son zamanlarda okuduğum sürükleyici sade ve bir çırpıda biten güzel roman. sonunu devam filmi çekilecek olan filmlere benzettim.
çevresindeki kişiler ve onlarla geçirilen olaylar çok güzel anlatılmış. kendinizi guylain'in evinde balığın yanı başında da bulabiliyorsunuz, yvon ile yapılan sohbete de dahil olabiliyorsunuz. şey diye bahsettiği kağıt imha makinesini kullanmak isteyen uzun boylu brunner'a olan önyargısı, bacaklarını kitap öğütme makinesinde kaybeden arkadaşına bacak kalıntılarının olduğu kitapları baskı tarihlerine göre arayıp getirmesi, annesine sahte hayatını anlatması, rutin olarak yaptığı okuma işinden sonra bir gün yaşlı tontik teyzelerin trenden indikten sonra guylain'e utanarak söylediği kendi evlerinde okuma yapma daveti güzel detaylardı.
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,336 okunma
Bakış açınıza göre ya tasarlanmış bir görkemli bir ütopya ya da ürpertici distopya örneği. İstikrarlı ve düzenli bir dünyada herkesin mutlu ve emniyette olduğu, herkesin istediğini bir şekilde elde ettiği, ihtiyarlığın ve hastalığın olmadığı fakat anne-baba figürünün konu dışı edildiği, sevgililerin olmadığı ve herkesin şartlandırılmış olduğu bir dünyada neler olabileceğini anlatıyor. Son 50 sayfadaki diyaloglar harika. Sistemler eleştiri ve ütopik-macera için güzel bir yapıt.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
''varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir.'' cümlesi kitabı özetleyen nitelikte. özellikle dördüncü bölümde ikizler, ayaklı ansiklopedi ve otistik ressamın hikayeleri güzel.