1000Kitap Logosu

Fethullah Gülen

Adam bunu 1998 'de yazmış!!!
Fethullah Gülen, ABD gezisi sırasında CIA' in üst düzey yetkilisiyle gizli bir görüşme yapmıştır. Türkiye'nin askerî ateşesi bu bilgiyi Türkiye'ye iletmiştir. Fetullahçıların, Erbil' de okul açabilmek için PKK' ye para yardımı yaptığı , Genelkurmay tarafından saptanmıştır.
Ahmet Taner Kışlalı
Sayfa 107 - Cumhuriyet Kitapları 9. Baskı 2020
4
70
208 syf.
Daha başta “Dokuz sekizlik sevdaların sahibi ben; isimleri Meriç ve Tuna olan deniz gözlü çocukların diyarından, kömür gözlü Dicle ve Fırat’ların memleketine gidiyorum...” demiş yazar. Anlamışsınızdır bu harika cümlenin meramını. Edebiyat, özellikle de gezi yazılarında uzun uzun tasvir yapmayı bırakalı çok oldu. Kelimelerden alınmış görev, fotoğraf ve videolara verilmiş. Peki gezi yazıları okunmayacak mı? Bu eser okuttu kendini. Ne yoktu ki içinde? Bir kere şiir vardı. “Ahmet Arif’in sadece bir tane şiir kitabı var. 'Hasretinden Prangalar Eskittim' Bir tek incecik şiir kitabı bir koca evrene bedel. Zaman kadar sonsuz anlamları barındırır içinde. Kara saplı bir hançer gibidir her mısrası, yüreklere saplanır okudukça, kan revana döndürür ruhları...” Türküler, onların verdiği duygular vardı. “Buralarda Yar Seven, Ölmezse Verem Olur” Ve insan, “Tam karşıda bir tezgah, bir sürü ünlü kişinin resimleri. Resimlere dikkat edince yelpazenin oldukça geniş olması bizi güldürüyor. En solda Che, hemen altında Apo, onun yanında Ecevit. Üstte Atatürk, solunda Hz. Ali, sağında Ahmet Kaya, altında Yılmaz Güney. Yılmaz Güney’in altında ise Fethullah Gülen…” Diyarlar vardı. Hasankeyf’ten Peyruze. Hasankeyfli Peyruze’yi hem yazar hem Ömer anlatıyor. Ben okudukça pürdikkat kesiliyorum. Hiç duymadığımız özellikleri bu diyarların, “Ömer diyor ki, on bin yıllık bir yapıdır Peyruze’nin evi. Rakamları, yılları, tarihi ve matematiği karıştırmadım; arkeologların araştırmaları söylüyor bunu. Onların hesaplamalarına göre ne milat, ne peygamberler, ne mitoloji, ne edebiyat, ne felsefe vardı Peyruze’nin evi oraya kurulduğunda... Sümer uygarlığı yoktu, Mısır ve Firavunlar, Musa ve Seti yoktu henüz... Ne Işığın Oğlu Ramses ne Bulutları Devşiren Zeus... Apollon Athena, Artemis, Ares ya da diğerleri yoktu. Denizlerin ve dağların efsanesi yazılmamıştı. Yazı yoktu, Sümer tabletleri icat olunmamıştı daha, Homeros yoktu, Troya’daki savaş meydanına akın etmemişti savaş tanrıları; Yunan uygarlığı ve Sokrates yoktu. Sofistler kalem bile almamışlardı ellerine...“ Elbette diyorum, burası Anadolu. Gezi tempolu sürüyor. Amed'de güller, Dengbej Evi, Demirci Kawa. Sonra, Uy Aman Aman, Burası Adıyaman, Kommagene, Nemrut'un Türküsü. “Efsaneler şehri Urfa, peygamberlerin mistik şehri, Balıklı Göl ve Hz. İbrahim efsanesi, Urfa'nın mağaraları, sıra gecesi ve gençleri, Harran'da buluşma" Ayağımızda kundura, düştük Urfa'da yollara. Tempo hiç düşmüyor. Mardin Kapı şen olur, turnam gidersen Mardin'e ve Şahmeran efsanesi... Ve aslında ta başında, "Hasan Paşa Hanı cok kalabalık." diyor yazar “Avluda atların nal seslerini, kesik kesik solumalarını duyuyorum. Uzun yoldan geldikleri belli, yorgunlar ve açlar. İri yarı adamlar bağrışıyorlar. Konuştuklarını anlamaya çalışıyorum ama nafile. Atlılardan