“artık güneşi, yıldızları görmeyecek, yanağımı okşayan rüzgarı hissetmeyeceğim. ışık, hisler, duyular yok olacak. mutluluğu ancak böyle bulacağım. birkaç yıl önce, bu dünyanın sunduğu görüntüler ilk kez karşıma çıktığında, yaz mevsiminin keyif veren sıcaklığını hissedip yaprakların hışırtısını, kuşların şakımasını duyduğumda, bütün bunlar karşısında ölene dek ağlamalıymışım. artık ölüm tek tesellim. suçlarla kirlenmiş, en acı pişmanlıklara boğulmuşken, ölümden başka nerede huzur bulurum?”
onlar benim kardeşlerim, türdeşlerimdi; en iğrenç olanlarını bile meleksi bir tabiata, semavi bir mekanizmaya sahip yaratıklarmış gibi çekici buluyordum.