• 1984 Kitabını herkes okudu. Peki filmini izlediniz mi?
    George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik roman olan hepimizin okuduğu 1984 adlı kitabından uyarlanmıştır. Filmin ironik tarafı ise Winston Smith'i canlandıran John Hurt 2005 yılında vizyona giren V for Vendetta filminde Adam Susan'ı canlandırması..
    https://youtu.be/SyweuVTB_7k
  • İzlediğim ilk İran filmi...

    Müthiş bir aşk ve dram filmi...

    Mahi lise son sınıftadır. Otobüste bir genci görür. Heiran... Birbirine aşık olurlar.
    Heiran üniversite öğrencisidir. Para kazanmak için tatillerde çalışmaya gider. Orada Mahi ile tanışır.
    Heiran Afgan olduğu için Mahi'nin babası kızı vermez.
    Heiran başka şehre gider. Mahi onun peşinden gider.

    Sonrasını izleyin.

    Güzel bir film. Beni neredeyse ağlatacaktı😂
  • 336 syf.
    ·2 günde
    ~Körlük|José Saramago~
    • @selininbiri_ her fırsatta “bu kitabı okumalısın” diyordu en son @sinanyasarsa ‘nın da önerisini görünce artık okumanın zamanı geldi dedim :) İkisine de bu güzel öneri için çok teşekkür ediyorum.
    •Önyargılarla başlamıştım fakat hayran kaldığım hatta bu yıl okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim. Kitabın sonuna kadar ne olacak şimdi diye merakım hep sürdü. Yüzyıllık Yanlızlık kitabında yaşadığım isim karmaşasından sonra bu kitapta,kahramanların adlarının olmayışı oldukça hoşuma gitti. :)
    •Konusu tüyler ürpertici, özellikle kahramanlarla empati yaptığınızda etkisinden kurtulmanız güç...
    •Dikkatimi çeken ve başarılı bulduğum bir diğer özellik; konuşma çizgileri, tırnak içine alınan cümleler olmadığı halde, kişiler arası dialoglar herhangi bir karışıklık olmadan harika bir anlatımla okuyucuya sunulmuş.
    •Bu kitapta; görme yetisini kaybetmeye başlayan insanların zamanla, yaşadıkları çaresizlikle, insanlıklarını nasıl kaybetmeye başladıklarının, nasıl bencilleştiklerinin hikayesini okuyacaksınız.
    José Saramago'nun Körlük romanından uyarlanan 2008 yapımı Körlük filmi de varmış, ben şimdi filmi izlemeye gidiyorum, bakalım kitap kadar film de başarılı mı ;)
    Kitaptan Alıntılar;
    •Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı.
    •Hiçbir mutluluk sonsuza kadar sürmediği gibi, mutsuzluk da geçicidir.
    •Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz.
    •Sessiz kalma en kuvvetli alkışlamadır.
    •Göz,belkide insan bedeninin içinde ruh barındıran tek kısımdır.
    •Zorunluluklar insana mucizeler yarattırır.
    •Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et.
    •Korku, insanı kör eder
    •Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler.
  • Merhaba Sevgili 1K Okurları;

    🎬 YouTube kanalımın ikinci videosu yayında!!!
    👉🏻 https://youtu.be/ZbCVXncwnvE

    George Orwell'ın kafamıza balyozla vuran 1984'ü üzerine sizlerle biraz dertleştim.

    Distopya türünde Kitap ve Film önerileride incelemede mevcut.

    1984 için özel hazırladıkları videoyu kullanmama izin verdikleri için "Can Yayınlarına" teşekkürlerimi iletiyorum.

    📍 İnceleme videosunun içeriğinde neler var?

    *George Orwell hakkında kısaca bilgi,

    *1984 nasıl yazıldı;
    ~Ne anlatıyor,
    ~Nasıl yayınlandı,

    *1984 hangi düşünceyi eleştiriyor;
    ~Hedefinde kim var,
    ~Bizi neye karşı uyarıyor,

    *1984'ün gerçekleşme ihtimali var mı,
    ~Biz anlatılanların neresindeyiz,
    ~Almamız gereken dersler neler.

    🎬 Distopya Film Önerileri 👈🏻
    📚 Distopya Kitap Önerileri 👈🏻

    1984 için özenle hazırlanmış olduğum bu video; kitabı okumamış olanlar için umarım faydalı olur. Bu vesile ile merak eder okursanız da amacına ulaşan bir paylaşım olmuş olur.

