• 327 syf.
    ·10/10
    Zor Bir Ailede Büyümek: Geçmişi onarmanın ve hayatını geri kazanmanın yolları |5/5|

    Herkes, ailesini sevmeli çünkü onu büyüten ve yetiştiren onlar düşüncesiyle büyütülüyor. Peki gerçekten her çocuk, ailesini sevmeli mi? Her aile, çocuğu iyi bir biçimde yetiştirmek için uğraşıyor mu? Çocuğa yemeğini suyunu verip odasına gönderen aileler de aile sayılır mı? Bir anne ve bir baba, çocuğa ne tür zararlar verebilir.

    Susan Forward, Zor Bir Ailede Büyümek isimli kitabı ile harika bir işe imza atmış. İletişim yayınlarının Psykhe dizisinin yedinci kitabı olan Zor Bir Ailede Büyümek, ailesi ile problemler yaşayan herkese iyi gelebilecek bir kitap.

    Yazar, çocuklarının kişiliklerini etkileyen ve onları zehirleyen bu ebeveynlere Toksik Ebeveyn demekte. Yaptığı yüzlerce seans sonucunda Toksik Ebeveynleri yedi türe ayırmış. Bunlar sırasıyla; Tanrısal Anne-Babalar, Yetersiz Anne-Babalar, Kontrolcüler, Alkolikler, Duygusal Tacizler, Fiziksel Tacizciler ve Cinsel Tacizciler.

    Kitabın iki kısmı var. İlk kısımda bu Toksik Ebeveynlere, yazara gelen hastalardan birçok örnek veriliyor ve yazar aileleri okuyucuya analiz ediyor. İkinci kısımda ise bu kitabı okuyan ve ilk kısımdaki Toksik Ebeveynlerden birine sahip olduğunu düşünen okurun ailesinin ona zerk ettiği bu zehri nasıl atacağını gösteriyor.

    Ben kitabı çok sevdim. Burada sevmekten kastım, içerisindeki trajedileri okumaktan keyif almak değil. Yazarın anlatım tarzına ve yaptığı analizlerin doğruluğunu görmek beni, heyecanlandırdı. Bence bu kitabı okumanız için illa psikoloji dersi almanız gerekmiyor. Bir kişisel gelişim kitabı olarak, size piyasadaki diğer yüzlerce kişisel gelişim kitabından kat be kat daha yararlı gelebilecek bir kitap. Çünkü belki farkındasınız ya da değilsiniz ama şu an bunu okurken, kendinizde olmasından hoşlanmadığınız duyguların hemen hepsi aileleriniz yüzünden sizde.

    Kontrolsüzlük, depresif ruh hali, öfke kontrol sorunları gibi birçok zihinsel sorunun kökünde ebeveynlerin yaptıkları yatıyor çoğu zaman. Eğer sizde de böyle olduğunu düşünüyorsanız, bu kitaba bir bakmanızı tavsiye ederim. Bir takım şüphelerinizi belki de doğru çıkaracak bu kitap. Çünkü Türk ailelerine genel olarak baktığımız zaman, Fiziksel şiddet uygulayan ebeveynler ve kusursuz ebeveynler bir hayli fazla. Elbet diğerleri de var ama özellikle bu iki tür toksik ebeveynin yaptıkları toplum tarafından olumlu karşılanıyor.

    Çocuğu döverek susturma hareketi mesela bir toksik ebeveyn hareketi ama bunun böyle olmasını söyleyen birçok insan hala yaşamakta toplumumuz içerisinde. Ya da çocuğun sorgulamasına izin vermeyip bütün hükümleri kendisi veren ve kendisine karışılmasını yasaklayan ‘Kusursuz’ ebeveynler de çevre tarafından yaptıkları takdirle karşılanan bir aile modeli.
    Kitabın içerisinde yazarın size soracağı sorularla birlikte siz de kendinizle ve ailenizle ilgili bazı gerçeklere ulaşabilirsiniz.
    Arada şunu da belirtmem gerekir ki, kitabın anlatım tarzı hiç sıkıcı değil. Yoğun ve karmaşık bir anlatım da söz konusu değil. Psikolojik terimleri hiç bilmeyen biri bile rahatlıkla alıp okuyabilir. Çevirisi de gayet başarılı. Sadece çeviri biraz fazla yerelleştirilmiş. Ki bu da, herkesin okuması gerektiği bir kitap olunca aslında olumlu bir hamle oluyor, bence.

