Benim için sadece bir roman olmadı, yıllardır adımladığım Ankara sokaklarına, gençliğimin içine açılan bir kapı oldu.
Darbe döneminin gölgesinde kalan hayatları, darbe günlüklerini, sessizce taşınan acıları okurken, bir yandan da kendi hafızamın tozlu rafları açıldı. Sizin satırlarınızda, yıllarca görmezden gelinen, üzeri örtülen, ‘unutulsun’ istenen ne varsa yeniden yüzeye çıktı. Hatırlamanın ne kadar ağır ama bir o kadar da onurlu bir yük olduğunu hissettim.
Ankara sokaklarını yaşadım ben; Çocukluğumun mekânlarini gezdim bir bir.Eymir Gölü’ne defalarca gittim, Kumrular Sokak’tan geçtim, Ankara Sanat Tiyatrosu’na çok gittim… Kitapta geçen yerler sadece mekân olarak kalmadı bende, hepsinin bende bir anısı, bir duygusu var. O yüzden bu romanda anlatılan yaşamlar, bana çok tanıdık, çok içten geldi. Sanki uzaktan bir başkasının hikâyesini değil, yanı başımdaki insanların, komşuların, arkadaşların, hatta kendimin suskun hikâyesini okudum.
Zeynep’in sessiz direnişi, hafızasına sahip çıkışı, geçmişle ve acıyla kurduğu o ince dengede kendimden çok şey buldum. Bir ülkeyi sevmenin görünmeyen yükünü, evlerin içine sinmiş korkuyu, sokaklara sinmiş tedirginliği satır satır hissettim.Ali,Komiser Mustafa,Elif,Onur,Deniz,Umut...
#geyikligece
Unutmanın dayatıldığı bir yerde, siz bu kitapla hatırlamayı seçmişsiniz. Okur olarak ben de, bu hikâyeyle beraber kendi içimdeki tanıklığıma sahip çıkıyorum.
Böylesine gerçek, sarsıcı ve bir o kadar da ince bir dille yazdığınız için yürekten teşekkür ederim. Bu kitap bende kolay kolay unutulmayacak.
adeta su gibi aktı sayfalar… Hem yüreğe dokunan hem de hafızayı dürten bir dil var bu kitapta.
Böylesine gerçek, sarsıcı ve bir o kadar da ince bir dille yazdığınız için yürekten teşekkür ederim. @pelineozkan
Bazen hatırlamakta bir