Birserçeninsırtçantası

Birserçeninsırtçantası
@fevha
Şuhedanın lezzetine hiçbir şey yetişemiyor.
Zâhidü’l-Kevserî, Âlimiyye imtihanı öncesi üstadı Alasonî ile yaşadığı bir hatırasını kendisi şöyle anlatır, “Ruûs imtihanı (Âlimiyye) bizim medreseden mezun olduğumuz yıllarda beş yılda bir yapılıyordu. Bir imtihanda başarılı olamayanlar diğer imtihan için beş yıl daha beklemek zorundaydılar. Bu, gerçekten öğrencilerin sabır ve tahammüllerini tüketiyordu. Bundan dolayı talabeler önlerindeki ilk imtihanda başarılı olmak için bütün gayretlerini, tahsil hayatlarının en hayatî imtihanına sarf edip, var güçleriyle çalışıyorlardı. Ben ve bazı arkadaşlarım, medresedeki almamız gereken dersler daha tamamlanmadan, imtihana hazırlık yapıyorduk. Medresedeki sabah dersleri Nesefî’nin hâşiyelerinin ele alındığı bir dersti. Bu kısımların bahis olarak pek ağır olmamasını fırsat bilerek sabah derslerine katılmamaya karar verdim. Böylece imtihanda sorumlu olduğumuz diğer ilim bahislerine yoğunlaşma fırsatım olacaktı. Derslere katılmadığım o haftanın Perşembe gecesi Üstat Alasonî’yi rüyamda gördüm Fatih Camii’ndeydi, tebessüm ederek bana bakıyor ve şöyle diyordu: “Günlerdir seni sabah derslerinde göremiyorum. Olmadık bahanelerle sakın derslerden geri kalma. Derslerin sana mutlaka faydası vardır.” Uyanınca kendi kendime, “Herhalde üstadın, benim yokluğumu fark etmesinden duyduğum endişenin çok tesirinde kaldım.” dedim ve rüyadan da kimseye bahsetmedim. Bir gün sonra Cuma günü samimi arkadaşlarımdan birisi kaldığım eve geldi. Bana, “Akşam namazından önce Fatih Camii yakınında Üstat Alasonî ile karşılaştım, kendisine selam verdim. Durdu ve bana, “Arkadaşın falanı (beni kastetmişti) ziyarete gidiyor musun?” diye sordu. “Evet.” dedim. Bana, “Ona selam söyle ve de ki günlerdir onu sabah derslerinde göremiyorum. Olmadık bahanelerle derslerini aksatmasın. Bu derslerin ona mutlaka faydası
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Zâhidü’l-Kevserî’nin çalışmaları arasında önemli yer tutan, tahkik ederek yayına hazırladığı birçok eser, onun hep bu kütüphane serüveni sonucu keşfettiği ve okunacak hâle getirdiği eserlerdir.. Çok mesai ayırdığı bu işten bir karşılık beklemez ve matbaa sahiplerinin maddî tekliflerine “Teklif ettiğiniz şeylerle, âhirette bunlar için vaad edilen ecir bir arada olmaz ki!” cevabını verirdi."
"İslamî ilim merkezlerinde asırlarca ders ve mütalâa vazifesi görmüş kitaplar, dıştan bakıldığında sanki mevcudun tekrarı gibi algılanmıştır. Hâlbuki, hayatlarını “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.” hadisine sıkı sıkıya bağlı yaşamış ilim geleneğinin böylesine bir tekrara düşmesi düşünülemez"

Birserçeninsırtçantası

, bir kitabı okumaya başladı
Akif Coşkun
10/10 · 3 okunma
"Zâhidü’l-Kevserî müntesip olduğu Hanefî mezhebinin büyük imamı, İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe ve onun yakın talebeleri hususunda oldukça hassastır. İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’ye karşı beslediği bu alâka, hasımlarınca, “Mecnun-u Ebî Hanîfe”, şeklinde isimlendirilmesine sebep olmuştur."