SPOİLER İÇERİR!!!
Kitap ilgi çekici başlasa da,kitabın ortalarından sonra akış hepimizin televizyon ekranlarından aşina olduğu zengin kız-fakir oğlan dizileri tadında bir pembe diziye dönüyor.
Kitap ilerledikçe, olayların nereye evrileceğini, hangi karakterin kiminle nasıl bir bağ kuracağını az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz. Açıkçası kurguda beni gerçekten şaşırtmayı başaran tek ters köşe, banka soyguncusunun bir kadın çıkması oldu. Bunun dışındaki tüm o "büyük" gizemler, kitabın sonuna doğru adeta bir aile dizisine dönüşüyor. İcinizi ısıtabilir, tüm karakterlerin iç dünyasına değiniyor ve hepimizin insan olmaktan mütevellit yaşadığımız kaygılara değiniyor ama edebi zevki biraz arka planda kalıyor.
Yaşlı Estelle’in aslında o evin sahibi olduğunu, köprüden kurtarılan Nadia’nın Zara'nın psikoloğu kız olduğunu ve dönüp dolaşıp bankacı Zara ile yollarının birleşeceğini sayfalar öncesinden seziyorsunuz. Hatta final sayfasını açarken içinizden şu his geçiyor: "Tamam, şimdi kesin o polis karakter gidip madde bağımlısı ablasıyla olan bağlarını bile toparlar ve herkes mutlu mesut yaşar. Ha bir de kesin Nadia ve Jack sevgili olur."
Ben şahsen edebiyatta bu kadar yoğun bir "pembe dizi" tadını çok sevmem. Bu kitap da hızlıca akan o klasik popüler kültür kitapları gibi noktalandı.
Kafa dağıtmam lazım diyorsanız okunabilir. Sevenine iyi okumalar dilerim.