• Kurgunun var olduğu her saha psikanaliz için kıymetli ve işlek bir yerleşkedir. Kurgu sadece kurgu olmakla kalmaz aynı zamanda yaratıcısının duyurmak istediği veya gizlediği iç dünyası hakkında muazzam bilgi ve ipuçları sunar.

    ‘’Filmin senaristi sahnelerin bir vadide çekilmesinde karar kılmıştır. Gerçek yaşamında ruhsal güvenliği tehlikededir çünkü. Bir ana rahmi temsili olan vadi, haz vermeyen bir yaşama sahip olan senaristin sığınıp itirazını haykırabileceği cazip bir mekan metaforudur. Kurgu sahibinin her hamlesi, kendisini ifşa eden göstergelerle doludur. ‘’ Aynı gerçeklik rüyalar için de geçerlidir. Rüyanın kurgusu kendimize aittir ve rüyada kendimizi içinde bulduğumuz bir vadi, aradığımızı verememiş bir yaşamın açık bir işareti olabilir. Rüyadaki ve filmdeki her imge ve her sembol bilinçaltının derinliklerinde yuvalanmış gizli korku ve kaygılar, ümit ve arzularla donatılmıştır.

    Bir kurgu sanatı olarak sinema, özellikle de kurgunun havale edilmiş olduğu karakterler üzerinden ardında psikanaliz için oldukça ilgi çekici malzemeler bırakır. Sinema ve Psikanaliz – Filmler ve bilinçdışı kitabı rafine bir zevkle seçilmiş filmleri farklı ellerden psikanalitik edebiyat kuramı çerçevesinde tahlillerden geçirmekte, dolaylı yollardan da düş yorumunun inceliklerine vakıf olmaya imkan tanımaktadır. ''Rüyanın kendisi de zaten bir simülasyon, bir bilgisayar oyunu veyahut / ve bilhassa da bir film sahnesi değil midir ki!''
  • Kitap iki bölüm halinde ayrılmış ve bu bölümlerde bir çok alt başlıklara yer verilmiştir. Kitap hakkındaki değerlendirmemi sona bırakıp öncelikle seçtiğim bazı başlıklar çerçevesinde kitabı irdelemeye çalışayım.

    Birinci Bölüm: Film Eleştirisinin Kurumsal Çerçevesi
    -Film Eleştirisi Nedir?
    Çeşitli eleştiri tanımlamaları yapılmış olup, eleştirinin kısa bir tarihine yer verilmiş ve film eleştirmeni, film çözümleyici, sıradan izleyici arasındaki farklar anlatılmıştır.
    “Eleştirinin amacı, okuyucusunu eğitmektense, onunla ortak bir evreni paylaşmak ya da ona farklı bir bakış açısı sunmaktır. Eleştiri yazarının okuyucudan üstünlüğü, sorular sorabilmek, bu soruların yanıtlarını bulmanın peşinden gidebilmek, çoğu kişinin düşünebileceği fikirleri bir yöntem aracılığıyla özlü şekilde tartışabilmek ve yazıya dökebilmekten ileri gelir.”22

    -Popüler Film Okumaları- Eleştiri Ayrımı
    Bu ayrımlar şöyle özetlenebilir: Eleştiride yazar filmden aldığı hazza yer vermez; eleştiri bir tanıtım yazısı olmaz dolayısıyla filmin türü, oyuncuları gibi bilgileri vermesi gerekmez; dil temelinde ‘ben’ yaklaşımı olmamalı ‘izleyici’ temelli bir yaklaşım sunulmalı; eleştiri yazılarında muğlak, araştırmalarla desteklenmeyen genellemelerden kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
    “Eleştiride, “Müzikler de filmin gücünü artırıyor” gibi bir ifadeye yer verilmemelidir. Bu cümlede “filmin gücü”nden ne kastedildiği belli değildir. İzleyici üzerinde yaratılan etki kast ediliyorsa, bu durum bilişsel yaklaşımla ve alımlama araştırmalarıyla desteklenmeye ihtiyaç duyar, bu da analiz yapılmasını gerektirir. Unutulmamalıdır ki muğlak ifadeler, eleştirmenin kolay yolu seçtiğinin göstergesidir. Çünkü bu ifadeler kolayca yazılır. Eleştiri için asıl zor olan ise en yalın haliyle durumu tanımlayabilen, irdelemeye dayanan somut ifadeler kullanabilmektir.” 32

