Elleriyle ne yapacağına asla kendisi karar vermemisti. Simdi elleri ne isterlerse yapabilir ne isterlerse olabilirdi. Kuş bile olabilirlerdi belki! Ah, keske kus olabilseler, onu da süirükleyerek yükseklerde uçsalar, uzaklara, gidebildikleri kadar uzaklara götürseler! Pencereye yaklaştı, ellerini gökyüzüne doğru uzatti. Kendinden kaçmak istiyordu. Bir șey düşünmek, bir şeye karar vermek, konuşmak zorunda kalmak istemiyordu.
Aslında bir seylerden kaçıp bir seyi kovalıyorlardı. Peşinden koștuklarına "özgürlük", "mutluluk" gibi isimler takıyorlardı. Kaçtıkları șeyin adını pek iyi bilmiyorlardı. Arada "çevre baskısı" diyorlardı ona da... Ayla, bu kompartımanda kaçtığı şeyin kendi içinde olduğunu anlıyordu. Kaynağı ister çevre baskısı olsun, ister ne olursa olsun, kaçtığı ve bir türlü kaçamadığı şey kendi içindeydi, kendisiydi.
Bu kitabı oldukça beğendim. Özellikle baştaki gelinlik kısmı tamamen patriarkal düzende kadınlardan beklenen saflık kültürüne bir gönderme. Gelinliğin kanlı ve parçalanmış olması aslında kadınlığa geçişini, saflığı kaybedilmsini çok güzel anlatmış.
Amca karakteri güçlü ve baskıcı, tıpkı patriarkal gibi. Kadınların nasıl davranacağını ve aslında birey olarak değil de kukla olarak görüldüğünü gösteriyor.
Eserde bir sürü gönderme de bulunuyor. Masallar, oyunlar, mitler. Çevirmenin notlarını oldukça beğendim. Çok akıcı ve güzeldi.
Sonu kesinlikle favorim. Bu düzenin yakılıp yıkılması...