önemsizce

önemsizce
@fjouissance
cinayet öyle yakındır şehvete, ateş dumana nasılsa.
2 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
İsimler. Yer ve yüz isimleri. Ölenlerin isimleri. Daha önceleri bunları Kutsal Kitaplarda okumuştum, kız kardeşlerinin gözlerindeki neşeyle sımsıkı birleşerek, çocuklarının yüzlerindeki o ışık saçan ifadeleri takınarak, kutsal ruhun içinde özgürlüklerine kavuşan köylülerin ve madencilerin keskin, kaba hatlarıyla ciltlenmiş kitapların sayfaları içinden oklar fırlatıyorlardı. Jacob, Matthias, Johannes, Elias, Gudrun, Ottilie, Hansi. Artık bunlar ölülerin isimleri. Bundan sonra isimlerim olmayacak asla. Hayatımı bir isimden geriye kalan cesede bağlamayacağım. Böylece bütün isimler benim olacak.
Reklam
‘İnsanlardan koruyun kendinizi, çünkü sizi kendi mahkemelerine çıkaracak, kendi sinagoglarında kırbaçlayacaklardır. Benim yüzümden hem onlara hem de putperestlere tanıklık etmek için onların valilerinin ve krallarının önüne çıkarılacaksınız…’ Acaba Üstat Luther mahkemelerde yargılanmak üzere otoritenin karşısına çıkmaktan mı korkuyor? Onun tanıklığı her şeyi anlamanıza yetmiyor mu? Luther’in sesi, gerçek inancın katillerine karşı, tarlalardan madenlerden yükselen bir çığlıktır: ‘Yukardan gelen kişi herkesin üstündedir; ama topraktan gelen toprağa aittir ve toprağın dilini konuşur.’
Sayfa 37
İçinde yaşadığınız ağı ve yaşam tarzınızın gerektirdiği sömürüyü fark edene kadar, her şeyin üzerinde sömürgeci emeğin ve sömürgeci acının hayaletini görene kadar, kullanım, değişim ve değer kategorileri kulağa çok soyut geliyordu. Ama bu yalnızca ticaret. Herkes yararlanıyor; herkes kâr ediyor, sadece bir ülke çok daha fazla kâr etse bile. İşin mantığı sürekli kazanç sağlamak değil mi? O hâlde neden sistemden çıkmaya çalışalım? Esas mesele şu ki Birdie, sanırım bu ikilemi neden görmediğini biliyorum. Neredeyse hiç kimse görmez.
Eğer doğru noktaları tetiklersek, imparatorluğun feda etmeyi göze alamayacağı noktalar yaratırsak, kırılma noktasına yaklaşmış oluruz. Ardından gelecek istikrarsızlaşır ve değişim mümkün olur. Tarih önceden dokunmuş bir duvar halısı gibi katlanmamız gereken, hiçbir çıkışı olmayan kapalı bir dünya değildir. Ona şekil verebiliriz. Onu biz oluşturabiliriz. Yalnızca bunu yapmayı seçmeliyiz.
Diller yalnızca sözcüklerden ibaret değildir. Dünyaya bakma biçimleridir. Uygarlığın anahtarlarıdır. Ve bu, uğruna öldürmeye değecek bir bilgidir.
Sayfa 214
Reklam