Ursula K. Le Guin asla basit bir yazar olmamıştır. Neredeyse tüm eserleri birbirleriyle bağlantılı olarak olağanüstü bir evren-insan tasviri oluşturmuştur. Herşey birbiriyle bağlantılı, neredeyse kelebek etkisi denebilecek ölçüde birbirini etkilemektedir.
Genel hatlarıyla 'Karanlığın sol eli' insan ilişkilerini, cinsiyetin ilişkilerle olan bağlantısını ve toplum düzenine etkilerini sorgular ve bu ana belirleyiciden yoksun olan bir toplumun içerisinde oluşabilecek farklılıkları bize diyalektik bir orantıda sunar. Bu şahane yapıtı icra eden bir beynin, saygı duyulası şahane hayalgücünün önünde yalnızca boyun eğmek gerekir. Sen nasıl bir kadınsın Ursula! Seninle sohbet etmek, yanında durmak, yazarken izlemek ya da yalnızca konuştuğunda oluşan o hayalgücünün saf gücünü hissetmek isterdim! Ne yazık ki yanlış zamanda yanlış yerde doğmuşum. Hiç tanınmamış biri olarak hiç tanımamış birini özlüyorum.
Hayran olunası bir yazarın zamanın ötesinde etkileyici bir hikayesi daha...
Karanlığın Sol EliUrsula K. Le Guin · Ayrıntı Yayınları · 20213,960 okunma
Yine, duygusal boşluklara sahip insanların aşırı uçlarda dolaşan psikolojik buhranları! Böyle bir kitabı elime aldığımda beklediğim bir şeydi aslında. Beni şaşırtan asıl şey kelimelerin altında yatan duygular oldu.
Ona 'senden beklentim yok' derken, bir kadının pes edişine şahit oluyoruz. Bu sadece aşk değil; ah, kesinlikle aşk değil! Bu; kendini, kendi hayatını ve çocuğunun hayatını hiçe sayacak kadar ileri gittiği hastalıklı bir saplantıdır.
Pek çoğunuz, birilerinin size böylesi bir tutku beslemesini arzuluyor. Bu salt bencilliktir. Bir çocuğun hastalıklı bir fikre saplanması, karşısındakini bedensel ve psikolojik olarak tatmin etmesi ne kadar yanlış bir istektir! Bu yalnızca tapınılma arzusu olabilir.
Bu kitap, belki çok anlamlı ya da üstün gelmeyebilir, ancak; içimizdeki sevilme ve sevme, tapınma ve tapma arzusuna, hitap ettiği kesin. Ve koca bir 'hiç' uğruna yitirilen bir ömrün, insanı da nasıl bir 'hiç' haline getirebileceğini görüyoruz.
"Heyhat! Hep yaşayacakmış gibi yaşarlar, hiç yaşamamış gibi ölürler."
Sanırım okuyalı bir on yıl kadar oluyor. Lâkin beni hâlâ ilk günkü kadar etkileyebilen nadir kitaplardan birisi; Koku! Bir yazarın engin hayâl gücünün mükemmel tasvirlerle bezenişinden ortaya çıkan harika bir başyapıt. Okurken, maddesel forma sahip olmayan bir şey ancak bu kadar güzel tasvir edilebilir diyor insan. Okumadan önce şunu da belirtmeliyim ki, bu kitaptan yola çıkarak pek çok şahıs insanın kokusunu elde edebilmek için Jean baptiste Grenouille'ün yöntemlerinden faydalanmışlardır. Buradan, kitabın etkileyiciliğine dair fikir edinebilirsiniz. Önyargıları rafa kaldırın ve bu kitabı raftan alın. Eminim ki pişman olmazsınız.
Babamın bana verdiği ilk kitaptı ve sanırım ellili yıllarda basılmıştı. Kızılderililere vahşice denilebilecek şekilde yapılan soy kırımı tüm çıplaklığıyla -ve belgelerle- ortaya döken önemli bir eserdir. Anlatımı biraz ağır ve yavaş okumak gerekiyor. Kitabı bitirdiğinizde duygularınızın allak bullak olmasına rağmen yine de buna değer.