kitapların zihinde değil, bedende yer edindiği fikrine sık sık kapılırım. ya da belki zihnimizin ucundaki bir hatırada saklıdırlar. tam olarak hatırlayamasam da kimi cümleler ve hikayeler bir seçimle karşı karşıya kaldığımda bana yardımcı oluyor. yaptığım hemen hemen tüm seçimlerin temeli okuduğum kitaplara dayanıyor. önceden okumuş olduğum kitapları hatırlayamıyorum ancak üzerimdeki etkileri baki. o halde bu, hatırlamaya özen göstermem gerekmediği anlamına gelmez mi?
“kitapta sevdiğim nokta, kitap okumanın bir başarı olmadığını düşündürmesiydi.” dedi youngju gülerek.
“doğru düşünmüşsünüz” diye gülerek yanıtladı areum.
“kitap okumanın dünyaya bakışımızı genişlettiği söylenir ki bu da dünyayı daha iyi anlayabilmemizi sağlar, anlayışa sahip oldukça da güçleniriz. güçlendiğimiz yönünü başarıyla bağdaştıran insanlar olsa da durum yalnızca güçlenmekle sınırlı değil; anlayış beraberinde acıyı da getirir. kitaplar, kısıtlı deneyimlerimizle hiç görmediğimiz bir dünyanın barındırdığı acılarla çevrelenmiştir. bir başka deyişle, eskiden farkında olmadığımız ıstıraplarla karşı karşıya kalırız. bir başkasının kederini derinden hissederken sadece kendi başarımız ve mutluluğumuzun peşinden koşmak zorlaşır. bu yüzden kitap okumanın, aksine bizleri bahsedilen o başarıdan uzaklaştırdığı kanaatindeyim. kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz; başkalarının yanında durmamızda yardımcı olur. bu sebeple bizler bir başka açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında.”
“hangi açıdan?” diye sordu youngju.
“biraz daha insaniyet kazanıyoruz diyebiliriz. kitap okurken başkalarının duygularını paylaşabiliyoruz. bizleri bitmek tükenmek bilmeyen bir telaşla başarıya koşturacak şekilde tasarlanmış bu dünyada, koşmayı bırakıp etrafımızdaki insanlara bakma olanağı elde ediyoruz. bu yüzden daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceğini düşünüyorum.” dedi areum.