hayatın her alanındaki bencilliklerine rağmen, sevişirken asla bencil olmazlar. orgazmın neye benzediğini görmemiş gözlerin beyazını seyretmeden ayağa kalkmazlar. sadece sonrasında, kimsenin inanmadığı cümleler kurarak biraz önce yaptıklarını meşru ve pişmanlık harici kılan cümleler kurup giderler. fahişe olmayan ve onlarla sevişen kadınlar günahın, toplumsal değerlerin ve aşkın ne olduğunu bilir, bütün bunların kurallarını gözleri kapalı sayabilir, ancak piçlerle sevişmekten vazgeçemezler. nedeni basittir. piçler insan kimyasında zevk yaratan her salgıya baraj ve vadi kurmayı öğrenecek kadar zamana sahip oldukları bir hayat sürerler. çünkü başka işleri yoktur. piçlerle sevişmek, ancak asla onlara âşık olmamak gerekir. ancak ne yazık ki kadınlar bu gerçeği çok geç kabullenir.
hakan, üç yıldır yaşadığı terasın bir yerlerine bir şeyler yazmayı düşündü. birkaç cümle ya da dostlarının adları. ama vazgeçti. çünkü bunun da bir önemi yoktu. sadece gidiyorlardı, hepsi bu. büyütmemek gerekiyordu. hiçbir şeyi. özellikle de kendilerini.
hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. üzülürsün. pişman olursun. sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.
aslında gonca anlamıştı. barbaros'la hiçbir gelecek hayali kurulamayacağını anlamıştı. genç adamı çok iyi tanıdığı anlarda bile sanki yeni tanışmış gibi hissettiği anlardan birini yaşıyordu. bir yabancının elindeydi sağ eli. ne o gözlerdeki parlama gelecekti, ne de barbaros'la yaşayacakları evin duvarlarında tablolar asmak için darbeli matkapla delikler açacaktı.