Stefan Zweig'ı 10 yıl kadar önce okumuş, çayın yanına çerezlik hikayeler yazan biri olarak düşünmüştüm. Kendisiyle verdiğim 10 yıllık aradan sonra bu kitapla tekrar buluştuk.
"Korku" ismi o kadar doğru ki... Satırları soğuk soğuk terleyerek korkarak okudum. Sokaklarda İrene ile birlikte tedirgin tedirgin yürüdüm. Arkasından biri takip ediyor gibi hissettiği ama arkasına dönüp bakmaya cesaret edemediği anlarda ben arkaya bakıp kontrol etmek, onu biraz olsun rahatlatmak istedim. Kocasıyla yüzleşme sahnelerinde nabzımın hızlandığını, nefesimin derinleştiğini hissettim.
Tahmin ettiğim birkaç farklı sondan hiçbirini yazmayıp onda da şaşırtmayı başaran, içime sinen bir son yazan Stefan Abi'ye saygılar, hürmetler. 2 puanı da tadı damağımızda kaldı kısaydı diye kırıyorum.