"Hayatın içinden geçmeye çalışıyordum ama cehennem her yerdeydi.Kendi cehennemimi inşa etmeyecegime dair söz vermiştim ben de kendime.Annemi,ablalarimi,kardeşimi kurtaracagima ...Oysa şimdi şu halime bak"
Anne-baba demek kendi gördüğünü,bildiğini ailesine dayatmak demek değildir.Cocuklar sizin olabilir ama hayat onların ve hayallarine izin verin.
Selim,karakterimizin adı ve muhafazakar babasından çekmediği kalmiyor.Yedigi dayaklarin haddi hesabı yok,sonra annesi giriyor devreye adam kızları da dahil aile esrafini hemen her gün yeşil hortumla kolu kirilina kadar dövüyor! Kimseye ne istediği sorulmuyor ,tek bir sevgi sozcugu yok .Hep eleştiri hep azar,dayak.Bir ara dayilarina sığınıp az rahatliyorlar sonra yine morluklar içinde korkudan geçen günler..derken Selim universiteyi kazanır gözü dışarıda olmasın hovardalik yapmasın diye Perihan ile apar topar evlendirilir ki yaşları 18-17 dir!
Göya hovardalik yapmasın diye ilerleyen sayfalarda bu yasanmamisliklar ailesine hatta hayatına mal olacaktır.
Perihan ise evcimen ,anaç kadın .öyle yetişmiş görmüş bilmiş ne yapsın? Yuvamı kurtarırım diye bekliyor her daim..Allah'tan kızlarına ve ona bir şey olmadı ; olmadı dediğim hali de buysa tabii!
Bir baba ailesini sevmezse demiştim aksi yürekte kanayan yaradır diye belirtmiştim.
Babasından Selime miras kalan sevgisizlik onu dipsiz kuyulara iterken bir gün bile kendine sorular sormayıp doğru yolunu bulma çabası içine girmezken bir ömür nasıl harcanır ,bir yuva ne şekilde dağıtılır güzel bir örneği #uzunzamanönce kitabı. İnsan yaşamadığı duyguların,hayatın esiri mi acaba? Ya Gizem?Annesiz geçen cocukluk sevgisiz büyüyen babasından görmediği değeri başkalarında arama telaşı miydi eksikligini kapatmak isteyen davranışları?
Birbirlerine hayatı dar ederken ne kendilerine iyi geldiler ne