birisi kafasını kaldırıp benden tarafa bakıyor. Benim tarafımdan gözetlendiğini hissetti kesin, korkarak geri çekiliyorum. Ama simsiyah gözleri gözlerimde takılı kalıyor…” Bir an için sürükleyici bir romanın içindeymişim gibi hissediyorum. Ne çok severim romanı! Bu ne? İçim gülümsüyor. Kelimeleri karşılayan gözlerime bahar, yüreğime hazan çöküyor. Başımdaki zonklama artıyor. Meto, diyorum usulca, bu kitaba aşk bulaşmış. Anlatıcı sesin bir kadın olduğu iyice belirginleşiyor. Yumuşak ve tedirgin ses devam ediyor. Ve artık yazı boyunca Mervan da var bize eşlik eden. Kah düşünde kah rüyasında kah hayallerinde yazarın. Onun sevdalı hali biz okurlara da nüfuz ediyor. “Bu Antep'in taşına bak, gözlerimin yaşına bak." Anlatıcı hissettiriyor kendisini "göz pınarlarıma dolan ama akamayan yaşlarla açıyorum tekrar gözlerimi, Mervan uzaklaşıyor sessizce” diyor. Bir film müziğinin güzelliği, futajlara yayılışı ve volümlerin mükemmelliğidir. Bir gezi yazısı ancak bu kadar yayılabilirdi bir okurun futajlarına. Olur da rastlarsanız, tavsiyemizdir.
Seyyare
10.0/10
· 5 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
64
Arapları kötüleyip, kendi pisliklerini görmemezlikten gelmek, akıl yoksunu olmak demektir. Birilerine göre Fethullah Gülen Türk'tür ve bu ülkeye ihanetin ötesini yapmıştır, ve siz bu haine tek bir laf etmezsiniz araplara ettiğiniz kadar! Bu ülkede çocuklara, ve de çok özür dileyerek hayvanata bile tecavüz eden Türk'ler vardır, ve sizin kafa yapısına sahip olan Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar, sizin gibi Türkleri tecavüzcü olarak itham etmeleri doğru mudur? Bu ülkenin yakın tarihinde, ülkeye ihanet edenler kafirler değildir, içimizdeki hainlerdir ve bunların çoğu Türk olmakla beraber, batı hayatı yaşama zevkleri vardır! Bu istekleri için bu ülkenin en değer hazinelerini bir hiç uğruna satmış ve toprak vermişlerdir! Ve siz bu Türk'lere tek bir laf etmezsiniz, edemezsiniz ama iş araplara gelince pisliğinizi kusarsınız. Haya ve edep sahibi olan bir insan, kalbinde azacık iman varsa, araplar diyerek kin kusmaz, şahısları hedef alır! Çünkü peygamber efendimizde araptır! Sen araplar deyince, aleyhisselatü vesselamı da içine alan bir hakaret tavrı sergilemiş olursun! Ki zaten, hedef araplar değil, araplar nezdinde İslam'a kin kusmak ve itibarsız hale getirmektir! Bu din Allah'ındır. Her ırkın içinde şeytanın askerleri vardır. O yüzden biz milliyetçi değiliz diyoruz, Peygamber Efendimiz'in neferi olduğumuzu söylüyor, adımızın da Ümmet-i Muhammed olduğunu Saadet Asr-ından beri ilan ediyoruz.
6
55
Amerika ve Yahudi müşterekliğinde ortaya konulan Büyük Ortadoğu projesinin amacı İslam'ı tahrif ederek, Müslümanları global sistemin bir unsuru hâline getirebilmek. Bu misyonun sembol kişisi Fethullah Gülen. Projenin İslamı hedef alan kısmının alt başlığı ise "ılımlı İslâm." Batıcı kemalizmin karşısına dikilen Üstad Necip Fazıl idi. Kemalizm ömrünü tamamlayıp ıskartaya çıkarılmak istendiğinde, ABD-Yahudi müşterekliğinde yerine konan fetö'cülük, yani ılımlı İslam idi. Bu saldırıya daha en başından, 1986'dan itibaren karşı koyan isim Mirzabeyoğlu idi.
Aylık Dergisi
Sayfa 66 - Beyne Elektromanyetik Kurşun/Telegram İşkencesi
1
48