Dinle sevdiğim bu ayrılık saatidir
dünya var olalı beri çirkin ve soğuk
ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi
tadı dudaklarımızda acımsı, buruk
bu saatte gözyaşları, yeminler
boş bir tesellidir inandığımız
perde kapanıyor, filim bitiyor işte
o hiç bitmeyecek sandığımız
görüyorsun konuşacak bir şeyimiz kalmadı
sadece bakışlarımızda hüzün...

Bahadır Cüneyt Yalçın - Satranç
"Çocuklar bize bazen çocuk olduklarını hatırlatır.” Tortelius

—Satranç çok saçma… Atlar okuma yazma bilmez ki.

—Atların okuma yazma bilmesi gerekmiyor, senin bilmen yeterli.

—Olur mu hiç, nasıl gidecek L şeklinde?

—Kendi mi gidiyor? Sen götürüyorsun.

—Olsun gene de saçma. Filler çapraz gider diye kuralı kim koymuş? Tuvalete koşan benden başka kimse çapraz gidemez.

—Neden gidemesin? Köpeklere hiç arkadan baktın mı? Onlar da çapraz gider.

—Satrançta köpek yok ki.

—Evladım, köpek gidiyorsa fil de gider demek istiyorum.

—Filler büyük ama.

—Haklısın oğlum. Haklısın… Yoruldum. Hamleni yapacak mısın?

—Kaleyi oynayayım diye düşünüyorum… Al işte, kalelerin yürüdüğünü de hiç görmedim.

—Hayatında kaç kere gerçek bir kale gördün?

—Gerçek kaleler yürüyormuş mu?

—Yürümüyor. Bu sadece bir oyun. Neden bu kadar uzatıyorsun?

—Sadece bir oyunsa doktorculuk oynayalım. Neden satranç oynuyoruz? Sıkıldım satrançtan.

—Vallahi satrancın da sana pek güzel duygular beslediğini sanmıyorum.

—Ne?

—Yok bi şey. Bak, satranç çok eski bir oyundur. Kralların oyunu. Zekâ gelişimine yardımcı olur. Aptal bir çocuk mu olmak istiyorsun?

—Monopoly oynasak?

—Para oyunu o. Ne gerek var. Bak burada planlayarak, düşünerek oynama var.

—Düşünerek mi? Sen hiç düşünmüyorsun ki, hemen vezirimi alıverdin.

—Hızlı düşünüyorum. Sen de yap.

—Ben yapamıyorum baba. Ben küçüğüm. Evcilik oynayalım mı?

—Evciliği kızlar oynar.

—Bunu da krallar oynarmış. Biz kral mıyız?

—Öfff! Şimdi tablayı fırlatacağım duvara. Oyna, piyonu oyna.

—Piyonlar hiçbir işe yaramaz. Boşuna. Bir de yeterince yürüyünce vezir mi oluyordu? Peh! Var mı öyle bir aristokrasi?

—Aristokrasi mi?!.. Savaşları askerler kazanır, piyonlar kazanır.

—Hangi savaştan bahsediyorsun? Hani kılıç? Hani bomba? Hani Rumsfeld?

—Misal verdim oğlum.

—Bana misal verme baba, bana… Neyse!

—Delirtme beni çocuk. Kaleyi çek oradan bak filim yaklaşıyor.

—Yaklaşsın, kale yıkılmaz ki.

—Yıkılır.

—Yıkılmaz.

—Evladım, ben senin iyiliğini düşünüyorum. Hem öğren hem de gerçek bir oyun neymiş gör istiyorum.

—Ne kralın karısı var, ne vezirin karısı var. Neresi gerçek?

—Oğlum savaş bu. Savaşa kadınlar gitmez.

—Kadınlar gitmez ama atlar tek başına… Jokeyler yolda mı düşmüş?

—Sus da oyna… Bak fillerini hep aldım.

—Filler sarhoş… Hiç de işime yaramaz. Ayrıca kral çok mu şişman, bir türlü gidemiyor… Saçma!

—Şah derler ona.

—Şah?

—Şah.

—Bi şey diycem baba.

—Ne var?

—Şah-mat!

aslında hayat bir filim çeki gibidir
tam mutlu oldun derken yönetmen der ki kestik
hiç bunu yaşıyan varmı ben çok yaşadım:))

Mustafa Eroğlu, bir alıntı ekledi.
11 Nis 18:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hava kararıyordu. Köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kolkola. Delikanlı birşeyler anlatıyordu,genç kız da başını sallıyordu. ''Bana kalırsa filim biraz karışıktı.'' dedi genç adam. ''Bazı yerlerini anlamadım.'' ''Canım,'' dedi kız, ''Sonunda çocuk ölüyor işte.'' ''Aptal,'' dedi delikanlı, '' O kadarını biz de anladık.''

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 474 - İletişim)Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 474 - İletişim)
MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
06 Nis 11:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir rüya ya da kâbus aslında kafanızın içindeki bir filim gibidir o kadar, tek farkı siz de içinde yer alabilirsiniz.

Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
İsmail şafak, bir alıntı ekledi.
04 Nis 09:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

kafamda birçok filim üst üste oynuyordu.

Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 43 - İletişim Yayınları)Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 43 - İletişim Yayınları)