    Fikirlere "Biraz" Serbestlik Gerek ilkesini edinerek çıktığım bu yolda "özgürce" paylaşımlar yapmaya devam edeceğim.

    Faydalı olması dileğiyle, lütfen fikirlerinizi esirgemeyin.

    https://www.youtube.com/c/CepniOkur


    *

    Girmiş olduğum bu yolda desteğinizi hissetmek isterim. Beğenmiş olun ya da olmayın fark etmez, yorumlarınız benim için değerli bunu bilin. Ve ayrıca videoyu beğenirseniz, YouTube üyeliğiniz de varsa, Abone olup, fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

    Kanal üzerinden üretilecek içeriklerde bir sınır olmayacak. Kitabın uzandığı tüm konuları ele almaya çalışacağım. Kitaplar o kadar geniş bir dünya sunuyor ki bizlere, bu dünyadan yararlı olabilecek şeyler çıkarmaya çalışacağım. Özellikle bol bol öneri videoları olacak. 

    Destekleriniz için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum. 

    Sağlıcakla ve Kitaplarla kalın.

    Saygılarımla.
  • Gizemli Adaya Yolculuk.

    Harika görselliğiyle Jules Verne okuyanların izlemesi gereken bir film.
  • Öncelikle selamün aleyküm 😊.
    Bu aralar değil uygulamayı kullandığımdan beri çok rahatsız olduğum bir konuyu beyan etmek istiyorum .
    Burası 1K arkadaşlar açılımı 1000Kitap. Ben instgram, Twitter gibi sürekli gündemden bahseden medyadan uzak durmak için bu huzurlu ortamda bulunmak istedim . Hayır yani bazen öyle affınıza sığınarak söylüyorum “ Ergence paylaşım “ yapanlar kişiler var ki. Paylaşımlarında “ Canım sıkkın . Konuşmak isteyen / Veya internetin herhangi bir saçma sapan cümlesini yazıp iyi geceler dertliler / ya da en çok korktuğunuz şey / en çok insan ne zaman sevilir / çok sevdim olmadı . Ya elbette birbirimizden öneri tavsiye alacağız . Takip ettiğim kişiler arasında gerek kitap gerek film gerekse araştırma konusu dahi alan var. Ve lütfen bir iki cümleyi de kitap incelemesi olarak algılamayın. O gün geziniyordum Peyami Safa’nın bir kitabına “ Sıktııııı hemen bıraktım ............” deyip incelemeyi kaydeden insanlar var . Şimdi haklı olarak “ Ee takip etme o kişileri diyeceksiniz ?” Fakat keşfet bölümü olsun veyahut takip ettiğim kişiler tarafından o gönderilere yapılan yorumlar olsun ister istemez karşıma çıkıyor . Hepimiz harikulade paylaşımlar yapacak değiliz . Fakat bu ortamı düzgün kullanmayan insanların, profilinde sadece bir tane kitap alıntı dahi olmayan insanların , bu güzelim uygulamayı pisletmelerine hakları olduğunu düşünmüyorum . Burası “kızlar soruyor , İnstagram veya herhangi bi sosyal medya değil!” Burası kız-erkeğin herhangi bir ilişkisine dönecek platform da değil. Lütfen bu nadide güzel uygulamayı da bozmayalım . Dünyalaşmadan da yaşayabiliriz . Şu ana kadar yazdıklarımda herhangi bir saygısızlık var ise tüm samimiyetimle özür dilerim . Ne çok uzun konuştum değil mi? Belki çoğusu yazıyı buraya kadar okuyamadı bile... Biz bu modern çağın üşengeç insanları olarak bir kitap araştırmak ,
    Bir ansiklopedi karıştırmak için bile zamanımız olmuyor . Uzun olan , zor olan , şeylerdeki Râhmet’i düşünemiyor , her zaman zahmet olarak algılıyoruz değil mi?
    Rabbim bu âhval’den en tez vakitte hâlas eylesin bizi.
    Selam ve muhabbetle efendim....😊🥀
  • Sevgili Tuco Herrera 'nın önerisiyle daha çok okurun yararlanması için belgesel önerilerimi bir iletide toplamaya karar verdim. İşte naçizane önerilerim:
    *Kapitalizm sisteminin nasıl işlediğini, nasıl kandırıldığımızı, tüketime zorlandığımızı anlatan çok güzel bir belgesel: THE LIGHTBULB CONSPIRACY
    *Kapitalizm ve şirket denen kavramın ilk ortaya çıkışı, geçmişten günümüze geldiği nokta, sömürünün karşımıza çıktığı, öğrencisinden banka memuruna, fast food kasiyerinden reklamcısına herkesin izlemesi gereken: THE CORPORATION
    *Kıyafetlere çok para harcayan/harcamak isteyen biri olarak bakış açımı değiştiren bir belgesel. Hızlı tüketimin dünyada nelere yol açtığını, "moda" denen çılgınlığın nelere sebep olduğunu gözler önüne seren: THE TRUE COST
