsteki karşı cins unsur, bilinçdışına tehlikeli bir şekilde yakındır. Hatta bilinçdışının farkındalığı olan zihin üzerindeki etkilerinin karşı cins bir karakteri olması, özgün bir durumdur. Örneğin ruh (anima, psişe), eril bilinci ödünleyen dişil bir karaktere sahiptir.