Geri Bildirim
  • Kadın aklı erkeginkinden farklıdır, erkek aklının kapsamı geniştir. Kadın aklı ise seziş gücüne sahiptir.
  • Her dinin ve her ahlakın temelinde yatan en genel formül: "Şunları ve şunları yap, şunları ve şunları yapma — mutlu olursun. Aksi halde..." şeklindedir.
  • Gerçekten, ya günün birinde bütün arzu ve kaprislerimizin de formülü bulunur, daha doğrusu bunların esasına, hangi kanunlara bağlı olarak meydana gelip nasıl geliştiklerine, çeşitli durumlarda hangi yolları takip ettiklerine vs. dair bir matematik formül ortaya çıkarsa, o zaman insan muhtemelen, hatta mutlaka hiçbir şey istememeye başlar. Cetvele bakarak arzu etmenin ne tadı olur?
    Dostoyevski
    Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası Yayınları
  • Bir hafta sonra, kocası şöyle demişti: “Depresyona girmeni istemiyorum. Hemen bir çocuk yapmalıyız. Sonra, unutursun.” Unutursun: Bir başka formül bulmaya çalışmıyordu bile. Ondan ayrılma düşüncesi işte o anda kafasında doğdu.
  • *** Eğitimde yenilik yapmak isteyenler için ideal bir formül kitabı*** Umuyorum ki bir gün ülkemizin çocukları da gerçek eğitimle tanışacak ve bu aptal eğitim sisteminden kurtulup zekalarını ve yeteneklerini tam olarak gösterebilecekler***


    Türkiye'de son zamanlarda eğitim konusunda en çok tartışılan ve örnek alınmasını istenen ülke hiç şüphesiz ki Finlandiya'dır. Finlandiya'nın eğitimde ki gelişimi birçokları tarafından da merak edilmektedir. İşte bu kitapta Finlilerin eğitimde ki başarılarının sırlarını bulacaksın. Finli eğitimci Sahlberg bu konuda Dünya Milletlerine yardımcı oluyor. Finlandiya'da eğitimin ve eğitimcilerin önem verdikleri :
    - Çocukların ruhsal,bedenen ve zihinsel gelişimine önem verilmesi ve her şeyden önce sağlıklı,mutlu bireyler olmaları hedefi
    - Standartlaşmış eşitlik anlayışı değil hakkaniyete önem verilmesi
    - Hiçbir çocuğun eğitim konusunda diğer çocuklardan farklı eğitim almaması. Ekonomik ve aile sebeplerinin buna engel olmaması
    - Okulları şirket gözüyle bakmayıp onları rekabete sürüklememesi
    - Küçük verilerden faydalanma
    - Eğitimin hayatla ilişik olması ve öğrenilen bilgilerin toplu bir şekilde en az bir kez dönem içerisinde uygulanması
    - Okullara özerklik verip okulun seviyesine göre müfredat hazırlanması ve bütçe planlanması
    - Öğretmenler arası işbirliği olduğu kadar bu işbirliğinde öğrencilerinde yer alması
    - Teneffüse önem verilmesi
    - Standart ölçmeleri baz almayıp doğrudan çocuğun yeteneğine göre gelişimine odaklanması
    - İlkokullar ile Yüksek Öğrenim Kurumlarının ortaklaşa çalışması
    - Öğretmene güven
    - Öğretmen seçiminde test başarısına değil; karakter ve isteğe daha fazla önem verilmesi
    - Devlet okullarının ağırlığının olması özel okul adı altında kimsenin ayrışmasına müsaade etmeme
    - Akran koçluğuna ve eğitim liderliğine önem verilmesi vs
    Gördüğünüz üzere insan ve hayat odaklı kısaca önem verdikleri eğitim. Ve çocukların birey olarak yetişmeleri. Onların rekabet anlayışı içinde olmamaları ise ayrı bir güzellik. Belirtmek gerekir ki yazarımız diyor ki Finlandiya bir örnek teşkil etse de ülkeler kendi hayat şartlarına göre eğitim planlamalarını yapmalıdırlar.Aksi takdirde yine sonu hüsran olacaktır.
    Not: PISA testi ile ilgilide bilgilere yer verilmektedir.
  • YENİ ROMAN MANİFESTOSU

