Sizin dünyanızın erdemlerini yadsıyan suçlular, yasak bir dünya kurmayı umutsuzca kabul ederler. Orada yaşamayı kabul ederler. Orada hava iğrençtir: Onlar bu havayı solumayı bilirler. Ama -suçlular sizden uzaktır- aşkta olduğu gibi, beni ve kendilerini dünyadan ve dünyanın yasalarından ayırırlar. Onların dünyası ter, sperm ve kan kokar. Kısacası, susamış ruhuma ve bedenime önerdiği şey bağlılıktır.
Kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki, sözden, gözle görmekten, duygudan, iradeden daha güçlüdür. Savılıp atılamaz bu inandırıcılık, soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi, o da içimize işler, doldurur bizi, hepten ele geçirir, çaresi yoktur.
Bırak konuşayım, içimi boşaltayım. Ben de sevdim sevmesine tavan arasını. Çünkü o tamtakır yoksulluğu benim hareketlerimi de kuruttu... Ne değiştirilecek duvar kağıtları, ne silkilecek halılar, ne bir toz beziyle ya da ne bileyim sadece bakışlarla okşanacak mobilyalar, ne pencere camları, ne de balkonlar vardı. Hiçbir şey, bizi güzel bir hareket yapmaya mecbur edecek hiçbir şey yoktu orada.