Yazarın yeni romanı. Dilini, üslubunu, romancılığını ve kalitesini tekrar etmenin anlamı yok ancak bu roman diğer romanlarının yanında biraz sönük kalmış diyebilirim. Olay örgüsü dar bir bağlamda geçmekle birlikte, bu okuyucu için sorun olmaz, aynı zamanda kopukluklarla devam ediyor. Karakterlerin birbirlerine olan mektuplarının araya girmesi ve zamansal atlamaların olması sürekliliği bozuyor. Roman akıcı olsa da okurun sıkılabileceği bölümler de yok değil.
Roman, yazarın söylemiyle, yazarın öz yaşam öyküsü olmasa da hayatından izler barındırıyor. 1971’de ordunun yönetime el koymasıyla, aydın ve muhalif sınıfın yaşadığı zor zamanları, özellikle ana karakterin cezaevindeki günleri üzerinden bizlere aktarılıyor. Aynı koğuşta kalan fikir suçlusu insanların birbirleriyle olan ilişkileri, sisteme olan bakış açıları ve özgürlük istemleri diyaloglar üzerinden anlatılıyor.
Roman aşk, sevgi, aile, özlem, özgürlük ve direniş gibi birçok farklı tema üzerinden ilerlemeye çalışıyor. İlerlemeye çalışıyor diyorum çünkü belli bir bütünlük yok. Kopukluklar, zaman atlamaları, bazı bölümlerin çok hızlı olması, sona doğru romanın daha çok hızlanması gibi sebeplerden ötürü diğer romanlarının yanında sönük kalmış. Aceleye getirilmiş ya da bazı bölümler çıkarılmış gibi.
Yazarın diğer kitaplarını okumamışsanız, önerebileceğim bir roman değil. Ancak tüm kitaplarını okumuşsanız ve hala içinizde okuma isteği varsa bu romanı da okuyabilirsiniz.