    Dünyanın meydana gelen gelişmelerle ilk başladığı yerde olmaması gibi edebiyatta başladığı yerde kalmamıştır. Edebiyatçıların bakış açıları, yazım şekilleri çağlara göre farklılaşmıştır. İngiliz Edebiyatı’yla birlikte dünya edebiyatının en zengin edebiyatlarından olan Fransız Edebiyatı da bu değişimden nasibini almıştır. Her gelenin üstüne koyarak ilerlediği edebiyatta Yeni Roman “araştırması” değişimin neresindedir, ben bunu kavramaya çalıştım yaptığım okumalar ve araştırmalar neticesinde. Ama Yeni Roman’ı anlamak için öncesinde geleneksel romanın kabaca ne olduğunu bilmek gerekir.

    Geleneksel roman, karakterlerin ve duyguların derinlemesine analiz edildiği, kalabalık bir roman kadrosuyla kronolojik bir zamanda sürükleyici, ilgi çekici bir olayı anlatır. Geleneksel romanda tasvir bir dekorun ana çizgilerini belirtir ve ardından onun önemli ayrıntılarını aydınlatmaya çalışır. Önemli olan hikâye anlatmadır. Biçim geri plandadır. Vermek istenilen mesajlar, duygular öne çıkar. Geleneksel klasik romanlar arasında yapısal ve içerik bakımından benzerlik bulunurlar. “Bu romanlardan birkaçı okunduğu zaman göze çarpan aralarındaki benzerliktir; sanki hepsi aynı kalıptan çıkmış izlenimi vermektedir; aynı durumları, aynı basmakalıplaşmış kahramanları, aynı saymaca bölümleri sunmaktadırlar”. Evet, içerik ve yapı arasında büyük benzerlikler vardır ama bu benzerlik okuyucuya aynı duyguları da yaşatmaz, hissedilen hep farklıdır.

    İki büyük dünya savaşı gören insanlık artık yeni bir değişimin çehresinde ilerlemektedir. Savaş dayanılması zor şartlar altında yaşamaktan bıkmış yorulmuş olan insanlarda endişe, bunalım ve gelecek kaygısına yol açmıştır. Bu gibi şeyler de edebiyatta yeni ilerlemelerin yolunu açmaya meydan hazırlamıştır. Baktığımızda, toplumdan çok bireyin bilinçaltına yönelimin ilk adımlarını bu dönemde görmemiz rastlantı da değildir. Doğal olarak da geleneksel ve Balzac romanın saltanatı sallanmaya başladı. Bu değişim o yıllardan sonra anti-roman ya da karşı-roman gibi isimlerle anılmaya başlanmıştır. Fransız edebiyatı için bakacak olursak bu değişimin öncüleri, aynı zaman da Yeni Romancıların öncüleri, Marcel Proust, Andre Gide ve J. P. Sartre gibi isimlerdir. Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si ve Gide’nin Kalpazanlar’ı o dönemin anti-romanlarıdır. Sartre anti-romanlar için şunları söyler: “Anti-romanlar, bilinen klasik romanların yapısal görünümünü ve çerçevesini korurlar; bunlar, bize kurgusal roman kahramanları sunan ve onların hikâyelerini anlatan hayal ürünü yapıtlardır. Fakat onlar bunu yaparken amaçları, daha çok hayal kırıklığına uğratmaktır: bizzat romana yine romanla itiraz etmek karşı çıkmak ve çürütmek, onu gözlerimizin önünde belirlenen zaman içinde tanımlamak, yazılmayan veya yazılamayan bir romanın romanını yazmak söz konusudur.”