    Kitaptaki, yazarın kendi hastalarından verdikleri örnekler gerçekten yürek burkan hikayeler. Hepsinin, bir yerlerde bir kimseler tarafından yaşanan hikayeler olduklarını düşündükçe, gerçekten içi acıyor insanın. Yıllar boyu yurt dışında çocukların daha özgür ve daha iyi büyütüldüğü algısı var ama aslında bütün dünyada, çocuk bakımı konusunda büyük sıkıntılar var. Ki bunun da temelinde çocuk yapmak için çok temel şeyler dışında hiçbir şeye ihtiyaç duymamaktan geliyor, bence. Bir lisans, bir sertifika gerekmediği için, böyle bir durum var ortada.

    İkinci kısım olan, Toksik Ebeveynlerin mirasından kurtulma tarafında yazar size mucizevi çözümler sunamıyor haliyle. Kitabın içerisinden bir iksir çıksa da içsek ve her kötü şeyden kurtulsak gibi hayallerimiz olsa da pek mümkün değil. Daha çok, kendinize durumu kabullendirme ve toksik ebeveynlerle nasıl iletişim kurmanız gerektiğini anlatıyor ve o kısımda da kendi hastalarından örnekler veriyor.

    Kitabın bence eksik bir yanı yok. Belki Toksik Ebeveynlerin çeşitleri, üzerine düşündüğünüz zaman daha da çoğaltılabilir. Belki daha da efektif çözümler bulunabilir ya da daha az örnek konulabilirdi, bilmiyorum. Ancak bu halini ve yazarın çıkardığı bu işi beğendim. Bence hem bir kişisel gelişim kitabı olarak, hem de bir psikoloji kitabı olarak incelemenizi tavsiye ettiğim bir kitap.

    Ebeveynlerimizin Toksik olmayacağı güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
  • EŞCİNSELLİĞE ZEMİN HAZIRLAYAN ANNE-BABA DAVRANIŞLARI…
    .
    Eşcinsellik psikoseksüel bir bozukluktur. Bunun zemini de çoğunlukla bozuk aile dinamiği ortamında hatalı anne-baba modellerinin verdiği eğitim ile hazırlanır. Bu dersle verilen bir eğitim değil, anne-babanın çocuğuna telkin yolu ile verdiği bir eğitimdir, özellikle de cinsel kimliğin geliştiği 1-6 yaş arasında mesajlarla verilen eğitimler…
    .
    Bu hatalı mesajlar yüzünden, erkek çocuk babası ile kız çocuk da annesi ile özdeşim kuramaz(normalde böyle olması gerekir). Dolayısıyla çocuk cinsel kimliğini geliştiremez. Cinsel kimlik bozukluğu yaşar. Yani erkek çocuk efemine, kız çocuk maskülen davranışlar sergilemeye başlar. Eğer sürece müdahale edilmezse (ki bu aşamada müdahale nispeten kolaydır) bu çocukların %75’i büyüyünce eşcinsel olur(1).
    .
    ERKEK EŞCİNSELLİĞİ (GEYLİK) İÇİN RİSK OLUŞTURAN ANNE-BABA DAVRANIŞLARI;
    .
    1-Mesafeli, etkisiz ve reddedici bir BABA,
    .
    2-Yoğun sevgi gösteren, baskın ve mütehakkim bir ANNE,
    .
    3-Oğlunun özerkliğini desteklemeyen, onu sürekli eleştiren, reddedici bir baba,
    .
    4-Çocuğun örnek alabileceği, özdeşim kurabileceği güçlü bir baba figürünün olmaması,

