… Oscar Wilde, “İnsanların çoğu aslında başka insanlardır,” demiş ve haklıymış. Kimi hayatını arzu bile etmediği bir şeylerin peşinde harcar; kimi ömür boyu istediği, ama hiçbir işine yaramayacak bir şeyleri arar durur; kimileri de kendini kaybeder…
Bugün kendi dinimde münzeviyim. Bir fincan kahve, bir sigara, bir de düşlerim; göğün, yıldızların, işin, aşkın ve hatta güzelliğin ya da ihtişam yerini gayet rahat doldurabilir. Deyim yerindeyse hiçbir uyarıcıya ihtiyacım yok.Ben afyonumu, kendi ruhumda buluyorum.
Sevilmek, gerçekten sevilmek nasıl büyük bir yorgunluktur! Başkasının heyecanlarının yükü haline gelmek nasıl bir yorgunluktur! Özgür olmayı, hep özgür olmayı istemiş bir insanı sorumluluk hamalına dönüştürmek: … Nasıl da yorucudur varlığımızın bir başkasının duygularıyla olan ilişkisinin esiri olduğunu hissetmek! Öyle ya da böyle, ister istemez bir şey hissetmek, gerçekte tam bir karşılık bile bulmaksızın biraz da olsa sevmek zorunda olmak nasıl bir yorgunluktur!
…Sonra ben de çekingenlikten eser olmadığını, buna karşılık duygulara karşı, hayata duyduğum tiksintiden başka türlü bir tiksinti duyduğumu, sürekli olarak bir duyguya bağlanmayı düşününce rahatsız olduğumu keşfettim,özellikle sürekli çaba harcamak gerekiyorsa.