    -Eleştirmenin Sorumluluğu
    Film eleştirmenin öncelikle tarafsızlığı üzerinde durulan bölümde, eleştiri yazımında kullanılacak yöntemler kısaca anlatılıyor, eleştirmenin film yapım süreçleri hakkında bilgi sahibi olması gerektiği, yazacağı filmleri seçerken sadece beğenerek izlediği filmlerle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanıyor.
    “En başarılı eleştiri yazarlarının metinlerinde kendilerini gizlediğini, vurgulamalarının da en az dikkat çekecek şekilde düzenlendiğini unutmamak gerekir. “36

    -Kurguya Dair
    Film yapım sürecinde kurgunun önemine ve çeşitli kurgu teknikleri sayesinde filmin kattığı anlamın nasıl aktarılacağı anlatılmıştır.
    “Benzetmeli ve karşılaştırmalı kurgularda, çekimlerin taşıdığı kavram birbirleriyle karşılaştırılır. Benzetmeli kurguda bu karşılaştırma, iki kavram arasındaki benzetmeden yararlanarak gerçekleştirilir. Serpilen yemlerin üzerine yönelen tavukları gösteren çekimin ardından sofraya konan yiyeceğe doğru yönelen çocuklar, benzetmeli kurguya örnektir. Karşılaştırmalı kurguda ise, iki çekimde yer alan zıt iki kavramın çarpıştırılmasıyla aynı sonuç sağlanmaya çalışılır. Açlıkla mücadele eden insanları gösteren çekimin ardından, çöpe atılan yiyeceklerin verilmesi buna örnektir. Bağlantılı kurgu, çağrışıma yol açabilecek şekilde çekimlerin birleştirilmesiyle elde edilir. Bu çekimlerdeki kavramlar birbirini andırabilir ya da birbirinin karşıtı olabilir; burada önemli olan, çekimlerin yeni bir kavrama, üçüncü bir anlama ulaşması, çağrışım yoluyla yeni bir kavramı akla getirmesidir. Özellikle sansür nedeniyle perdeye yansıtılmayan durumlar bu şekilde anlatılır. Simgesel bir özellik taşıdığından buna simgesel kurgu da denilebilir. Örneğin öpüşmeye başlayan bir çiftin çekimin ardından, yükselen havai fişeklerin gösterilmesi bağlantılı kurguya işaret eder. “ 50

    -Filmin Gerçek Kültürel Niteliğini Ortaya Çıkarmak İçin Sosyolojik Yaklaşım.
    Sosyolojik çözümlemeler yapmak için filmin geçtiği ülkenin kültürel yapısının bilinmesinin önemini belirten yazar, eleştiri yazarken bu konuyla ilgili nelere dikkat edilmesi gerektiğini aktarıyor. Örneğin; genellikle bilinen (kültürel anlam içeren) simgelerin açıklanmasından kaçınılması gerektiği ancak pek bilinmeyen örf adetler için açıklamaların gerekli olduğunu dile getiriyor. Ayrıca dönem filmlerinde sosyolojik bir bakış açısıyla eleştiri yaptığımızda o dönemle ilgili bir çok araştırma yapmamız gerektiğini vurguluyor.
    “Sosyolojik yaklaşım, “Filmin kültürel ve ulusal niteliği nedir?” sorusuna yanıt arar. “ 54

