Bir çocuğun savunma mekanizmalarına duyarlı olmak gerekir. 1990'ların ortasında yürüttüğümüz bir çalışmada, travmaları hakkında konuşmak için terapiye yönlendirilen, destekleyici aileleri olan çocukların, yalnızca belli semptomlar sergilerlerse terapiye gelmesi söylenen çocuklara oranla daha fazla post-tramvatik bozukluk yaşadığını gözlemledik. Çocukların haftada bir gördüğü terapi, semptomlarını azaltmak yerine daha da çoğaltmıştı. Bu çocuklar her hafta terapilerinden önce travmaları üzerine düşünmeye başlıyor; terapileri için kliniğe gelebilmek amacıyla okullarını veya okul dışı aktivitelerini bırakıyorlardı. Bazı vakalarda, çocuklar, normal stres reaksiyonlarının fazla farkında
olmaya başlamışlar, terapiste söyleyecek bir şeyleri olsun diye hafta boyunca olmuş tüm garip gibi görünebilecek olaylan akıllarında tutmaya çalışıyorlardı. Bu, hayatlarını altüst ederek streslerini azaltmak yerine çoğaltmıştı. İlginç bir şekilde, terapi güçlü
bir sosyal çevresi olmayan çocuklar için faydalı oluyordu. Büyük ihtimalle, bu seanslar onlar için sıradan hayatlarında olmayan bir duygusal destek işlevi görüyordu.