,,Nisan geliyor. Ve yaşayacak günümüz varsa Mayıs da gelecek Haziran da. Sonrasında biz…”
En büyük aşkı Flush adındaki İspanyol cocker cinsi köpeğiydi. Bir gün bir gazeteci efsaneleşmiş sakat şair hakkında bilgi edinmek için Elizabeth Barrett’i görmeye geldi ve tabii ki köpekle de tanıştı. Gazeteci makalesinde Elizabeth Barrett ve sevgili köpeği Flush’ın benzerliklerine ilişkin gözlemlerini aktardı. Gazeteci köpekle aralarındaki benzerlikten üstün körü söz etmekle kalmamış, ayrıntılarıyla betimlemişti: “Her ikisinin de dikkat çekici yuvarlak gözleri, geniş çıkık alınları, uzun, sarkık, ipeksi kulakları var.” Bu sözlerin Elizabeth Barrett’in tuhaf bir resmini çizdiği kuşku götürmez.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Reklam
I truly enjoy watching Ms Hot Chocolate write letters. Her lips form a gentle curve, and a flush of pink warms her pale cheeks. Her eyes are lowered, and every time she blinks, the shadows of her long, dark brown eyelashes dance across the paper.
They Finally Banged
I swear I’m not doing it on purpose, but my hips shift back again. His muscles tense. His hand slides around my waist in a protective embrace. His fingers tighten on me, right above my hip bone.
Sayfa 305 - Raphael- Nia·Kitabı okudu
The Cards Never Lie
“No, you will not. The cards do not lie.” Her gaze slides to me. “And speaking of which, I’m still wondering about that lovers card. Remember? A lover from the past? It wouldn’t be Raphael, would it?” My stomach drops. Sometimes, it’s deeply inconvenient having a psychic friend. “He’s taken, isn’t he?” I say, flustered. “Serana, when you first brought me to Raphael’s room, Ginevra was in there.” I try to look casual as I drum my fingertips on the wooden table. “And Raphael wasn’t wearing a shirt. Aren’t romantic relationships strictly forbidden here? Guess we shouldn’t tell anyone about it or ever bring it up again.” The words all come out in a frantic tumble, and Serana arches an eyebrow. “Now, what is going on here, exactly? You and Raphael?” I shrug, trying to look casual. “Don’t be ridiculous. He hates me, remember?” Tana narrows her eyes at me. “But you knew him in the past, didn’t you? And it wasn’t just a friendship.” My stomach swoops again. “Me? We were just talking about Ginevra. Ginevra,” I repeat. “You didn’t answer my question.” “She really doesn’t want you to get kicked out for something dumb, like shagging an instructor,” says Serana. “You’d better not lick or otherwise touch him while we’re away and you two are alone.” “The lover from the past…” Tana prompts again. My cheeks flush. “Fine. I knew him, yes. Ages ago. It was in Bordeaux, and he kissed me once, and then said I was a spoiled American and never spoke to me again until I saw him in the south of France. The day I met you, Tana. He fully ghosted me, and I’ve never shagged him.”
Sayfa 220 - Raphael- Nia·Kitabı okudu
Burada paradan öte bir şey kazanıyorsunuz. Manevi mükafat veya ceza evrakının mühürlü zarfı açılıyor. Muğlaklığın sularından kesinliğin adasına doğru kulaç atıyorsunuz. Benliğinizin değeri tasdikleniyor. Size müstesna bir makam bahşediliyor. İskambil kartları birer ontolojik makbuzdur. Varoluşun maraton parkuruna geçiş bileti. Öz güven dopingi, şahsiyet şikesi, menzile ışınlanma! Gıcır gıcır aleladelik tribününde, ezeli sürprizin ilan panoları. Kumar, sırların mahkeme salonunda yapılan ameliyattır. Gaipten gelen düşük frekanslı talimatlara kulak kabartma metodu. Meçhulün tetkiki, sondajı, kurcalanması. Benliğimizin kökünü kurutan suallere cevap niteliğinde bir beste. Azabın dozu artsın, ziyanı yok. İnce bir ihtimal tülünün arkasında süzülen müjdenin gölgesi bile iptilaya sürükler insanı. Pokerde pot ile el arasında bir bağ yoktur. Flush royale geldikten sonra; keşfedildikten, seçildikten, kutsandıktan sonra paranın ne önemi var? Hayat oyundur. Kumar ise ayin. Oyunda kendinden kaçarsın. Ayin ise seni kendine getirir. Şanslıyım, o halde varım. Kaybediyorum, demek ki yok olmadım. Kendimin civarındayım. Mevcudiyetin kaypak yörüngesinde. İnsanı yaşatan yalanlar ile öldüren gerçekler arasında mekik dokursun. Ruhunun en yağlı müşterisi olan şeytanla pazarlık bitmez. Hilesiz bir sahteliğe, anlaşma sağlayan yalana, teselli getiren dalavereye müptelasındır. Halüsinasyon diyarında blöf yapmadan adım atamazsın. Tek bir kural var aslında: Ne kadar kazanırsan kazan, sonunda herkes gibi kaybedeceksin.
Sayfa 61 - APRIL Yayıncılık, 1. Baskı
Reklam
Reklam