handan

handan
Bütün mümkünlerin kıyısındayım...
Yüksek lisans
90 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Reklam
Hepimizin içi binlerce parça. Bazısı ışıktan, bazısı gölgelerden örülmüş. Kimi zaman bir çocuğun gözlerindeki umut, kimi zaman bir ihtiyarın suskunluğunda saklı hüzün. Bir insan olarak yekpare görünsek de içimiz, bir dualitenin mozaiği… Her adımda bir seçim yapıyoruz. Ya içimizdeki ateşi besliyoruz ya da suyla serinletiyoruz. Kimi zaman Leyla’nın sabrı, kimi zaman Mecnun’un çılgınlığı oluyoruz. Bazen kalbimiz aklımızı susturuyor, bazen aklımız kalbimize duvar örüyor. Oysa mesele savaşmak değil… Mesele, içimizdeki mozaiği tanımak ve ona en güzel şekli vermek. Ve her seçim bir çekiç darbesi. Ya içindeki taşları ustalıkla yontarsın ya da gelişigüzel kırarsın. Ömür, içimizdeki kaosu sanata dönüştürme yolculuğu. Gerisi, bitmeyen kutlu bir işçilikten başka ne?
İnsan, bir şeye yeterince bakarsa… olmayanı var sanabilir, gideni kalmış gibi hissedebilir. Ait olmadığını bile bile kendini oraya ait zanneder bazen, sadece tanıdık geldiği için. Tanışıklığın o sahte huzuru, teslimiyetin tatlı tuzağına dönüşür. İşte bu, en büyük yanılsamadır. Çünkü tanıdık olan, her zaman doğru olan değildir. Gidilmesi gereken yerde kalmak, bir tür unutulmuşluk halidir. Neyse ki ben, kalmakla değil gitmekle sınanmıştım; sisli bir camda silinen bir parmak izi gibi yavaş yavaş kaybolmayı seçmiştim.
...anladığım kadarı ile milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık. bir odadayız milena. birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada...