"Sen kim oluyorsun da benim yaşadığım hayatı yargılıyorsun? Ben mükemmel değilim ve olmak zorunda da değilim. Parmağınla beni işaret etmeden önce ellerinin temiz olduğundan emin ol."
Vücudumuzun içinde dolaşan kırmızı renkli sıvı da dışarı çıkmak için sanki can atıyordu. O da belki haklıydı sürekli aynı yerlerde dolaşmaktan sıkılmıştı.
En iyi iyinin düşmanıdır aslında ama yine de daha iyisi var mı? diye hep çırpındık. Böyle olsaydı daha mı iyi olurdu? diye hep düşünmüşüzdür.
Yediğimiz yemeğin tadı yeterince iyi olduğu halde başka etkilerle içine farklı baharatlar koyar; aslında gerçek lezzetten uzaklaşırız. Oysaki en yalın hale yakın olan en iyidir. Çoğu zaman karışım yaparken bir şeylere yazık olur.
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.