• ibn Abbâs (r.anhümâ) anlatıyor:

    Peygamber Efendimizin amcası Hz. Hamza’yı öldüren Vahşî Mekke’den Resûlullah’a şöyle bir mektup yazmıştı:

    “Ey Allah’ın Resûlü! Ben müslüman olmak istiyorum! Fakat sana inen Kur’an’daki şu ayet benim Müslüman olmama engel oluyor:

    “Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir tanrıya yalvarmazlar; Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı (nın cezasını) bulur.”
    (Furkân 25/68.)

    Ben ise bunların üçünü de yaptım. Acaba tövbem kabul olur mu?

    Bunun üzerine şu ayet indi:

    “Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.”
    (Furkân 25/70.)

    Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) bu ayeti yazdırıp Vahşî’ye gönderdi. Vahşî kendisine gönderileni okuduktan sonra şöyle cevap yazdı.

    ‘Mektubunda yazdığın ayette bir şart vardır ki, o da salih ameller’ dir. Fakat ben bu salih amelleri yapabilir miyim bilmiyorum!’

    Bunun üzerine şu ayet indi:

    “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar.”
    (Nisâ 4/48.)

    Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) bu ayeti de yazdırıp Vahşî’ye gönderdi. Vahşî tekrar bir cevap yazdı. Şöyle diyordu:

    ‘Bu ayette de bir şart var. O da Allah’ın dilediği kimseleri bağışlamasıdır. Ben ise bağışlanıp bağışlanmayacağımı bilemiyorum.’

    Bunun akabinde yine bir ayet indi. Ayet-i kerimede şöyle denilmekdir;

    ”De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah-‘m rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
    (Zümer 39/53; Bu ayet-i kerimede Allah’ın rahmet enginliği ifade edilmektedir. Rahmeti her şeyi kuşatmıştır, herkes bu rahmetten yararlanabilir. Ancak, Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, günah işlemeye devam etmek anlamına gelmez. Bundan maksat, günahlar ne kadar çok olursa olsun tövbelerinin mümkün olduğunu belirtmektir.)

    Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) bu ayeti de yazdırıp gönderdi. Vahşî bu ayette bir şart bulamayınca Medine’ye gelip müslüman oldu.”
    (İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azim, 4/63; Heysemî, ez-Zevâid, 7/101)
  • Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
    (Furkan 63)
  • “Rahmân’ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde vakar ve tevâzû ile yürürler, câhiller kendilerine (hoşa gitmeyecek) lâflarla sataştığı zaman, «Selâm!» derler (geçerler).”

    {el-Furkan Suresi 63. ayet}
  • “Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara lâf attığında (incitmeksizin) «Selâm!» derler (geçerler).”
    *(el-Furkan, 63)
  • Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

    Müminun 1. Müminler saâdete ermişlerdir.

    2. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.

    3. Onlar ki, boş şeylerden yüz çevirirler.

    4. Onlar ki, zekâtlarını verirler.

    5. Onlar ki, mahrem yerlerini herkesten korurlar.

    6. Ancak eşleri ve câriyeleri hariç. Doğrusu bunlar kınanamazlar.

    7. Bu sınırı aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.

    8. O müminler ki, emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

    9. Namazlarına riâyet ederler.

    10. İşte asıl vâris olacak olanlar bunlardır.

    11. Onlar Firdevs cennetine vâris olacaklar, orada ebedî kalacaklardır.

    İnsan 7. O kullar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.

    8. Kendi canları çektiği halde; yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

    9. "Biz sizi sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizlerden ne bir karşılık ne de bir teşekkür beklemiyoruz."

    10. "Biz sert ve belâlı bir günde Rabbimizden korkarız."

    11. Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve sevinç verir.

    12. Sabretmelerine karşılık onları cennet ve ipekle mükâfatlandırmıştır.

    13. Orada koltuklara yaslanırlar. Ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

    14. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış, meyveleri de aşağıya eğdirildikçe eğdirilmiştir.

    15. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır.

    16. Billurları gümüş gibi parlaktır. Onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

    17. Onlara orada bir kâseden içirilir ki, karışımında zencefil vardır.

    18. O pınara Selsebil adı verilir.

    19. Etraflarında ölümsüz gençler dolaşır. Sen onları gördüğün zaman, saçılmış birer inci sanırsın.

    20. Orada her nereye baksan, bir nimet ve pek büyük bir saltanat görürsün.

    21. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

    22. Bu sizin için bir mükâfattır, çalışmalarınız mükâfata lâyık görülmüştür.Ali imran 191. Onlar ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler (ve şöyle duâ ederler): “Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru.”

    Zümer 9. Yoksa o, geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak sağlam akıl sahipleri öğüt ve ibret alırlar.

    Furkan 63. Rahman’ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzu ve vakar ile yürürler. Câhiller kendilerine lâf attıklarında: “Selâm!” derler.

    64. Onlar ki, gecelerini Rabbleri için secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler.

    65. Onlar ki şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı devamlıdır.”

    66. “Orası ne kötü bir yer, ne kötü bir konaktır!”

    67. Onlar ki, harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik ederler. Harcamaları bu ikisi arasında dengeli olur.

    68. Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan cezaya uğrar.

    69. Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış olarak temelli kalır.

    70. Ancak tevbe edip iman eden ve sâlih amel işleyenler başka. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.

    71. Kim tevbe edip sâlih amel işlerse, şüphesiz ki o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.

    72. Onlar ki yalan yere şâhitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıkları (faydasız bir şeye rastladıkları) zaman izzet ve şereflerini koruyarak oradan geçip giderler.

    73. Ve kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

    74. Onlar ki şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün aydınlığı olacak insanlar lütfeyle ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!”

    75. İşte onlar sabretmelerine karşılık olarak, cennetin en yüksek odaları (makamları) ile mükâfatlandırılacaklardır. Orada hürmet ve selâm ile karşılanacaklardır.

    76. Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir karargâh ve ne güzel bir makamdır.

    77. De ki: “Duâ ve ilticanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Yalanladığınızdan ötürü azap yakında yakanıza yapışacaktır.”
  • "Rahman'ın hayırlı kulları olan o kimseler, yeryüzünde alçakgönüllü ve vakarlı yürürler. Kendini bilmezlerin sataşmalarına muhatap olduklarında , "Uğurlar olsun!" deyip geçerler. "

    -Furkan Suresi, 63. Ayet