Bugünkü toplum tezinin ilk felsefi çivilerini çakan Russo; "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan birinin, herhangi bir şeyi sevebileceğini düşünemiyorum" der.
Aynı Russo birbirimize yönelttiğimiz bakışlar olmaksızın, insani varoluşun olamayacağını söyler.
Mesela Aristo; "Kendi kendine yeten, hiç kimseye ihtiyaç duymayan ya aptal ya hayvan ya da Tanrı'dır" der.
Her düşünce şeklinin, her hukuki davanın en az iki yüzü vardır. Şayet siz, "Düşüncenin sadece tek bir yüzü vardır" diyorsanız, krallığınız, diktatörlüğünüz kurulmuş ve düşünce değil dogma sahibisiniz demektir. Düşüncenin ikinci ve sonraki gözlerini açmak için, "yüreğiniz" olmalı. Kendinden vazgeçmeyen insanlar, düşüncenin ikinci gözünü göremez ve hayatlarını köle olarak bitirirler.
Bir gün Anadolu'nun tarihini, evliyalarını, şiirlerini, felsefesini kökünden merak ederseniz; Anadolu'yu Anadolu yapan en temel değerin 'kibire' karşı çıkmak olduğunu görürsünüz.
Bu yüzden Anadolu'nun soylu şiirleri, tasavvuf felsefesinin baş eserleri 'efendi' tanımaz; yani üstünlük taşıyanların kibrini en büyük düşman ilan ederler.
Ah daralıyor insan, gömleğini önünden parçalamak değil, göğüs kaburgalarını yırtarak açmak istiyor...
Ah nerde o Kocatepe'nin atlıları? Öyle bir çifte attı ki nallarının çivisini Avrupa'nın alnına çaktı. Bize düşen artık, Safiye Ayla'nın eski şarkılarını dinler gibi, açıp kitapları gizli gizli o günleri okuyup okuyup ağlamak mı?