    *Tüketim bizi mutlu ediyor mu, yoksa sadelik çok daha huzur verici mi?: MINIMALISM
    *Propaganda, toplumsal sınıflar, savaş... İlgililerine güzel bir öneri: PSYWAR
    *Hiçbirimizin okumadığı internet sitelerindeki "hüküm ve koşullar"ın içeriğini, verilerimizin nasıl toplandığını ve izlendiğimizi anlatan, bitirdiğinizde "Yav bir salın bizi!!" diyeceğiniz: HÜKÜM VE KOŞULLAR GEÇERLİ OLABİLİR
    *Adı üstünde 'dünya tarihi' Asurlulardan, Fenikelilere, geçmişten günümüze... Genel kültürümü bir anda arttıran: ANDREW MARR'S HISTORY OF THE WORLD
    *Bölümleri 15-20 dk süren sıkılmayacağınız bir mini belgesel serisi. Her bölümde farklı konular işleniyor (tek eşlilik, e-sporlar, müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkisi, kripto paralar gibi) dolayısıyla istediğiniz bölümden başlayabilirsiniz. Bölümler ortalama 20 dk olduğu için sürekli izlenebilir: EXPLAINED
    *Gelecek nesiller 21. yüzyılda yaşayan bizleri tüm imkanlara rağmen kendilerini felakete sürükleyen aptallar ordusu olarak mı görecek? Sizi geleceğiniz hakkında korkutabilecek bir belgesel: APTALLIK ÇAĞI
    *Ülkelerindeki ataerkil hukuk sistemindeki çürümüşlüğün kökünü kurutmak için savaş veren Sisters in Law, mahkeme salonunda bir etki yaratmaya çalışan kadınların peşine düşüyor: ADALET İÇİN KIZ KARDEŞLİK
    *Kuzey Kore'de neler döndüğüne meraklıysanız: THE PROPAGANDA GAME
    *Öğretmenlik okuyarsanız, okumayı düşünüyorsanız veya öğretmenseniz (ya da öğretmenler yattığı yerden maaş alıyor diyenlerdenseniz), bir köy okulunda Türkçe bilmeyen Kürt çocuklara eğitim vermeye çalışan bir öğretmenin belgeseli: İKİ DİL BİR BAVUL
    *Tasarım hakkında ilham verici, büyüleyici bir belgesel serisi. Özellikle tasarımla ilgilenenlere tavsiyemdir: ABSTRACT
    *Yemek endüstrisi, yediğimiz gıdalar nerden geliyor, gıda endüstrisinin iç yüzü için: FOOD INC., WHAT THE HEALTH, ÇATAL BIÇAKTAN ÜSTÜNDÜR, GIDA SUÇLARI ve EARTHLINGS
    *Fast food tüketmenin fiziksel ve ruhsal açıdan zararlı etkilerini kanıtlamaya çalışan bir belgesel. Ayrıca obezite meselesine de yeni bir ışık tutuyor: SUPER SIZE ME
    *Batı medyasısın özellikle Ortadoğu haberlerini taraflı yansıtmasını gözler önüne seren bir belgesel: THE WAR YOU DON'T SEE
    *Medya güdümlü savaşların etiğini sorgulayan, Arap dünyasının en popüler yayın organı El Cezire'yi tanıtan bir yapım. Söz konusu kanal Bush yönetiminin Irak Savaşı ile ilgili her şeyi görmemizi istemediğini ortaya çıkardı: CONTROL ROOM
    *1950'lerde Afrika levreği Victoria gölüne salınmıştı. Sadece 10 yıl içinde doymak bilmez bu canavar diğer balık türlerinin neredeyse hepsini ortadan kaldırarak gölü ekolojik bir çöplük haline getirdi. Daha geniş kapsamda gizli kapaklı yürütülen silah ticaretini irdeliyor. Film, kıtaya sürekli silah alışıyla artan Pan-Afrikanist şiddet de dahil olmak üzere bu ticaretin yol açtığı zararları sorgular: DARWIN'S NIGHTMARE
    * Amerika'nın Lydon B. Johnson’dan George Bush dönemine kadar geçen sürede gerçeklikten saptırılarak medyaya sunulan kamera görüntülerini irdeleyen: WAR MADE EASY
    *Çeçen Savaşı'nın Rusya ve Çeçenistan'daki çocukların psikolojisini nasıl etkilediğini anlatan ödüllü belgesel. Savaş yüzünden travma geçiren, Rus birlikleri tarafından toplu tecavüze uğrayanından tutun da, aklını yitiren annesi tarafından öldürülmek istenene kadar bir avuç çocuğun profilini çiziyor: THE 3 ROOMS OF MELANCHOLIA
    *Japonya'daki yunus katliamını ve Japonların tüm dünyanın gözü önünde bunu nasıl örtpas ettiğinin gözler önüne serildiği: THE COVE
    *Michael Moore'un Amerika'nın işgal politikasını mizahi bir şekilde hicvederek ülkesindeki eksiklikleri gözler önüne serdiği anlamlı bir belgesel: WHERE TO INVADE NEXT
