Hepimizin içi binlerce parça.
Bazısı ışıktan, bazısı gölgelerden örülmüş.
Kimi zaman bir çocuğun gözlerindeki umut, kimi zaman bir ihtiyarın suskunluğunda saklı hüzün.
Bir insan olarak yekpare görünsek de içimiz, bir dualitenin mozaiği…
Her adımda bir seçim yapıyoruz.
Ya içimizdeki ateşi besliyoruz ya da suyla serinletiyoruz.
Kimi zaman Leyla’nın sabrı, kimi zaman Mecnun’un çılgınlığı oluyoruz.
Bazen kalbimiz aklımızı susturuyor, bazen aklımız kalbimize duvar örüyor.
Oysa mesele savaşmak değil…
Mesele, içimizdeki mozaiği tanımak ve ona en güzel şekli vermek.
Ve her seçim bir çekiç darbesi.
Ya içindeki taşları ustalıkla yontarsın ya da gelişigüzel kırarsın.
Ömür, içimizdeki kaosu sanata dönüştürme yolculuğu.
Gerisi, bitmeyen kutlu bir işçilikten başka ne?