Evet, gerçekten Allah Resûlü'nün ashabı: "Ruhbanü'l leyl, fursanü'n-nehâr'dı."
Yani gecenin ruhbanı, gündüzün fursanı/mücahidi idi. Ancak gecede abid olanın gündüz mücahidliğinin bir anlamı olabilirdi. Çünkü gecesini ihya edemeyenler, gündüzlerini inşa edemezlerdi.
Ey Müslümanlar! İman öyle tatlı bir şey ki; onu tatmayan bilemez. Eğer tatsanız iman yolunda gereken fedakârlığı yerine getirmekten hiçbir zaman geri duramazsınız. Bu fedakârlık, bazen maldan bazen zamandan bazen gözyaşından bazen kandan ve candan vazgeçmekle ödenir. Bazen en yakınlarınızı feda etmekle ödenir. Her türlü asabiyetin ayaklar altına alınması ile ödenir.
Nice elbiseleri/dışları temiz gibi görünenler,
Çoğu kez dinlerine/özlerine zarar verdiler.
Nefislerini yüceltenler,
Ancak kendilerini alçaltanlardır.
Geçmiş günahların pasını
Ancak yeni hasenât (iyilikler) temizler.
|| Ebû Ubeyde b. Cerrâh radıyallâhu anh
(Dımaşkî, Subuhu'l-Huda, c. 11, s.322)·Kitabı okudu