“Ya Ali! Muhakkak İslâm çıplaktır. Elbisesi takvâ, kanatları hidayet (doğru yol), zinet ve süsü hâyâ (utanmak), diğeri verâ (şüphelilerden uzak durmak), kıvamı da salih ameldir. İslâm'ın esası, beni ve benim ehl-i beytimi (ev ahalimi) sevmektir.”
•••
İslâm öyle bir kelimedir ki bununla pek bir şey anlaşılmaz. Karşıdan bakan ürker, bugün Müslümanlıktan ürkenler gibi. Fakat onu ne zaman giyindirir, kuşatır, süsler, takvâsıyla mal ve mülkü ile bir de hâyâ nimetiyle süsler, bir de bunun üzerine verâ denilen süphelerden çekinme ve uzak durma ile yani tertemiz, gözleri kamaştıran bir elbise ki üzerinde hiç toz, leke, kir yok; bunun bir de salih amel yani güzel amellerle, namazdan tutun da bütün hayırlarla kıvamlandırmak, kıvama getirmek suretiyle düzenlerseniz, böyle İslâm'a herkes bayılır.
Vaktiyle top top gelip müslüman olanlar gibi, herkes böyle Müslümanlığa imrenir. Zira yüzü nur, içi nur, dışı da nur, bakanlar hayran olurlar. Çünkü hiç kimseye kötülük aklından geçmediği gibi, herkese karşı çok merhametli ve şefkatli, bulunmaz bir adam, artık böyle bir kimseyi kim sevmez?