    Peki, nedir bu Yeni Roman? 19. yüzyıl roman tipinin bileşimini, yüzyıl önceki yaşayışın bir yankısı olarak gören, ancak bugün bunun, can sıkıcı yansımalara yarayan boş bir formül iddiasıyla yola çıkan, geleneksel romana karşı çıkan bir araştırmadır. 1950’lilerde Fransa’da ortaya atılmıştır. Hazırlayıcıları Yeni Roman kitabıyla Alain Robbe-Grillet ve Kuşku Çağı kitabıyla Nathalie Sarraute’dur. Temsilcileri Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Nathalie Sarraute, Claude Simon, Robert Pinget gibi isimlerdir. “Okuyucu kitlesinin zihnini kurcalayarak, alıştığı hazırlop basmakalıplaşmış romanın geleneksel alışkanlıklarını ve sunularını sorgulamak amacıyla yeni anlatım biçimleri aramaya ve bulmaya çalışırlar”. Ama hepsinin vardıkları sonuç farklıdır. Tek ortak noktaları “yeninin” etrafında toplanmalarıdır. Geleneksel romandaki her öğe değiştirilmeye çalışılmıştır.

    Genel Özellikleri:

    *Her şeyi bilen gören bir bakış açısı kullanmazlar. Anlatıcı kişi-anlatıcı şeklindedir.

    *Tasvir romanda önemli yer tutar.

    *“Roman, yalnız olay ve kişiler üstüne kurulmamalıdır” yargısı vardır. Bu yüzden olay ve kişiler siliktir. Roman öğelerinin en gerisindedir.

    * Biçim olayın önündedir.

    *Yeni Romancıların en çok eleştiri aldığı nokta nesne anlayışlarıdır. Nesne her şeyin önündedir. Tüm özellikleri ayrıntısına kadar tasvir edilir ve tüm romanı kaplar. İnsanın kendine verdiği anlamdan sıyrılır, kendi başına var olur ve bir ruha sahiptir. Nesnenin romanı…

    *Yeni Romancılar var olanı insanın ona yüklediği anlamdan sıyırarak kendi anlamıyla kavramak ve anlatmak uğraşındalar. Şu cümle onların amaçlarını çok iyi özetliyor: “Dünya ne anlamlıdır, ne de anlamsız. Vardır o kadar”.

    *Yeni Roman örneklerinde şimdi ile geçmiş iç içedir. Kişi geçmiş ile şimdiyi birlikte görür ve yaşar. Eserlerinde genellikle şimdiki zamanı kullanırlar.

    Kısaca bu şekilde.

    Tabii amacım sadece yeni roman nedir anlamaya çalışıp geçmek değil. Bir okur olarak bu araştırmanın başarılı olup olmadığı hakkında eleştirel bir bakış geliştirmeye çalışacağım. Bunun için eserlerini mini bir etkinlik şeklinde okumayı düşünüyorum. Böylece aklıma takılan, sizin de aklınıza takılan, soruları cevaplamaya çalışacağım.

    NOT: Yeni romanı uzun süredir araştırıyorum. Çoğu kişinin ilgisini çekecek bir konu değil. İncelemem normalde çok uzundu. Bende kısaltmak zorunda kaldım. 1k standartlarına göre yine uzun bir inceleme ama bu kadar kısaltabildim. İncelemenin tamamıyla ilgilenenler için link ekliyorum(güvenlidir): https://drive.google.com/...EHJNx4UoJVp1FbXl15Db Linke ulaşamazsanız iletişime geçin lütfen. Esen kalın, iyi bayramlar.
  • Yazarın , hayalin mucizesi isimli kitabının tarzında bir kitap.Celcelutiye duası çevresinde, bir çok bilgi, yorum ve formül ortaya koymuş.Meraklısına tavsiye edebilirim.