Kayboluş
Kim uydurdu bu olmak yalanını
Her şeyin yokluğuyla anlam kazandığı bu yerde
Olmadığımız nispette aranmıyor muyuz ?
Mühim değil yokluğumuz unutmak varsa kısmette
Mesela annem hiç Proust okumamış benim
Mesela babam Bilic'i görse mertek sanır
Ha annem için Proust ha senin için ben
Geçmişin tabancası yok olsa dayardım kafama
Sihirli değneğim olsa yapardım uçan bir tren
Sadece canımın istediği istasyonlarda durup
Sadece canımın istediği yerlere giden
Galiba annem benim için çok üzülüyor
Galiba babam bu durumun farkında değil
Ha annem için ben ha benim için sen

Batuhan Bel, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek!
Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"

Aylak Adam, Yusuf AtılganAylak Adam, Yusuf Atılgan

Can Yücel
"Bir hayli kırgınım. Beni ben kırdım oysa. İyi değilim, galiba yoruldum. Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar..."

Karya, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Galiba aşk sözünü, aşktan sonra hatırlamışlardı.

Suçumuz İnsan Olmak, Oktay Akbal (Sayfa 59 - Cumhuriyet Kitapları)Suçumuz İnsan Olmak, Oktay Akbal (Sayfa 59 - Cumhuriyet Kitapları)

Doktorlar her gün 20 dk yürüyüş iyi gelir diyor. Ben olayı abarttım galiba :D

Ahmet Arif'in bazı mektuplarının ilk cümleleri...

...
Leylâcım
Merhaba.

Canım,
Mektubun geldi.

Canım,
Ne güzel kızsın sen!

Sevgili Canım,
Geldi. Mektubun...

Leylâ usta,
Ellerinden öperem, nasılsan?

Merhaba,
Bu ara yazamadım, bağışla!

Leylim,
Çıktın en sonu kutudan!

Merhaba,
Yeniden sana yazabilmek...

Canım Leylâm.
Bu sıra yazmaz oldun gene.

Sevgili Leylâ,
Eyicene bir dellendim.

Canım Leylim,
Şimdi geldi mektubun.

Leylim,
Geldi mektubun.

Sevgili Canım,
Galiba, tek çıkar yol sana durup dinlenmeden yazmak.

Leylâcık,
Bazıları öyledir, okumazlar, ciddi düşünmezler.

Leylâ,
Dün gece seni aradım, telefonla.

Leylâ, Dost,
Ne âlemdesin?

Leylım Canım,
Mektubuna şaştım.

Sevgili Canım,
Mektubunu almıyaydım çıldıracaktım.

Leylım,
Korkunç bir kış bu, kar diz boyu.

Leylım Canım,
Nicesin? Özledim...

Sevgili Leylâ,
Bir mektubun geldi.

Leylim benim,
Mektubuna nasıl hasrettim bilir miydin?

Canım Leylâm,
Gecikmemi bağışla.

Sevgili ve Aziz bir tane Leylâ,
İlettiğin kazağı aldım.

Leylacığım,
Gene suskunluklara, iyi saatte olsunlara karıştın!

Sevgili Leylâ,
Nettin anam?

Canım Benim,
Bilir misin, "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.

Çok Aziz ve Biricik Dost!
Hiçbir şey sormayayım en iyisi. Ödüm kopuyor, hastasın diye.

Leylim,
Yok haber.

Halil, Aynadaki Yalan'ı inceledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu · 19 günde · Puan vermedi

Kitabı geç bitirdim, sanki her gün takvim yaprağı okuyormuş gibi... Anlayabilmek için durdum tekrar okudum, düşündüm. Üstad gerçekten İslam adamı! Fikirlerini anlayabilmek için kalbinizi vermek gerek kitaba. Sanırım ben çok şey kaçırdım dilinin ağır olmasından dolayı bir kez daha elde sözlük okumayı düşünüyorum kısmetse.
Içeriğindeyse,romanin kahramanı Naci'ye kendisinden çok şey katmış Üstad her okuyan gibi bende bu konuda hemfikirim. Aşağıdaki söz yeterli olurdu galiba
Yalan, bu dünya, yalan... Aynadaki yalan...(sayfa 219)

_Aryy_, Dokuza Kadar On'u inceledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Okuduğum ilk şiir kitabı. Doğrusu şiir okumayı pek sevmem. şiirin verdiği duyguyu severim ama okumayı sevmem. Özdemir Asaf da usta şairlerden kitabını kitapligimda görünce okuyayim belki şiire karşı biraz merak uyanır içimde dedim . Kendime şiir okumayı sevdirmeye çalışıyorum:)) Ama yok olmadı kitaptaki birkaç şiir hariç pek beğenmedim. Belki şiirde anlatılmak isteneni anlamadım bilemiyorum. Özdemir asaf usta bir şair onunla alakası yok bu benim odunlugumdan kaynaklanıyor galiba.:))))

Pol Gara, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

tıpkı annesi. Nine, nine! İlacını vereyim mi? Su ister misin? Bir yorgan daha örteyim mi üstüne? Ama cesaret edemedim, tek kelime söyleyecek gücü bulamadım kendimde: Öyle güveniyor ki bana, öyle temiz bir çocuk ki. Zaman çabuk geçiyor, konuşmaya nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Bir yolunu bulup açmak istedim, ama sonuç hep aynı. Geçmiş olayları doğru yargılayacağını bilsem, hayâtı gerektiği gibi anlayacağını bilsem, ona yalnız kendisini, kendi hayatını değil, başkalarını, başkalarının hayatlarını da, kendimi, kendi geçmişimi de, canım toprağım, seni de, eski günlerimizi de anlatırdım; hattâ okula giderken bindiği bisikletten bile söz açardım. Gâliba doğrusu da bu. Hiçbir şey değişmez çünkü: hayat hepimizi aynı teknede yoğurmuş, bir tek demet hâline getirmiş. Her insan bu öykünün anlamını kolay kolay çıkaramaz. Onu içten, yürekten anlamak için yaşamak, denemek gerekiyor. Durmadan düşünüyorum. Biliyorum, bu benim görevim; bu görevimi bir başarsam ölmekten korkmayacağım.>>
<<Otur, Tolunay. Ayakta durma, bacakların yorulmuş. Otur şu taşın üstüne, otur da birlikte düşünelim. Tolunay, buraya ilk gelişini hatırlıyor musun?>>
<<Hatırlamak güç, neler geçmedi aradan...>>
<<Yine de hatırlamaya çalış. Baştan beri hepsini hatırlamaya çalış.>>

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 11 - Gün Yayınları /Türkçesi: Ülkü Tamer / Kitapta Cengiz Aytmatov'un iki hikâyesi birden yer alıyor. 1.si Toprak Ana, 2. hikâye Sâhip Olmak Ve Kaybetmek(Selvi Boylum Al Yazmalım) Kitap 1968 yılında İstanbul'da Garanti Matbaası'nda basılmış.)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 11 - Gün Yayınları /Türkçesi: Ülkü Tamer / Kitapta Cengiz Aytmatov'un iki hikâyesi birden yer alıyor. 1.si Toprak Ana, 2. hikâye Sâhip Olmak Ve Kaybetmek(Selvi Boylum Al Yazmalım) Kitap 1968 yılında İstanbul'da Garanti Matbaası'nda basılmış.)