Bütün bu öğrendiklerimizin bizi daha akıllı yapacağını sanıyorduk. Ama bizi aptallaştırmaktan başka bir işe yaramadı. O kadar çok şey öğrenmiştik ki, düşünecek vaktimiz kalmamıştı.
Mesela gayet huzurlu ve mutlu iken, tek bir insanın
öfke ve mutsuzluğunun etkisine kapılıveririz.
Kendimizi birkaç saniye içinde çok hararetli bir
tartışmanın içinde buluveririz. Tartışmalar birden
alevlenebilir. Bazen hiç söylemek istemediğimiz
şeyler söyler ya da sakin kafayla asla almayacağımız
kararlar alırız.
Çoğu zaman, o ana kadar çok da güzel ve huzurlu
geçen bir günde, nasıl olup da kendimizi bir
tartışmanın ortasında bulduğumuzu anlayamayız.
...içimizde uyuyan güçten uzaklaşarak, tanrısallığımızdan koptuğumuz için bir boşluk ve yalnızlık hissederiz. Bu yalnızlıktan kurtulmaya çabalamamıza ve hayatımızı yüzeysel şeylerle doldurmamıza şaşmamak lazım. Bizi derinden etkilemeyen ve asla mutlu edemeyecek hedeflerin peşinde koşmamızın sebebi de budur. Yaratıcılığımızdan uzaklaştığımız ve evren üzerindeki gücümüzü reddettiğimiz sürece hayat anlaşılmaz ve görünürde tesadüfi. olaylarla üzerimize gelecektir.