    -Anlam Üretiminin Elemanlarını Saptamak İçin Göstergebilimsel Yaklaşım
    Bölümde göstergebilim içinde yer alan kavramlar açıklanmakta bunların sinema eleştirisi bağlamında nasıl ele alınacağı öz bir biçimde aktarılmaktadır. Bazı kavramlar: Gösterge, Anlam-Anlamlandırma, Temel Anlam-Düz Anlam, Yan Anlam, Düzgü-Kod, Temsil-Betimleme, Çıkarsama, Sapmaca, Düzdeğişmece, Eğritileme-Metafor, Söylem, Söylen-Mit, Simge, Dizisellik, Yapıbozum, İmge…
    “Gösteren ve gösterilen arasındaki ilişkinin rastlantısal, nedensiz ve yapay oluşu yani bir kelime ile içeriği ya da gösteren ile gösterilen arasında mantıksal bir bağın olmayışı da, metinlerde anlamı bulmayı ilginç ve zor kılar. “ 67

    -Yönetmenden İzleyiciye Eylemin Gizli Nedenlerini Belirlemek İçin Psikanalitik Yaklaşım
    Psikanalizci yaklaşımın temelleri, psikanalizin sinema içerisinde ele alınışı kısa olmasına rağmen oldukça doyurucu bir şekilde anlatılmış. Freud’un ihtiyaç ,arzular, düşler kavramları eşliğinde Jung’un rüyalar hakkındaki açıklamalarına yer verilmiş özellikle ele alınan psikanalizci ise Lacan. Lacan’ın “kimliklendirme” ve “özne” tanımlamalarıyla beraber bireyin imgeselden semboliğe geçişin üç aşamasını(ayna evresi, dile geliş ve Oidipuskompleksi) ele alır. Bütün bu açıklamalar Zizek ve RobinWood’un Hitchcock çözümlemeleriyle örneklendirilerek,-psikanaliz yaklaşımı eşliğinde bir eleştiri yazısı nasıl olmalıyı- ortaya koyar.
    “…psikanalitik eleştiri, yönetmenin filmlerinde kurduğu anlamlar aracılığıyla, yönetmenin olduğu kadar toplumsal bilinçdışının korkularını ve eğilimlerini de açıklamaya hizmet etmektedir.” 85

    -Toplumsal Cinsiyetin Tüm Uygulamalarını Ortaya Koymak İçin Feminist Eleştiri
    Freud’un ÖidipusKomleksi konusunda fallusa sahip olup olmama üzerinden yaptığı kadın ve erkek ayrımı, Lacan’nın kadın ve erkeği simge olarak görerek kadının ‘öteki’ olarak konumlandırılması yaklaşımıyla açılan bölüm çeşitli feminist yaklaşımlarının açıklanmasıyla devam eder. Eleştiri yazımında feminist eleştirinin önemi gereği kadar incelenmiş olup, sinema ilişkisi örneklerle desteklenmiştir.
    “Özne olmanın kuralları kamera tarafından yapılandırılarak seyirciye sunulur. Böylelikle kamera ve sinema, kişiyi özne konumuna taşımayı önererek gerçek ve ulaşılması hedeflenecek bir dünya yaratır görünür ve ideolojik bir aygıta dönüşür. Egemen ideoloji tarafından bir ‘araç’ haline gelen sinema, çözümlenmediği sürece bilinçdışı şekilde işleyecektir. Bu nedenle eleştiriye ve özellikle feminist eleştiriye ihtiyaç duyulmaktadır. “ 97

    İkinci Bölüm: Örnek Çözümlemeler

    Birinci bölümde değinilen konulardan yararlanarak örnek eleştirilere ikinci bölümde yer veriliyor.

