garcelmujik

garcelmujik
@garcelmujik
"Üç dinin mensupları, doğdukları günden öldükleri güne kadar birbirinden anlamsızca ve derin bir şekilde nefret ediyorlar; bu nefretlerini, kendilerinin zafer ve farklı dinden olan komşularının yenilgisi olarak gördükleri öteki dünyaya da taşıyorlardı. Farklı dinden olan bir komşuya yönelik gerçekten fiziksel bir iğrençlik olan bu nefretin içinde doğuyor, büyüyor ve ölüyorlardı. Çoğu zaman ömürleri geçse de bu nefretlerini korkularına ve resimlerine açık etme imkanları olmuyordu. Ama büyük bir olay yüzünden düzen ve anlayış sendeler, yasalar birkaç saatliğine ya da birkaç günlüğüne askıya alınırsa o vakit bu ayaktakımı, daha doğrusu bunun bir kısmı, nihayetinde iyi bir vesile de bularak toplum hayatındaki parlatılmış nezaketi ve konuşmalarındaki tatlı sözleri ile bilinen bu şehrin üzerine dökülürdü. İşte o zaman yıkım ve şiddet arzuları yüzeye çıkıyordu."(...)
"Hangi hayır var bu işin içinde?" dedi. "Hangi sevap var? Bu işin içinde düpedüz çıkar var, mangır var. Herkes kazanın faydalı kulpundan tutmuş. Deveyi hamudu ile yutanlar, kendilerine omuz verenlere diz feri olsun diye kemirilmiş kemik atıyorlar. Omuz payı, sus payı olsun diye... Zavallı köylüye din, devlet kurtarıcısı gözükecek, onları öyle avlayacak; öbür taraftan da ocak başkanını, muhtarını hırsızlığa bulayarak kendisine kul köle edecek." (...)
Betimlemenin Derinliği ve Güzelliği
Ovaya, pus bağlamış ince bir yağmur yağıyordu. Toprakta, yaz yorgunluğunu sırtından atmak isteyen ağır bir sessizlik vardı. Ama insanoğlu onu rahat bırakmıyordu. Sırtını yeniden çizgi çizgi kaşıyordu. (...)
Dünya Klasikleri - Edebiyat - Novella
"Yine Viyana'dayım. Akşam olmak üzere. Kent dışına yaptığım bir ziyaretten az önce döndüm ve ıslak kırbacını sallayarak insanları kapı içlerine ve tente altlarına kaçıran yağmura tutuldum."(...)
(...) Çığlığına kimse karşılık vermemişti, kimse kılını bile kıpırdatmamıştı. Dağlar hareketsizdi, kaya parçaları bile sanki toprağın içine çekilmişti, gökyüzü berraktı, küçücük bir bulut bile yoktu ve güneş yavaşça alçalıyordu. Hiç kimse- herhangi bir hayvan ya da ruh- bu katliamın intikamı için koşup gelmemişti. Dünyadaki o lekeden geriye kalanları temizleyen yine insanoğlu olmuştu, her yere uyulması gereken akıllıca yasalar getiren, kurnaz ve güçlü insanoğlu, ilerlemek için gayret eden ve kimsenin olmadığı o ıssız dağlarda bile ejderhaların yaşamasını hiçbir şekilde kabul edemeyen kusursuz insanoğlu. (...)