    *Yine Michael Moore, yine mizahi bir eleştiri, Bush hükümetinin dış politikasını irdeleyen, ABD'nin günümüzdeki durumu ve 11 Eylül saldırılarından sonra petrol ve hırsın oynadığı rol üzerine derinlemesine kafa yoran: FAHRENHEIT 9/11
    *Evet, yine Michael Moore ve yine harika bir belgesel! Bu belgeselde Amerika'nın en tabu meselelerinden birine dokunuyor: KAPİTALİZM: BİR AŞK HİKAYESİ
    *Dünyada yaşanan türlü global krizlere toptan bir bakış atan, endüstri devriminin sonu hakkında bir kara mizah: THE CRISIS OF CIVILIZATION
    *Din, para ve banka ile 9/11 olayını anlatan: ZEITGEIST
    *Dünyamızla aramızdaki doğal bağlantımızı nasıl kaybettiğimizi inceleyen: ORIGINS
    *İktidarın aleyhinde yazı yazan gazetecileri nasıl işsiz bıraktığı, susturduğunu anlatan, nereye gidiyor bu ülkenin hali dediretecek, korkutacak bir belgesel. Kimler yok ki: Can Dündar, Fatih Yağmur, Ahmet Şık ve daha niceleri: YA BİZDENSİN YA DA
    *İnsanoğlunun derinliklerine inen, iyi ve kötü yanlarımızı ele alan ve karanlık yanlarımızı bize gösteren, yer yer ağladığım dokunaklı bir belgesel: HUMAN
    *Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama izleyin, tecrübelerini dinleyin, onlarla ağlayın, onlarla gülün: ÖMÜR DEDİĞİN SERİSİ
    *Hâlâ izlemediyseniz Atatürk'ün son günlerini anlatan: SARI ZEYBEK
    *Ölüm, yaşam, doğum, reenkernasyonu konu edinen, 5 yılda ve 25 ülkede çekilmiş: SAMSARA
    *Küresel ısınmanın getirdiği, getireceği felaketler, insanlık olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu gösteren: AN INCONVENIENT TRUTH
    *İnsanların ünlü olma arzusu, bu yolda yaptıkları ve bunların topluma olan etkisi: STARSUCKERS
    *Medeniyetimizin petrole olan bağımlılığının jeolojide nasıl bir kargaşaya yol açtığını hem bilgilendirici hem eğlenceli bir şekilde izleyebileceğiniz: A CRUDE AWAKENING: THE OIL CRASH
    *TRT belgeselin youtube kanalında bulunan bir dolu güzel belgeselleri izleyebilirsiniz. Benim önerdiklerim: EKMEK PARASI SERİSİ (Özellikle ne olacağına karar veremeyen, belirli bir mesleği merak edener için)/ TARİHİN EMANETLERİ/İSTERDİM(Küçük yaşlarda gözlerini kaybeden iki kardeşin yaşam öyküsü)/ Bİ DÜNYA YAŞAM/ DOĞADAKİ İNSAN
    *TRT belgeselin bu belgeseli birkaç ay önce youtube'a konulmaya başlandı. Henüz 2 bölüm izleyebildim ama oldukça profesyonel görünen harika bir belgesel serisi olmuş. Malazgirt Savaşı'ndan Bannockburn Savaşı'na Atilla'dan Tarık bin Ziyad'a harika konulara değiniyor: SAVAŞIN EFSANELERİ
    *Bu belgeseli bir uygulamadan keşfettim. İngilizcesi olan arkadaşlara öneririm zira altyazı yok. Ayasofya ile ilgili ziyadesiyle etkileyici bir belgesel adı biraz uzun olduğu için direkt linkini bırakıyorum: https://youtu.be/Y2WNUWDoAM4
    *Ayrıca youtubeda 32.GÜN kanal arşivine de bir bakmanızı öneririm mutlaka. Mehmed Ali Birant'ın bu ülkeye bıraktığı güzel işlerden.
    *Yine youtubeda 140journos adlı kanalın belgesel tarzı videolarına hayran kaldım son dönemlerde. Ben özellikle siyasetle alaklı videolarını izliyorum fakat moto kuryecilikten atanamayan öğretmenlere video konuları çok çeşitli.
    -Yeni belgeseller izledikçe listeyi güncelleyeceğim-
  • 112 syf.
    ·3 günde·7/10·
    "Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zaptedemez" bölümü bana bir Kemal Sunal filmini anımsattı film de eskiden sıkı fıkı olan birbirine komşu iki aile eften püften sebeplerden arayı açıyor dava dava üstüne biniyordu . Biraz araştırdıktan sonra filmin adını öğrendim "Davacı". Ancak bu hikayede bir zulmü kabullenme gibi çoğu insanın reddedeceği bir öneri var ve bu öneri İncil ile desteklenmiş. Aslında çok da eleştirmemeli diye düşünüyorum alttan almak büyüklüktür ve çoğu felaketi daha büyümeden engeller ancak bu işin de bir sınırı var tabi. Binaenaleyh insan bu sınırı iyi bir şekilde korumalı ne pireyi deve yapmalı ne de kendini ezdirmelidir. Zannımca bu hikayenin tek eksik yanı aradaki dengeyi bize nakletmemesi olmuş.

