1000Kitap Logosu

Gayret

Kimlerle Arkadaşlık Etmeli?
Beyninize yeni bir kapı açacak, size bir değer katacak insanla bir araya geldiğinizde bir şey öğrenirsiniz; bir şey düşünürsünüz; yeni bir yere bakmaya başlarsınız. Düşünceniz yeni bir boyut kazanır, yaşamınıza farklı bir bakış açısı eklenir. O boyut bazen yanlış da olabilir, ziyanı yok; bu yanlış, zaman içinde tashih edilir. Dahası, o yanlış bile ortalıkta boş boş gezmekten daha iyidir. Dilinizi, intibaınızı, tecrübe ve görgünüzü geliştiren; dünyaya bakışınızı değiştiren insanlar önemlidir. Onlarla bir araya gelmeye gayret ediniz; sonra oradan başka yere geçersiniz, sabit kalmanız şart değildir.
67
493
''Çayın yanında sizi dövme sebebini sorun..'' Diyen (..)'lere gelsin..
“Severek evlendik. Ailemin itirazlarına aldırmadım. Neden yapıyor bunu, bir türlü anlayamıyorum. Onu mutlu etmek için her şeyi yapıyorum.. Bir önceki dayağın nedenine bakıp onu yapmamak için büyük bir gayret gösteriyorum. ‘Çorba sıcak’ diye çıkmışsa çorbayı orta ayarda ısıtıyorum. ‘Bulaşıklar yıkanmamış diye çıkmışsa, ortalıkta bir tek bulaşık göremezsiniz. ‘Bu hafta çok masraf ettin’ diye çıkmışsa, ertesi haftalarda pazarın akşam saatini bekliyor, ucuzluk vakti gelince seçilmiş, çürük sebze ve meyvelerden alıp, onları ayıklamak için saatlerce uğraşıyorum. ‘Aman bir sorun çıkmasın da yaparım, ne olacak!’ diyorum kendi kendime. Anneme gittiğimi istemiyor, gitmiyorum. Bir gün eve on dakika geciktim, hemen başladı dövmeye. Çok kıskanç, ‘Perde kımıldadı, gelirken gördüm, dışarı bakıyordun değil mi’ deyip dövdü bugün, pencereye dahi yaklaşmadım.. Ama kocam eve geliyor bu kez köşedeki dolabın görünmeyen bir yerine parmağını sürüp: ‘Bu ne toz! Sen temizlik yapmasını bilmez misin be kadın!’ diye bağırmaya başlıyor, karşılık verecek olsam, 'Zaten son günlerde iyice azıttın, cevap vermeler falan, senin bir hakkını vereyim de gör!’ deyip, üstüme saldırıyor. Bin bir türlü hakaret, hem de çocukların yanında!. Bir zamanlar duyduğumda, yüzümün kızardığı sözler şimdi her gece her fırsatta bana söyleniyor. Bir de isim takması var. Herkesin içinde ve her fırsatta ‘şişko’ aşağı ‘şişko’ yukarı. ‘Sen de kadın mısın be! Eğer sen kadınsan, ben de cumhurbaşkanıyım!' Çocuklara sürekli beni kötülüyor ve aşağılıyor: ‘Anneniz biraz aptaldır, anlamaz’, ‘Anneniz nankördür, kancığın tekidir..." Bir de bunları yapıp gece yatmaya kalkıyor. 'Ne yapalım, ben böyleyim, istersen! Hem sen benim karım değil misin, ben istediğimde altıma yatmak zorundasın'. Yine sesimi çıkarmıyorum, istediğini yerine getiriyorum, inanır mısınız tiksiniyorum ama belli etmiyorum. Ama bununla da bitmiyor, işi bitince, beni tekmeyle yataktan aşağı atması yok mu? Artık buna dayanacak gücüm kalmıyor. ‘Git yanımdan pis karı, biraz yüz verdik mi yayılıyorsun. Pis pis kokuyorsun, şişko!’ diyor. Artık dayanamayacağım, bazen ölmeyi düşünüyorum.”
