zavallı adam! diye düşündüm. bütün insanlar gibi senin de yüreğin, senin de sinirlerin var! ne diye bunları gizlemeye kalkıyorsun? gururun Tanrı'nın gözünü bağlayamaz ya!
“söyle, Linton' a duyduğun o geçici heves yüzünden beni bırakıp gitmeye ne hakkın vardı? çünkü ne yoksulluk ne alçalma ne ölüm, kısacası Tanrı ile Şeytan'ın elbirliğiyle üzerimize yığabileceği hiçbir şey bizi ayıramayacakken, bunu sen kendi isteğinle yaptın. senin kalbini ben kırmadım, onu sen kendin kırdın; kendininkini kırarken benimkini de kırdın. güçlü oluşum benim için daha da kötü. yaşamak istiyor muyum? benim için bu nasıl bir yaşam olacak, sen . . . of, Tanrım! ruhum mezardayken bedenim yaşamış, ne yapayım?"