" Çocuksu olan ne? Sıkıntının, acıların kederlerin, hüzünlerin, ölümün, gölgenin, karanlığın şarkısını söylemek mi aşığın yaptığı, söylendiği gibi? Yoksa, tersine: dünya üzerine, onun acımasızlıkları, uzlaşmazlıkları, kazançları, genelliği üzerine konuşmak, çene çalmak, gevezelik etmek mi, başkalarının yaptığı gibi? "
" Mutsuzluğu onu benden uzaklara götürüyor, öyleyse olsa olsa onun arkasından koşarak soluğumu tüketirim, ama onu yakalayabileceğimi, onunla bir noktada birleşebileceğimi ummamalıyım. Öyleyse biraz kopalım, belirli bir uzaklıkta durmasını öğrenelim. Başkasının ölümünden sonra yaşayan her öznenin dilinin ucuna şu bastırılmış sözcük gelir: yaşayalım! "