Kolektif
Sayfa 10 - Paylaştığım en uzun ve en acı alıntı..
39
490
288 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Fakirliğimize...
"Sistemi doğru kurmak gerekir..." diyor Sevgili İlber Hoca' m. Bu sistem bir eğitim, bir proje, bir seyahat ya da bir yaşam amacı olabilir... Yaptığımız her şeyin en iyi olması için gayret göstermeliyiz. Gayret olmaz ise zaten insan olunmaz, insan dediğin çalışacak, gayret edecek, kazanacak ve yaşamına bakacak. Kitap gerçekten insanın silkelenmesini ve kendine varmasını sağlayacak bir kitap. Hepimiz yaşlanıyoruz malum, peki gerçekten yaşıyor muyuz? Ya da yaşamak dediğimiz ne ki! Uyu, uyan, yemek ye, iç ve tekrar uyumaktan mı ibaret yaşamak? Asla değil! Ona yaşamak denmez! Yaşadığın sürece en güzel de yaşamak hakkımızdır ve bu bizim elimizdedir. Gezeceğiz, göreceğiz, gezdiğimiz yerlerini yazacağız, öğreneceğiz, en azından bir amacımız olmalı ya hu... Kitap eğitim, seyahat, edebiyet, yaşam, sanat gibi konuları ele alıyor. Ben ilk defa kendimi fakir hissettim. Tamam bolca gezdim, yurtdışına çıktım, Türkiye' nin çoğu yerini gördüm ama ne hatırlıyorum, ne öğrendim? Koca bir hiçten farklı bir şey değil. Ya da abartı olmasın, gittiğim ve rehber edindiğim yerleri az çok biliyorum. Bu arada dil öğrenmenin öneminden bolca bahsetmiş İlber Hoca' m. Eeee, ne demişler. İki dil iki insan. Yalnız iki dille kalmayıp daha fazla öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Kitap bana göre bir eleştiri kitabı. Insanları olsun, ülkeyi olsun, sanatı olsun,.. her şeyi güzelce eleştirmiş Sevgili İlber Hoca' m.♡
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
Okuyacaklarıma Ekle
3
423
544 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Adolf Hitler - Kavgam İncelemesi.
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum. 1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı. İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye, Komünizme ve aynı zamanda yine ona göre uluslararası finans sermayesini elinde bulunduran asıl Yahudi’lere karşı izlenecek politik yolları ele aldı. Adolf Hitler, kitabında kendince bir takım siyasi ve politik taleplerde de bulundu. Avusturya’nın Almanya’ya bağlanması, her ne pahasına olursa olsun, jeopolitik anlamda üstün bir ırk olan Almanların sıkışıp kaldıkları bu dar topraklardan, diğer aşağılık devletlerin/ırkların ellerinde bulunan topraklara/alanlara doğru “Lebensraum - Yaşam Alanı” için genişlemesini ve dünya hâkimiyeti için emelleri olan Yahudi planlarının "açıklamasını" istedi. Bunun dışında, sahte senaryo ile dünya egemenliği için iddia edilen ve bir Yahudi projesi olan, "Siyon Liderlerinin Protokolleri" ‘ni "delil" olarak gösterdi ve dik duruşundan taviz vermedi. Bu kitabın planlanması ve yazılması/yaratılışı hakkında birkaç varyasyon, hikâye, efsane ve dedikodu da yok değil. Hitler'in kitabının önemli kısımlarının yazılı olmadığı söylentiler arasındaydı. Başka bir iddiaya göre, metnin bazı kısımlarını sırdaşı Rudolf Hess'e dikte ettiği de iddia edildi. Daha çok Hitler'in tek başına, içinde bulunduğu psikoloji ile bu denli ağır bir kitabı kaleme alabildiğine ve tamamladığına inanmakta zorlananlar da