    Az ile yetinmeyen çoğu bulamaz demiş atalarımız işte bu kitapta da bu atasözünü anlatmaya çalışan bir hikaye de var. "İnsana Çok Toprak Gerekir Mi?" diye soruyor yazar daha hikayeye başlamadan o çok özendiğimiz nesnelerin hayatta bize mutluluğu getirmeyeceği gerçeğini insanın yüzüne vuruyor.

    Kitaptaki son hikaye ise giriş ve gelişme bölümlerinden sonra sonuç bölümünü oluşturmuş yani hikayeler birbirinden bağımsız olsa da bir konu bütünlüğü mevcut. Son hikayenin ana ekseni mutluluk ve zenginlik.

    Bu kitap 7'den 70' herkesçe çok kolay okunabilecek bir eser ve kendince bir hayat görüşünü okuyuculara aktarıyor.
  • 859 syf.
    ·10/10
    Öneri bekleyen bir kitap değil aslında. Her insanın okuma şekli, okuma zevki farklıdır. Okuduğun kitap çeşidi vs.vs.
    Lakin önermek istediğim bir seri. İçinde kayboldum diyebilirim. Kitap okurken gözümde canlanır fakat ben önce filmini izlediğim için kahramanlar da gözümde bir o kadar Berhudar canlanıyor. Harry' nin karakteri, Cedric' in yapısı, Rod' un aptal ve bencil hareketleri kitap ile aşırı bir şekilde yerine oturuyor. Yarışma kavramı tam anlamıyla kazanmak değil iki tarafı da düşünmekle başlıyor. Tek taraf yarışma sayılmıyor zaten. Eğlenceli olduğu kadar da eğitici olduğunu düşünüyorum. Ağır nitelikte yazılmış kitap yabancı dil ve isim bilmeyen bir insan için çok fazla yer kaplıyor. Başlarda isim ayırt edemiyordum. Sonralarda alıştım diyelim. Çok fazla yabancı ismin yer alması ya da her olayın farklı kulağa hitap şekli ile uyum sağlamayıp kapasiteyi zorladığı da bir gerçek.