    4-Hiç ortada olmayan, oğlu ile ilgilenmeyen, onu kucaklamayan, onunla fiziksel temas kurmayan, onunla bu tarz oyunlar oynamayan bir baba (erkek çocuklar için fiziksel temas gerektiren oyunlar çok önemlidir, çünkü bu hem çocuğun maskülen gelişimini destekler hem de erotik olmayan dokunmayı öğretir, eğer bu ihtiyaç çocukluk döneminde karşılanmazsa, daha sonra ‘’onarıcı baba’’ modeli üzerinden karşılanmaya çalışılır, yani başka bir erkek ile ilişki kurularak... ‘’Babalar, oğullarınıza sarılın. Siz onlara sarılmazsanız oğlunuza bir gün başka bir adam sarılacaktır.’’ (Psikolog Dr.A.Dean Byrd)
    .
    5- Annenin gereğinden fazla müdahil ve kuşatıcı olması, oğlunu aşırı korumaya alması, çocuğun özerkliğini desteklememesi, kendisinden ayrılarak babası ile özdeşim kurmasına mani olması,
    .
    6-Annenin oğlunu kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için kullanması, ‘’Bugün oğlumla birlikte takılacağız’’ gibi sözlerle anne-oğul bağını uzatması, oğlunu bir güvenli bir liman gibi kullanması,
    .
    7-Abartılmış anne şefkati, annenin ‘’ben oğlumun tek sığınağıyım, baba zaten ortada yok, ben ona hem anne hem baba olurum’’ diyerek hem annelik hem babalık yapmaya kalkışması,
    .
    8-Annenin baba figürünü önemsizleştiren davranışlar sergilemesi, babayı sürekli olarak kötülemesi(oğluna sürekli olarak babasını kötüleyen ve ‘’erkekler ne işe yarar ki zaten, canları cehenneme, biz ikimiz birbirimize yeteriz’’ diyerek –kendince- ona destek olmaya çalışan bir anne oğluna ölümcül bir darbe vuruyor, çünkü bu durumdaki çocuk şu mesajı alıyor; ‘’annem babamı erkek olduğu için terk etti, o halde beni de terk edebilir, bunun için benim erkek olmamam gerekiyor…’’).
    .
    10-Annenin oğlunun maskülen gelişimini desteklememesi, baskılaması, mesela sürekli olarak ‘’Hoplama, zıplama, didişme, üzerini kirletme, ortalığı dağıtma vs…’’ diyerek oğlunun maskülen/erkeksi gelişimini baskılaması.
    .