    <<5 Vakit-Yön:Reha Erdem>> filminin kültürleme, kimlik sorunu, taşra sıkışmışlığı, aynının tekrarı, çocuğun toplumsallaşması üzerine<<Çoğunluk-Yön:Seren Yüce>> filminin baba-oğul çatışması, toplumsal cinsiyetçilik, ideoloji ve hegemonya üzerine <<Tepenin Ardı:Emin Alper>> filmi RenaGirard’ın “Günah Keçisi” kavramı çerçevesinde <<Nokta-Yön:Derviş Zaim>> filminin düz-yan ve zıt anlamlar ile kurgu, çekim, renk ve metaforlar üzerine <<Musallat-Yön:Alper Mestçi>> filminin tür sineması ve psikanaliz eleştiri çerçevesinde <<Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak-Yön: Ahmet Uluçay>> filminin sosyolojik yaklaşım, sınıflar arası farklar üzerinden <<Adem’in Trenleri-Yön:BarışPirhasan>> filminin toplumsal cinsiyet olgusu üzerinden <<VavienYön:Yağmur/Durul Taylan>> filminin iletişimsizlik, iyi ve kötü kavramları üzerinden <<Yumurta Yön:Semih Kaplanoğlu>> filminin kent-taşra kavramları üzerinden<<Pandora’nın Kutusu Yön: Yeşim Ustaoğlu>> filminin sosyolojik ve feminist eleştiri üzerinden <<Gönül Yarası Yön: Yavuz Turgul>> filminin şiddet ve iletişimsizlik üzerinden <<Başka Dilde Aşk Yön: İlksen Başarır>> filminin kapitalizm ve psikanaliz üzerinden <<Fetih 1453 Yön: Faruk Aksoy>> filminin toplumsal hafıza üzerinden çözümlemeleri yapılmıştır.

    Değerlendirme
    Kitabın ilk bölümünde eleştiri yazımı üzerine verilen bilgilerin ne kadar faydalı olduğu ikinci bölümdeki film çözümlemeleriyle anlaşılıyor. Bu bilgileri bilen okuyucular için ilk bölüm sıkıcı bir hal alabilir. Kitap film eleştirisinin nasıl yazılaması gerektiği konusunda büyük bir boşluğu dolduruyor. Kitabı, filmleri izlerken farklı bakış açıları görmek isteyen izleyicilere ve filmler konusunda eleştiri, inceleme yazıları yazmak isteyen herkese tavsiye ederim. Bunun haricinde filmleri sadece vakit geçirecek bir araç olarak gören izleyici uzak durmalı.
  • Wong Kar-wai'nin filmleri bu tür bir çağdaş Doğu Asya estetiğinin örnekleridir; imajları da bilmeceye benzer, Walter Benjamin'in genelde modernlikle ilgili olarak dikkat çektiği gibi, sürekli olarak semiyotik bir sabitleşmeden kaçan "görüntü bulmacaları" gibidir.
  • Chungking Ekspres'te 633 nolu polisin evini temizlerken Faye'ye şunları söyleterek, Wong bu olayı rüyayı andıran bir perspektiften sunar:

    O akşam bir rüya gördüm
    Bulunduğum yer, onun eviydi sanki
    Evden ayrılınca uyanacağım sandım
    Ama bilmediğim bir şey vardı:
    İnsan bazı rüyalardan hiç uyanmaz
  • Gerçek bir ilişkiye girmeye cesareti olmayan kişinin başka birisiyle yakınlaşmaya çalışması, Wong'un filmlerinde yinelenen bir temadır. Vahşi Günler, Chungking Ekspres, Düşkün Melekler, Mutlu Beraberlik ve Aşk Zamanı gibi filmlerde insanlar kararsızlığa adeta saplantıyla yapışıp kalır.
  • Chungking Ekspres'teki ananas konservelerinin ritüelimsi tüketimi - tüm bunlar geç modern kapitalizmin tüketim dünyasında, yabancılaşmaya bir dandy edasıyla, parodik bir biçimde karşı çıkma çabaları olarak anlaşılabilir.
  • Kameranın bir kalem olarak kullanılması, gerçekleştirmenin ve soyutlamanın etkileşimiyle, başka bir deyişle üsluplaştırmanın etkileşimiyle ilintilidir. Yani yazan kamera bir üslup üretir. Marcel Martin daha da ileri gidip sinemanın keşfettiği "yeni dilin, ancak üslup bu aracın (sinemanın) başkarakteri haline gelirse bir anlam taşıyacağını belirtmiştir. "Bu tarz bir sinemanın asıl başkarakteri üsluptur... Tam da bu nedenle, ’şiirsel sinema' özünde esin kaynağı olarak üslubun kullanımına dayanır."