    Okuduğum bu kitap muhteşem bir kurguya sahip. Yazıldığı dönemden kısa bir süre sonra zaten aşırı ses getirmiştir. Harry rüyasında Voldemort' u bahçevanını öldürrürken görür. Bu rüyanın etkisinden çıkamaz. Okulda üçlü büyücü turnuvası düzenlenir. 17 yaşından büyük öğrencilerin katılabileceği duyurulur. Harry' nin nasıl katıldığı meçhul çünkü 17 yaşından oldukça küçük. Katılmak isteyen öğrenciler adını seçim yapacak olan ateş kadehine yazdırmak zorundadırlar. Harry bu üç affedilez büyüyü öğrenir bunlardan biri ölüm büyüsüdür. Harry de dahil dört öğrenci seçilir. Harry ve Ron arasında bu durumdan dolayı gerginlik olur. Rod her zaman ki gibi bencilin teki olur. İlk aşamada Harry ve Victor Krum berabere kalır. Yılbaşı Balosu yaklaşır ve partner ikiz kardeşler olur. Üçüncü Bölüm yarışmada Krum, Cedric' e büyü yapmaya kalkışır ama Harry sayesinde başarısız olur. Turnuva sonunda Cedric ve Harry kupayı Hogwarts için alırlar. Fakat kılkuyruk Cedric' öldürür. Harry bağlar. Harran'da kanı ile Voldemort tekrar canlanır ve eski gücüne sahip olur. Harry Hogwarts' a geri döner. Cedric ölmesi bütün öğrencileri sarsar. Açıkçası kitabı çok tercih edilmiyor en azından film serileri çıktıktan sonra. Filmden ziyade okumanızı tavsiye ederim. Hem okuduğum hem de izlediğim en muhteşem serilerden biriydi. Ateş kadehi diğer kitaplarına nazaran daha muhteşem yazılmış. Filmini de en az dört defa izledim. Cedric karakteri herkesçe sevilen bir karakter hem kişiliği hemde oyunculuğu ile. Öldüğünde istemsizce üzülmüştüm oysa ki kitap sadece.
  • Yüzüklerin efendisi tadında bildiğiniz film var mı yardımcı olabilir misiniz şimdiden teşekkürler😗🙋‍♀️
  • 1K uygulamasına aykırı yapılan paylaşımlarla nasıl başa çıkabiliriz? Bir çok kitap sever uygulamadan çıktı bunlar yüzünden hangi takımı tutuyorsunuz? şeklinde ileti dahi gördüm az önce yada öneri film isteyen, bunlardan nasıl kurtulabiliriz paylaşımlarına troll olacak yorum bırakmak vs yada aklına bir fikir gelen varmı? Zirâ yakında bende çıkıcam 1k dan böyle devam ederse
  • 376 syf.
    ·8 günde·Beğendi
    Yazar hakkında

    Tess Gerritsen Çin asıllı, doktor, yazar. 12 Haziran 1953 yılında ABD'nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi'nde antropoloji konusunda lisans yaptı, California Ünüversitesi'nde tıp diplomasını aldı. Film yapımcısı olan Jacob Gerritsen ile evlendi. İlk kitabı olan 'Cerrah'ı 2001 yılında yayımladı.

    Kitaba nereden başlayacağımı düşünüyorum, nasıl bir başlangıç yapacağımı, ne tür bir giriş yapacağımı...

    Öncelikle kitap kapağından ve isminden başlayayım. Kitap kapağı polisiye kitaplarında olduğu gibi dikkat çekici, gözler sargı bezi ile kapanmış, acı bir şekilde çığlık atan bir kuru kafanın resmi. Kitap ismine gelirsek ki bu daha da ilginç gelecek. ''Cerrah'' kitap hakkında hiç araştırma, öneri ve bilgisi olmayan herhangi biri kitap isminden nasıl bir içeriğinin hatta yazarın mesleğini tahmin edebilir. Açıkçası araştırmadan önce tahmin etmiştim. Araştırmama gelince, Tess Gerrıtsen'i baya araştırdım, birçok siteden kitapları hakkında yorumları okudum. Dikkat çektiğim birkaç şeyi paylaşmak gerekirse, birçok kişi kitabın 'tıbbi' terimlerinden dolayı sıkıcı ve karmaşık olduğunu yazmıştı. Aslında onları yadırgamıyorum, insanı daha önce duymadığı hatta bazen terimleri bile söyleyemediği bir takım terimler sıkıcı gelebilir. Ancak önemli olan bu terimleri öğrenmektir, bağdaştırmaktır, birleştirmektir.


