• 366 syf.
    ·6/10
    Yıllardır Yahudilerle ve diğer halktan olan insanlarla evliliklerin gerçekleşmesi sonucu Germen Halkının genetik yapısının bozulduğunu düşünen Heinrich Himmler , 1935 yılında Lebensborn projesini hayata geçirir. Amaç ; sarışın , mavi gözlü ve açık tenli üstün aryan ırkı elde etmektir. Naziler , ari ırkını canlandırıp geleceğin Alman ordusunu yaratıp dünya üzerinde hüküm sürmeyi istemektedir.

    Aryan genlere sahip kadınlar belirli ari ırkına uygun olup olmadığına dair bir takım testlerden geçtikten sonra uygun görülen kadınlar SS subayları ile beraber olmaya zorlanıyorlardı. Çoğu zamanda birlikte olmak istemeyen kadınlara SS subayları tarafından tecavüz ediliyor ve daha sonra da tecavüze uğrayan kadınları Lebensborn evlerine yerleştirilip çocuk doğana kadar orada sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmeleri için en iyi şekilde bakıyorlardı. Çocuklar doğduktan sonra ise annesi ile değil SS üyesi subayların ailelerine evlatlık olarak veriliyorlardı.

    Lebensborn evlerinde doğan çocuk sayısı yeterli olmayınca Polonya’da , Naziler aryan genine uygun buldukları çocukları kaçırarak geleceğin SS subayları olmaları için Alman ailelere evlatlık olarak verip iyi bir nazi olarak yetişmelerini sağlıyorlardı. Savaşın sonlarına doğru istenilen sonuç alınamayınca bu evlerle ve çocuklarla ilgili tüm belgeler yok edilmiştir.

    Kitaba gelecek olursak Polonyalı yarı Yahudi olan Cryla'nın doğum için gideceği güvenli bir yeri yoktur. Çünkü yarı yahudi olduğu için çocuğu da kendisi de tehlikededir .
    Bu yüzden Cryla ölen kuzeninin belgeleriyle onun yerine geçip Lebensborn evine yani düşmanının beşiğine sığınır.

    Kitabı çok zorlanarak bitirdim. Konu hiç ilerlemeden de kitap bitiyor zaten.
    Lebensborn , ikinci dünya savaşının gerçek yüzü hakkında en az bilenen konularından biridir. Ama kitap maalesef yeterli düzeyde bu konuyu ele almamış. Açıkçası ben kitapla bir bağ kuramadım ve okurken çok sıkıldım.
  • 366 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    -Ufak çaplı spoiler içerebilir.-

    Yarı Yahudi bir genç kadın ve Nazi Almanyası'nın Lebensborn Projesi.

    Bu proje, "Führer için çocuk yapın" sloganlarıyla desteklenip, genç ve fanatik Alman kızlarının arî ırktan çocuk doğurmasını amaçlayan bir proje. Ayrıyeten, işgal altında olan ülkelerdeki genç kızları da kapsıyor.

    Cyrla da, yaşadığı birtakım olaylar sebebiyle bu projenin bir parçası oluyor. Burada doğurulan çocuklar, iyi birer Nazi ailesi olduğu düşünülen kişilere evlatlık veriliyor. -Yazarın kitabın sonuna düştüğü nottan, bu projede evlat edindirilen çocukların belgelerinin imha edildiğini öğreniyoruz-

    Eser, çok akıcı bir dile sahip. Yazar, tasvirlerden ziyade olaya önem vermiş bu nedenle klasiklerde olan betimlemeler söz konu değil. İçinizin burkulacağı sahneler ise, olacaktır.

    Aşk, her kitapta olduğu gibi burada da var. Karışık ilişkiler, söylenen yalanlar ve daha nicesi. Cyrla, her şeyin Lebensborn Projesi'nden sonra değişeceğinin farkında değildir. Onu olmadığı birisi gibi davranmaya iten beyni, fazlasıyla yorulacaktır. Cyrla, bu yalnızlıkla hiç ummadığı birisine muhtaç olacağını asla hesaplayamayacaktır.

    Derin ve anlamlı bol cümleleri olan, merakla sayfalarını çevireceğiniz bu kitabı okumanızı öneriyorum. Tüm ön yargılarınızı, bir kenara bırakarak.