.
Bilim insanı, bilimin sağlam bir temele dayanmasının gerekliliğini vurgulamak istiyorsa, ‘Gerçekler, gerçekler, gerçekler!’ diye haykırır.
Peki gerçek nedir? Gerçek, doğru olan bir düşüncedir. Ancak bilim insanı, insanların değişen zihin durumlarına bağlı olan bir şeyi bilimin sağlam temeli olarak kesinlikle kabul etmeyecektir.
...
Wittgenstein, Frege'yi görmeye ilk gittiğinde, kapıyı açan adama: "Profesör Frege'yi görmek istiyorum" der. Adamdan, "Benim, buyrun" diye yanıt alınca da, "Olamaz!" deyiverir. Bu örnek şunu gösteriyor: Felsefe okuru yalnızca metinlerinden bildiği felsefe yazarını görseydi tanırdı demek, doğru tanırdı; yanılmazdı demek değil, belki, tam tersi: 'tanıdığı' kişi, onun o metinleri okumasının sonucu 'oluşmuş' bir 'kişi' olarak, 'asıl' yazarla hiçbir zaman çakışmayabilirdi.
Yaygın olarak kabul edilen modern felsefe dili Gottlob Frege (1848-1925) ile başlamıştır. Frege, 1892 tarihinde, "Über Sinn und Bedeutung"başlıklı makalesinde, felsefeye "duyu" ve "referans" arasındaki ayrımı miras bırakmıştır, bundan 100 yıl sonra dahi hâlâ tartışılmakta ve konuşulmaktadır.
Frege'nin örneğini kullanarak ayrımın temelleri yeteri kadar açık bir şekilde ortaya konabilir. Şu iki ismi ele alalım: "sabahyıldızı" ve "akşamyıldızı". Her ikisi de aynı gök cismidir (Venüs gezegeni). Bu durumda, iki farklı duyuda aynı referansı olan iki ismimiz bulunmaktadır. Referansları aynıdır çünkü aynı cisme atıfta bulunurlar. Duyuları farklıdır çünkü birinin anladığı şey diğerinden farklıdır: "Sabahyıldızı" dendiğinde sabah gökyüzünde belli bir yerde bulunan yansıtıcı bir varlığı anlayabiliriz, "akşamyıldızı" dendiğinde akşam gökyüzünde belli bir noktada ortaya çıkan bir yldızı anlayabiliriz.
Sözcüklerin anlamı neye dayanır? Strawson, Donnellan ve Searle gibi isimlere göre “anlam, sözcüğü ifade eden kişinin düşüncesine dayanmaktadır. Bu yaklaşıma göre var olan ya da olmayan tüm şeyler, sahip oldukları anlamı, bizim sayemizde elde eder.
Başka bir deyişle, hiçbir şeyin kendinden menkul bir anlamı yoktur; her şeye sahip olduğu anlam, bizim tarafımızdan yüklenir.
Frege, kendisinden sonraki felsefecileri de pençesine alışını ileride göreceğimiz bir tutkuya kapılmıştı: Matematiğin ya da en azından aritmetiğin, tümüyle bir mantık sistemi olarak ifade edilmesi.