yok değildi. Tüm bu özellikler ve soru işaretlerinin beraberinde getirdiği gizem ile birlikte, kitabın çok popüler olduğu ve Nasyonal Sosyalistler’in Ocak 1933'te iktidara geldiği o zamana kadar 240.000'den fazla kopyasının satıldığı, ama hiç kimsenin de konuyu/kitabı ciddi anlamda ele almadığı anlaşıldı. Fakat bir diğer önemli hususta, son araştırmalara göre, bu kitabı okuyan kişilerinde kitapta geçen düşünce ve fikirlere ilgi duyduğunu kanıtlar yöndeydi. "Mein Kampf - Kavgam" kitabının belli başlı başarısı ve yanlılarının olmasına rağmen, basında ona olan ilgi başlangıçta oldukça düşüktü. Almanya'daki faşist hareketle özdeşleşenler haricinde, kitap Weimar Cumhuriyeti'ndeki siyasal kitap eleştirmenleri tarafından pek de ciddiye alınmadı. Hitler'in siyasi bir kitap yazma isteğine ek olarak, Mein Kampf – Kavgam’ın yayımlanması için bir başka sebep daha vardı: Hitler'in mali kaynak ve finans ihtiyacı. Kitabın satışından gelen gelirlerin, kendisinin Reich Şansölyesi olarak atanmasına kadar elinde tuttuğu sayısız hukuk danışmanını finanse etmek için yeterli gelir sağlayacağını umut ediyordu. Kitabı 1933 yılının başlarına kadar iyi kazanç sağladı ama asıl popülaritesini 1933 yılı sonrasında yakaladı diyebiliriz. Bu pek de şaşılası bir durum değildi Kitap adeta "Yeni Almanya" yol haritasında iktidara gelen Naziler’in fiili temel siyasi programı haline geldi. Hemen yeni basımlar için emirler verildi ve yeni evli çiftlere (İncil yerine) verildi veya insanlar çalışma arkadaşlarına hediye olarak Kavgam’ın birer kopyasını verdiler. Tarihçiler, sadece Almanca olarak Nazi döneminin sonunda 11 milyondan fazla kopyanın basıldığını tahminini yürüttüler. 1945 yılına kadar 15 dile yetkili ve yetkisiz çeviriler yapıldı. Bu yüksek baskı rakamları yüksek telif haklarını da beraberinde getirdi ve Hitler, yüksek kazancı riske etmemek adına ikinci el kullanılmış kopyaların satışını yasakladı. Bu şekilde resmi olarak sadece yeni kopyaların basımı mümkündü ve satışının yapılması sağlandı. Adolf Hitler’e karşı Irene Harand’ın Kitabı, "Sein Kampf – Onun Kavgası", 1935. "Kavgam" kitabında yer verilen birçok hitam ve iftiralara karşı verilen yanıtların arasında, Avusturya’lı Katolik Irene Harand tarafından yazılan kitap bir göze çarpıyor. 1935'teki kaleme aldığı kitabı " Onun Kavgası" adını taşır. Bu kitap Yahudiler için taraf olur ve Hitler'in yazlı olarak ele aldığı vahşi anti-semitik suçlamalarına karşı onları savunmaya çalışır. Harand kitabında, Hitler'in yalanı bir politik malzeme aracı olarak kullandığını ve iddiaları güçlendirmek içinde Yahudileri iddialarının en temel merkezine oturttuğunu belirtir. Harand, Hitler için tarihi bir kaynak değeri olan " Siyon Liderlerinin Protokolleri” iddiasını da bu kitabında yalanlar. Bir mucize gerçek olmuştu ve Irene Harand’ın şansı bir kere daha ona gülmüştü! Neden derseniz; İngiltere'de bulunduğu 12 Mart 1938 yılında, "Anschlusses" (Avusturya’nın ilhakı) esnasında kesin bir tutuklamadan ve belki de ölümden kıl payı kurtulmuştu. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. Hitler'in fikirleri, düşünceleriyle ele aldığı liderlik yönetimi ve kariyeri, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya yenilgisiyle sona ermiştir. Nazi rejiminin çöküşünden hemen sonra, korkuya kapılan milyonlarca Alman vatandaşı, ellerinde bulundurdukları bu kitabın bir suç sayılmasından korktukları için Kavgam kitabını imha etmeye başladılar. Basım ve yayım hakları Bavyera Eyaletinin elinde olan ve uzun zaman yeni basımı yasaklı olan "Kavgam" kitabının, 02.12.2015’te alınan bir karar ile tekrar basımına müsaade edildi. Ancak kitabın politik ve tarihsel bağlamda ele alınarak, uzman araştırma ekibi eşliğinde bilimsel açıklamalı yayınlaması adına gayret ve çabalar vardır. Farklı dillerde yayınlanan türleri neredeyse hiçbir şekilde önlenememekte ve bu nedenle, maalesef dünya çapında pek çok kitapçı ve sahaflarda çok farklı, çoğu tarihsel açıklaması olmayan türleri de bulunmaktadır. Elinizde ne varsa onun kıymetini bilin, ama elinizde şöyle bir 1925 ve 1929 basımı orijinal 1. ve 2. cilt mevcut ise, işte o zaman daha da yukarılarda bir yerde saklayınız. 28.02 2014 Tarihinde ABD’nin Los Angels şehrinde bulunan, Nate Sanders Müzayede evinde 1925 yılına ait özel imzalı olan iki cilt Kavgam eseri 64.850 Amerikan dolarına satıldı. Gel de şimdi korkudan bu eserler yakılıyordu detayına takılma!!! Kim korkmadan yıllarca sakladı bu güzelim iki cildi? Hem de özel imzalı!!! Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar. Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız! ~ A.Y. ~
Kavgam
7.3/10
· 7,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
40
421
Lütfen okuyun!!
"Şimdiye kadar gündemin Kudüs olmayabilir, şimdiden sonra olsun. Sevdiğin bir dizinin oyuncuları bir dizinin oyuncularını araştırdığın olmuştur,bende yaptım. Sevdiğin bir yemeği öğrenmek için defalarca video seyretmişsindir,bende yaptım. Şimdi de Aksa'yı da sevmeye gayret et. Bu adamlar,bu kadınlar evlerinden yurtlarından çıkarılacakları için değil Aksa'yı terk etmemek için mücadele ediyor. Yoksa 48 yılda evden hatta yurttan da vazgeçen olurdu. Mekke'yi Medine'yi Aksa'yı hayatımızdan çıkaramayız. Parmak izini silebilir misin? Silmezsin. Evden, maldan, yurttan, kariyerden,evlattan, eşten geçilir. Aksa'dan gecikmez. Gayret et. Bugün birbirimizi suçlama günü değil. O Aksa'yı hiç düşünmedi bunaz düşündü diyerek çözüm kapısını bulamayız. Birbirimizin elinden tutalım. Filistinliler orada mücadele ediyor. Sende ayağa kalk. Ne yapabiliyorsan, bilgisayarının masa üstüne Aksa fotoğrafı koy,bir fetih oku, boykot edeceğin Yahudi mallarını yeniden gözden geçir,dua et lanet et, birine selam ver, çocuklarınla bu konuyu konuş. Ne kadar yapabilirsen. Ben ufacık bir taş kaldırabilirim sen dağları oynayabilirsin. Olsun benim de taşı kaldırmam kendimce kıymetli. Hiç umurunda değilmiş gibi yapma yeter ki. Bu saldırılar bir bilgisayar oyunu gibi gelmesin sana. Ayağa kalk güzel insan. Senin yürüyüşün güzeldi. Ümitli ol. Ben Filistinlileri gördüm,onlar ümitli insanlar. "Ne haldeyiz görün" dediklerini hiç duymadım. "Bize Allah yeter, korkmuyoruz, Siyonistler korksun"diyorlardı. Az buçuk videoları izleyenler de bunu hissetmiştir. Sende silkin. Hep beraber silkinelim. Hadi Bismillah !!"(alıntıdır)
45
425