    Kitapta, geçmişte tecavüze uğramış kadınları hedef alan seri katilin geçmişini ve neden bu cinayetleri işlediğini anlatmaktadır. Seri katilin peşinde düşen Boston polis teşkilatından dedektifler işin peşine düşmektedir. Polisiye kitaplarının hemen hemen hepsinde olduğu gibi bir karakter ön plana çıkar, 'kararlı, kurnaz ve vazgeçmeyen' biri olan Jane Rizzoli dişiliğinin verdiği hırs ile bu işin üstesine diğerlerinden çok daha kararlı adımlarla gitmeye çalışır. Seri katilimiz olan Warren Hoyt, Tıp fakültesi 1. sınıftayken okuldan kovulmuştur. Gecenin bir vakti kadavranın rahmini çıplak ellerle çıkardığını gören Prof. onunla bir anlaşma yaparak bu işin duyulmasını engeller ve okuldan kovar. Aynı sınıfta olan Catherine Cordell'i hedef alan seri katil rahmini çıkaracağı an, Cordell'in pratikliği ile öldürülür. Her şeyin bittiğini düşünen Cordell, Boston'a taşınır ama kendini yeni bir çıkmazın içinde bulur. Çünkü onun öldürdüğü seri kati değil, sadece bir kopyasıdır. 'İkili kombinasyon'

    Kitapta yukarıda da belirttiğim gibi çok fazla tıbbi terim vardı. Yani bilinmedik ve karmaşık olarak görünen birçok terim. Kitabın karakterlerini beğenmedim, çünkü akılda kalıcı değillerdi. Kitabın yayınevinden mi kaynaklı emin değilim ama yer yer kopuklar oluştu. Cerrah'ın ismini de beğenmedim, erkek olup olmadığına dair git geller yaşadım. Sadece kadın dedektif 'Rizzoli' ve 'Moore'in ismini beğendim.

    Rizzoli'nin özelliklerini de sevdim, kararlı, kendine pek bakmayan, hırslı, dirençli, güçlü, sert bir kişiliği olmasını sevdim. Bir kadın da olması gerekenler diyebilirim.

    Tess Gerrıtsen'in diğer kitaplarnı tıbbi terimler ve kendini geliştirmiş mi diye okuyacağım. Öncelikle iki kitap sipariş ettim, ama bu kitaptan sonra diğerlerini de okuyacağım. Evet, belki ilk kitabı diye bazı aksaklıklar ve hatalar gözardı edilebilir, önemli olan sonrasıdır. Tıpkı Aleın Kentigerna gibi, ilk kitabı her ne kadar iyi olsa da, son kitabına kadar çıtayı baya yükseltmiş ve kendine 'hayran' bırakmıştır. Bu yüzden tıbbi terimler bakımından güzel bir polisiye kitap. Aslında çok basit yazılmış, zevkle okuyabilirsiniz.

    Daha önce duymadığım, okumadığım birkaç tıbbi terimi kitaptan yazmak istiyorum.

    Disseminated intravascular coagulation: Yaygın damar içi pıhtılaşması.

    Cardiopulmonary resuscitation: Kalbi ve solunum durmuş bir kişide suni solunum ve kalp masajının bir arada uygulandığı bir ilk yardım yöntemi.

    Central venous pressure: Sentral venöz basınç.

    Torakotomi: Göğüs kafesinin cerrahi girişimle açılması. Çoğunlukla kalp-damar cerrahisi ve göğüs cerrahisinde kullanılır.

    Kitaptan beğendiğim birkaç yer paylaşmak istiyorum.

