Estragon: (çizmelere bakmak için dönerek) Orada bırakıyorum onları. Başka biri gelir, tıpkı... tıpkı... benim gibi, ama ayağı daha küçük, o zaman mutlu edecek onu bunlar.
Vladimir: Ama çıplak ayakla yürüyemezsin!
Estragon: İsa yürüyordu.
Vladimir: İsa! İsa'nın ne alakası var bunla? Kendini İsa'yla karşılaştırmayacaksın herhalde!
Estragon: Bütün hayatım boyunca kendimi onunla karşılaştırdım ben.
Vladimir: Ama onun yaşadığı yer sıcaktı, kuruydu!
Estragon: Evet. Hem de insanları hemencecik çarmıha geriverirlerdi.
Sessizlik.
Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım, kaderimiz böyle." deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.