    11-Aşırı koruyucu anne, mesela oğlunun akranları ile oynamasına, onlarla ufak tefek didişmesine, itişip kakışmasına müsaade etmemesi, oğlunun erkeksi gelişimi için çok önemli olan akranları ile birlikte yapacağı akitivitelerden mahrum bırakması…
    .
    12-Cinselliği çok kötü/çirkin, pis tanıtan anne/baba (kastrasyon korkusuna neden olur),
    .
    KIZ EŞCİNSELLİĞİ(LEZBİYENLİK) İÇİN RİSK OLUŞTURAN HATALI ANNE-BABA DAVRANIŞLARI:
    .
    1-Bunaltıcı kalıplara sokmaya çalışan, aşırı kontrolcü, narsist bir ANNE,
    .
    2-Adaletsiz güç dağılımı sergileyen zalim bir BABA,
    .
    3-Depresif, eşinden kötü muamele gören ya da yetersiz kalan bir anne (Bunlar güçlü ve erkeksi kadınlara hayranlık duygusu uyandırır, annesinin çaresizliği ile özdeşim kurmayı reddeden kız çocuğu, bitip tüketen endişeler yaşamak yerine maskülen alana geçerek babası ile savunmacı bir özdeşim kurar, bazen de ilkel bir korunma biçimi olarak düşmanın (babanın) tarafını tutarak böylece kendisini koruma altına almış olur).
    .
    4-Erkek çocuk sahibi olmayı istediği için kızı olunca hayal kırıklığına uğrayan veya kızına erkek çocuğuymuş gibi davranan baba (bu durumdaki bir kız çocuğu babasının sevgisini kaybetmemek için zorunlu bir tercihle feminen alanı terk ederek maskülen alana yönelir).
    .
    5- Cinselliği çok kötü/çirkin, pis tanıtan anne/baba (kastrasyon korkusuna neden olur)
    .
    Eşcinselliğe zemin hazırlayan ana etkenler işte anne-baba kaynaklı olan bu davranışlardır. Eşcinsellikten nefret ettiği halde bu davranışları sergileyerek oğlunun/kızının eşcinsel olması için elinden geleni esirgemeyen! bir çok anne-baba tanıyorum.
    AMAN DİKKAT...
    .
    Eşcinsellik için bunlar haricindeki diğer risk faktörleri de şunlar(her iki cins için);
    .
    1-Erken yaşlarda yaşanan cinsel tacizler(kız çocuk için bir erkeğin cinsel saldırısına uğramış olmak ‘’dişi olmak güvenli değil’’ mesajını veriyor, erkek çocuklar ise kendilerine yapılanı tekrarlıyorlar),
    .
    2-Vajinismus vb gibi bazı biyolojik faktörler (çok küçük bir grup)
    .
    3-Sonradan lezbiyenlik(bu erkek eş cinselliğinde olmayan bir durum, sonradan lezbiyenliğin kökeninde de karşılanamamış şefkat ihtiyacı yatar, kötü bir evlilik, kötü bir boşanma, )
    .
    4-Erken cinsel deneyimler ve bu deneyimlerin yol açtığı cinsel alışkanlıklar,
    .
    5-Kültürel mesajlar (medyanın özendirici dili vs)(2,3,4)
    .
    KAYNAKLAR;
    .
    1-Daryl J. Bem, ‘’Exotic Becomes Erotic: A Developmental Theory of Sexual Orientation’’, Psychological Review 103, no.2, (1995):322-23
    .
    2-Fisher &Greenberg, Freud Scientifically Reappraised: Testing the Thesis and Therapy, 1996,s.135-139
    .
    3-Joseph Nicolosi, Homoseksüelliği Önleme Rehberi, 2011
    .
    4-Alfred Adler, Eçcinsellik üzerine, 2017
    (Zeki Bayraktar)
  • Babam on dört yasinda annesini kaybetmis. Ölümünü bir türlü atlatamamis. Altmis dört yasina gelmis hala üstünden atamamis annesinin yasini. Gecenlerde benim birsey hissetmemi istemedigi icin bana karsi kati davrandigini söyledi. Hasta bir mantik olsa da dedigine göre hissetmezsem hayatin getirdigi acilari da cekmek zorunda kalmayacaktim. Bu teoriye inandigina adim gibi eminim. Annesinin ölümüyle hissettigi aci gibi bir aciyi bir gün benimde yasamami istemiyordu.
  • 600 syf.
    ·Beğendi·10/10
    16 yaşlarında bir genç kız düşünün.Adı Nao.Ailesi ile birlikte Amerika'dan memleketleri olan Japonya'ya taşınmaları ile başlar her şey.Gittiği okulda maruz kaldığı sözlü ve fiziksel tacizler,ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi ve son olarak babasının intihar denemeleri...
    Nao bu sıkıntılar içinde eline bir defter alır-bir nevi günlük-ve içinden geçenlerini,yaşadıklarını yazmaya başlar.Nao uğradığı zorbalıklara ve yalnızlığına son vermeyi düşünür yani ölmeyi.
    Ölmeyi düşündüğü dönemlerde kendisini Budist rahibesi olan büyük büyükanneannesinin yanında bulur.Ve artık hayatında son vermeden önce amacı olan tek şeyi yapmaya başlar.Büyük Büyükannannesinin hayatını kaleme almaya başlar.
    Bir de Pasifik'in öteki tarafında bi adada eşiyle beraber ilham perilerini bekleyen bir yazar;Ruth.
    Ruth bir gün adanın kenarında bir çanta bulur.Bilin bakalım çanta kime ait?
    Çanta Nao'ya ait.Ve çantanın içinde defteri,birkaç mektup ve bir saat vardır.Ruth,Nao'nun bu ızdıraplı yaşantısını okumaya başlar.
    '
    Öhöm...Buraya kadar okuduysanız ne mutlu bana ki durun daha bitmedi.
    Öncellikle kitap kesinlikle "çerezlik" diyebileceğimizden türde bir kitap değil.Ağır bir dile sahip.Gerek içindeki felsefik yazılar ki bi süre sonra beyniniz yanabilir aman dikkat!
    Kitapta sadece felsefik yazılar yok.Ağır basan bir Japon Kültürü barındırıyor.Japonlara ait birçk bilgi ve kelime öğreniyorsunuz.Tabi bunlara altta veriler yazar ve çeviri notları size yardımcı oluyor yani bir nevi sözlük gibi düşünün.Beynimin alev alev yandığı öbür bir nokta ise Kuantum Fiziği'nin olduğu noktalar.Kuantum fiziği ile ilgili bir 4-5 sayfa bilgi okuyoruz ki bununla kalmıyor kitabın sonunda "EK" denilen bölümde detaylı bir bilgi aktarımı veriyor.Tabi "EK"denilen kısımda Everett,Tapınak İsimleri gibi gibi bir sürü konunun detaylı bilgileri bulunmakta.Kitabın ne kadar "çerezlik" olmadığını açıklayabildiğimi umuyorum.
    Değinmeden geçemiyeceğim noktalardan biri olan "ZORBALIK"konusuna gelelim.Nao okuldaki insanlar tarafından sözlü tacizlere uğruyor.Bunun ne kadar ağır olduğunu ve Nao'nun kaleminden okurken içim burkulduğunu söylemeliyim.Şöyle düşünün bir nevi zorla istenmediğin bir yere geldin,kimseyi tanımıyorsun ve arkadaş edinmek istiyorsun ama insanlar seni ezikliyor,iğrenç düşüncelerine maruz kalıyor ve bunun yanında bir de babasının intihar girişimleri...
    Tabi bir de insan denen varlıklar tarafından fiziksel şiddet ve tacizlere maruz kalıyor.Vücudundan silinebilecek ama ruhundan silinemeyecek olan izleri taşıma ve gizleme mecburiyetinde kalıyor.Tabi bir de olaylar medyaya yansıyor.Tacizler bir gün tecavüz olabilecek boyuta geçtiği an,bana söylenecek bir şey kalmıyor.Hele ki yaşadığımız dönemdeki olayları biliyorsunuz.Etrafımmız tecavüzcü ve organına düşkün yaratıklarla çevriliyken.Nao'nun bu yaşadıklarını anlatırken kullandığı tabirler +18 içerik barındırıyor.Çok fazla olmasa da rahatsız olamayacağınızın garantisini veremem.
    Nao'nun ruhuna,karnının içinde yaşayan balığa,hareketlerine,babasına olan sevgisine hayran kaldım.Ki eminim siz de okurken hayran kalacaksınız.Benim için çok özel bir kitap oldu.Neredeyse 5 sayfada bir altını çizdiğim cümlelere rastlamanız mümkün.Bu kitabın daha fazla duyulmasını istiyorum.
  • 288 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Her satırında insanın tüylerini ürperten, bir psikopatın gerçekleştirdiği, tecavüzün ve işkencenin baş aktör olduğu, insan ruhunda derin yaralar açan gerçek bir hikaye :(