    ''Hayatında belirli bir düzeni ne kadar korumaya çalışırsan çalış, kendini yanlışlara, kusurlara karşı ne kadar korumak istersen iste, her zaman gözden kaçıracağın bir leke, bir hata olacaktır. Seni hep bir sürpriz bekleyecektir. '' (40)

    Tek bir cümle ile açıklamam gerekirse: Umudun tükendiği an, umudun yeşermiştir. Elman çürüdükten sonra, sağlam bir portakal alacaksın.

    2- ''Çoğu katil adayı, toplumun güçsüz üyelerine saldırır. Fahişeler ya da otostopçulara. Avlanan bütün yırtıcılar gibi, sürünün dışına çıkanlara yaklaşırlar.'' (73)

    Burada bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Burada bahsedilen sıradan, zevk uğruna cinayet işleyen sıradan katiller. Çünkü bu kesim ne polis teşkilatının ne de başka birilerinin üstüne gitmeyeceği kişiler. Çünkü onlar dışlanmış olarak lanse edilen insanlar. Hayır, seri katillerin amacı farklı, psikolojik yapısı farklıdır. Öldürdüğü her insanın neden öldürdüğüne dair bir açıklaması vardır. Karıştırmayın.

    3- ''Mantıklılık, ne zamandan beri duygusuzluk anlamına geliyordu?'' (147)

    İşte bu tespite şapka çıkardım. Çevrenize bir göz atın, mantıklı olduğunu düşündüğü birkaç adım, mantıklı olarak düşündüğünü birkaç söylemden kaçınma gibi bir durumda kişinin duygusuz olduğunu söyleyebilir misiniz? Evet mi? Yani sırf size göre mantıklı olmadığı için mantıklı mı değil? İyi de siz, sen kimsin? Umurumda mısın? Değilsin! Başkalarının sırlarına dokunmaktan vazgeç! Elleme bile, okşama, hissetme bile. Seni ucube!

    4-'' Kanın sadece görüntüsü bile bazı erkeklerin bayılmasına neden olabiliyor; insanlar kanın döküldüğü kaldırımlara basınçlı su tutarak ya da televizyonda şiddet sahneleri gösterildiğinde elleriyle çocukların gözlerini kapatarak böylesi korkunçlukları halkın gözünden saklamaya çalışıyor. İnsanlar aslında kim olduklarını, neden yaşadıklarını yitirmiş.''

    Şapkayı takmayın, elinizde dursun.

    Tarihi önemli bir bilgi ile sonlandırayım.

    Aztekler insanın kalbini çıkarmak için çapraz torakotomi denen bir yöntem kullanıyor. Kesik, sternumun bir tarafında, ikinci ve üçüncü kaburgaların arasından başlayıp, göğüs kemiğinin öbür yanına yarıyor. Kemik çaprazlamasına, muhtemelen sert bir kesik darbesiyle kırılıyor. Bunun sonunda, ortaya kocaman bir delik çıkıyor. Dış havayla temasa geçen ciğerler o anda sönüyor ve kurban bilincini yitiriyor. Yürek çarpmaya devam ederken, rahip elini göğüs boşluğuna sokup, atardamaları ve toplardamarları kesiyor. Hâlâ titreşen yüreği kavrayıp, kanlı beşiğinden çıkarıyor ve havaya kaldırıyor.

    Keyifli okumalar.
  • Film önerin ama konusu aşk olmasın. Daha çok psikolojik bir gerilim olursa sevinirim :)
  • 448 syf.
    Önceden belirtelim, kitaptan sonra, bir süre boyunca etkisinden çıkamayacaksınız. Bu süreç içerisinde sürekli bir yerleri gezmeye ve evden kaçma girişimlerine başlayabilirsiniz! :) Öneri; kitaptan sonra kendinizi dolunaydaki kurtadamlar gibi zincirleyin! Yerinizde duramayacaksınız.!

    Çok tatlı bir kitaptı yaa. Öykünün bir kısmının gerçekten yaşanmış olması da ayrı. İç kapağı biraz değişik gelse de, cildi çok güzel. Çok şeker bir öyküydü. Yeterince keşfedilmemiş bir kitap olduğunu düşünüyorum, hakkını alamamış bir kitap. Film tadında bir kitaptı, oradaymışsınız gibi, aniden arabaya binip uzaklaşmak hissi uyandırıyor içinde. Bir yolculuk yaparsam, büyük bir yolculuk, bu kitabı yanımda rehber olarak götürebileceğimden eminim.!!
  • Dizi veya film öneri olarak yoruma yazar mısınız?