Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir.
En büyük lütuflar kaygıyla doludur ve talih, en iyi olduğu zaman bile güvenilmezdir. Mutluluğu korumak için başka bir mutluluğa ihtiyaç vardır ve duaların yerine gelmesi için de dua edilmeli.