    Aslına bakarsanız, Michelle'in kaçırılmadan önceki hayatı da gerçekten berbatmış, rezil bir ailesi var,okudukça bazı insanların kısırlaştırılması gerek diye düşünmeden edemedim, çocuk yaşta ailesi ve akrabalarıyla, pislik ve sefalet içerisinde yaşadığı o evde başına gelen tecavüz ve tacizler akıl alır gibi değil, üstelik ailenin bunlardan haberi yok, gerçi olsa da ne kadar umurlarında olur orası da muamma, zira o pislik yuvasında normal bir hayat süren zihniyetlerden bahsediyoruz.

    Bir süre sonra Michelle yaşadıklarına dayanamayarak evden kaçıyor, o kaçış sürecinde yaşadıkları ve babasına yakalanarak o ev denen mezbeleye geri dönmek zorunda kalması çok acıydı, yalnız bazen Michelle'e kızdığım zamanlar oldu, yani ilk tecavüz vakasında yaşı on falandı,o zaman bunu söylemekten korkmasını anlarım ama eve geri döndükten sonra akraba denen o pisliğin tecavüzleri on yedi yaşına kadar devam etti, peki o yaşlarda neden sustu anlamadım, bana biraz basiretsiz bir kız gibi geldi kusura bakmasın...

    Ayrıca kaçırılma vakasının yaşandığı olay anına gelirsek, bu olay anında Michelle beni yine sinirlendirdi,sırf arkadaşının babası diye, daha önce görmediğin, tanımadığın bir adamın peşinden evine gidip, bir köpek yavrusu masalıyla üst katlara kadar çıkmakta neyin nesi, üstelik o zaman 21 yaşındasın ve o yaşa kadar başına gelmeyen felaket kalmamış, senin gibi birisinin bir yabancının evine gitmesini bırak, her saniye gölgesini bile kontrol etmesi lazımdı, başına ne geldiyse saflığından geldi sanırım..

    Ne kadar kızsam ve üzülsem de hiç bir şey o iğrenç evde yaşanan olayları değiştirmeyecek, 11 yıl boyunca o kadınların yaşadıkları tecavüzlerin, fiziksel ve psikolojik işkencelerin bıraktığı izler silinmeyecek, umarım bundan sonra onlar için her şey yolunda gider :(