-'Niçin dayı, niçin kimseyi sevmiyorsun?' diye sordum.
'Aslında bazen durup düşünüyorum ve sevmek istiyorum. Lakin ne kadar çabalarsam çabalayayım insanlarda sevilecek bir şey bulamıyorum. Çünkü her birinin derisi altına saklı kirli kanı, kara safrayı ve pis balgamı görebiliyorum. İnsan vahşiler göğü altında; içinde kıskançlık nehirleri çağlayan, düzenbazlık ağaçları yetişen ve riya dağları yükselen kemikten bir şehirdir. Söyle şimdi, böylesi bir mahluk nasil sevilebilir?' demişti. Ürpermiş:
-'Ama biz de insanız dayı.' diye itiraz etmiştim. O zaman şöyle yanıtlamıştı.
-'Kendini yeterince tanırsan herkesten nefret edersin.'''
"İçimde bir yara taşıdığımı inkar edemem. İstersen bunun adına öfke de istersen hayal kırıklığı... Ama bir kalp taşıdığını söyleyen insan, aynı zamanda bin yarayı da beraberinde taşımaz mı?"