Yaren Bilici, bir alıntı ekledi.
23 May 14:00 · Kitabı okuyor · Beğendi

Hepimizin içinde mantıktan esinlenmeyen eylemlerle tüketilmesi gereken bir miktar enerji olduğuna inanıyorum; bu, çıkış yolunu, koşullara göre sanatta, tutkulu aşkta veya tutkulu nefrette bulur. Saygınlık, düzen ve rutin -yani modern endüstri toplumunun demir gibi katı disiplini- sanatsal dürtüyü köreltmiş ve aşkı verimli, özgür ve yaratıcı olmak yerine bunalıma veya gizliliğe mahkum etmiştir.

Haset, gaddarlık ve nefret hemen bütün piskoposlar sınıfı tarafından takdis edilirken, özellikle özgür olmaları gereken şeyler baskı altında tutulmuştur. İçgüdüsel yapımız iki bölümden oluşur; birisi kendimizin ve çocuklarımızın yaşamını geliştirmeye, diğeri ise rakip gördüğümüz kişilerin yaşamını engellemeye yönelir.

Birincisi yaşama aşkını, sevgiyi ve psikolojik olarak sevginin bir kolu olan sanatı içerir; ikincisi de rekabeti, milliyetçiliği ve savaşı. Geleneksel ahlak birincisini bastırmak, ikincisini yüreklendirmek için her şeyi yapar. Gerçek ahlak bunun tam tersini gerektirirdi. Sevdiklerimizle ilgili davranışlar içgüdüye güvenle bırakılabilir. Akıl kapsamına alınması gerekli olan ise nefret duyduğumuz kişilere karşı olan davranışlardır.

Günümüz dünyasında etkin olarak nefret ettiklerimiz bizden uzak olan gruplar, özellikle de yabancı uluslardır. Onları soyut olarak algılarız ve gerçekte nefretin ta kendisi olan eylemleri, adalete olan aşkımız ve benzeri yüce amaçlar için yaptığımızı ileri sürerek kendimizi kandırırız. Bu gerçeği bizden saklayan perdeyi ancak, büyük ölçüde kuşkuculukla kaldırabiliriz. Bunu ve kıskançlık çılgınlığının tedavisini gerçekleştirdikten sonra, kıskançlıklara ve sınırlamalara dayalı olmayan, dopdolu bir yaşam arzusuna ve başka insanların birer engel değil, birer yardımcı olacağının idrakine dayalı yeni bir ahlak oluşturmaya başlayabiliriz.

Bu ütopik bir beklenti değildir; Elizabeth İngilteresinde kısmen gerçekleşmişti. Eğer insanlar bir başkasının mutsuzluğu peşinde koşmak yerine kendi mutluluklarının peşine düşmeyi öğrenirlerse, bu beklenti hemen yarın gerçekleşebilir. Bu, hiç de uygulanmayacak kadar sert bir ahlak töresi değildir; ama benimsenmesi dünyayı cennete dönüştürebilir.

Sorgulayan Denemeler, Bertrand RussellSorgulayan Denemeler, Bertrand Russell
Ecem Öztürk, bir alıntı ekledi.
19 May 21:36 · Puan vermedi

İnsanlarda hayranlık duyduğumuz şeyler, kibarlık ve cömertlik, açık kalplilik, dürüstlük, anlayış ve duygudaşlık gibi nitelikler, aynı zamanda sistemimizdeki arızanın da ayrılmaz parçaları. Nefret ettiğimiz özellikler, kurnazlık, hırs, açgözlülük, gaddarlık, bencillik ve menfaatçilik ise başarının anahtarları. İnsanoğlu ilkinin kalitesine hayranlık duyarken, ikincisinin meyvelerine bayılıyor.

Sardalye Sokağı, John Steinbeck (Sayfa 141)Sardalye Sokağı, John Steinbeck (Sayfa 141)
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
18 May 14:21 · Kitabı okuyor · Beğendi

21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi - 2;
"Genç Türkiye küçük bir alana sıkıştırılmış gibidir ve Başkan Mustafa Kemal'in nam-ı diğer Gazi'nin gücü bu bölge üzerinde de mutlaktır. Bir zamanlar olduğu gibi iç çatışmalara ve toplu katliamlara meydan verecek bir durum yoktur. Huylu huyundan vazgeçemese de Genç Türkler, Türkiye'de sessizce ticaret yapan ve şu an hayli yüksek vergiler ödeyen az sayıdaki Ermeni, Rum ve Yahudi’ye karşı daha az gaddarlık hissediyorlar."

"Türk Devlet Daireleri hala ağlanacak halde yozlaşmış durumdadır; ancak Adalet Bakanlığı ve Eğitim tanınmayacak kadar gelişmiştir." (!)

Not: Bu yozlaşmayı Mustafa Kemal daha Paşa bile değilken cepheden çokça raporlamış ve karşılık bulamamıştır.. Rüşvet ve yozlaşma o dönemde hat safhada idi.. Bakınız son yorum çok önemlidir..

Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)
selim koç, bir alıntı ekledi.
 17 May 13:35

Eğer biraz kalbimiz. kafatasımızın
içinde bir parçacık mantığımız varsa hepimiz benimseyelim
Don Kişot'luğu. Ama o eski, acınacak, teneke
donanımlı şövalye gibi değirmenlere saldırmamalıyız
dostum, günümüzde devlere karşı savaş acmak
gerekiyor, gaddarlık ve düzenbazlık canavarlarına
karşı. ya da oldum olası kuş beyninden farksız beyinleriyle
gercek dinozorlara karşı:

Şüphe, Friedrich DürrenmattŞüphe, Friedrich Dürrenmatt
Ares, bir alıntı ekledi.
15 May 00:14 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Zaman Yolculuğu
İnsanların başından neler geçmişti? Ya gaddarlık ortak bir tutkunluk olup çıkmışsa? Aradan geçen bu sürede ya insan soyu insanlıktan çıkmış ve insanlıkdışı, anlayışsız ve karşı durulmaz güçte bir şeye dönüşmüşse? Beni eski dünyadan kalma yabanıl bir hayvan olarak, ortak soyumuzun daha da ürkünç ve tiksinç bir yaratığı olarak, bir an önce öldürülmesi gereken iğrenç bir yaratık olarak görebilirlerdi.

Zaman Makinesi, H. G. Wells (Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası)Zaman Makinesi, H. G. Wells (Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası)
Lilly Rush, Cimri'yi inceledi.
07 May 22:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cimri-Moliére-Antik Dünya Klasikleri-Ağustos 2013-İstanbul-160 sayfa ●Arka kapaktan: "Cimri, temanın, karakterlerle ve yan ögelerle ustalıkla desteklendiği, oyuncuların sahnede yer değiştirmelerinden vücut hareketlerine kadar herşeyin incelikle düşünüldüğü bir başyapıttır.
Moliére, Cimri'de trajik bir durumu komediyle anlatmak istemiştir. Aslında korkunç bir kişiliği olan Harpagon, gülünç bir adamdır, çünkü kendini çok ciddiye alır. Cimrilik para tutkusu, oyunun bazı sahnelerinde gaddarlık, hatta açıkça çılgınlık noktasına varır. Nitekim Goethe, Cimri'nin bir komedi değil, bir trajedi olduğunu öne sürmüştür. "

Cimri, insana okurken oldukça eğlenceli gelen, ancak ana karakter olan Harpagon'un düştüğü gülünç halin aslında acınılacak bir durum olduğunu gördüğü bir eserdir. Cimri, yazıldığı ilk dönemlerde çok rağbet görmemiş. Bir nevi sokak ağzı kullanımı insanların yadırgadığı bir durum olarak kendini göstermiş. Oysa sanatın özellikle de tiyatronun varoluş amaçlarına baktığımızda zaten amaç hicivdir, toplumun, otoritenin eksikliklerini göstermek ve onu eleştirmektir. Bu açıdan bakınca aslında Moliére'in bu yeni deneyimi tiyatro oyunlarını olduğu yerden daha da yukarılara taşımıştır.

Cimri, toplumda sıkça görebiliceğimiz bir karakterdir. Üstelik tek eksisi de cimri olmak değildir. Harpagon aynı zamanda paraya düşkün, biraz egoist çokça bencil, despot ve içten içe oldukça korkak bir karakterdir. Tüm bu özellikleriyse onu gülünç duruma düşürür. Birbirine dolanan ilişkiler ve film tadındaki sürprizlerle gayet eğlenceli bulduğum bir eser.

Buğlem Kaya, bir alıntı ekledi.
05 May 14:14 · Kitabı okuyor

Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etmiş.

Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 2 - Everest)Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 2 - Everest)
Buğlem Kaya, bir alıntı ekledi.
05 May 14:08 · Kitabı okuyor

Yaşam, üstüme böyle varmakla gaddarlık ediyor bana. Bu oyunda kağıtları daha iyi dağıtmalıydı. Payıma çok kötü bir el düştü. Bedenimde kara bir tarot var.

Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 2 - Everest)Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 2 - Everest)
MR.NOBODY, bir alıntı ekledi.
01 May 21:41 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Kötü Olanın Çekiciliği
Benim zevkime uygun, eşit çekicilik ve güzellikte iki kadın var diyelim. A: iyiliksever, dürüst ve sempatik; B: kötü bir insan, zeki bir yalancı. Şimdi hangisinin bana daha çekici geleceğini sorsanız, eminim şu günlerde B’yi yeğlerim. Ama güzellikte B de en aşağı A kadar olmalı. Güzelliğe gelince, kendimce beğenilerim vardır. Bir kadının yüzü ve gövde biçimi tam kıvamında olmalı. Özellikle beyaz, ince bacaklı ve zarif ayaklı olmalı. Bütün bunlar ve öbür özellikleri eşit diyelim, o zaman kötü karakterliyi yeğlerim. En çok beğendiğim kadınlar suratlarında gaddarlık belirtisi olanlardır. Öyle bir belirti görünce içten de gaddar olabileceğini düşünürüm ve öyle olmasını isterim.

Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi, Cuniçiro TanizakiÇılgın Bir İhtiyarın Güncesi, Cuniçiro Tanizaki