Bugün, mevcut olan her şeydir; şimdi senin var olduğun, her zaman var olacağın yegâne zamandır. Yaşamak istersen ya şimdi olacaktır ya da asla olmayacaktır.
Fakat toplum seni hırslı yapar. Çocuklukta okula gittiğinde ve hırs sana öğretildiğinde zehirlendin: zengin ol, güçlü ol, bir şey ol. Hiç kimse sana asla zaten mutlu olma gücüne sahip olduğunu söylemez. Herkes sana sadece belirli koşulları yerine getirdiğinde – yeterli paraya, büyük bir eve, büyük bir arabaya, şuna ve buna sahip olduğunda – mutlu olma gücüne sahip olduğunu söyler, ancak o zaman mutlu olabilirsin.
Mutluluğun bu şeylerle hiçbir alakası yoktur. Mutluluk edinilen bir şey değildir, o senin doğandır. Hayvanlar hiç parası olmadan mutludur. Onlar Rockefeller'ler değildir. Ve hiçbir Rockefeller de bir geyik ya da bir köpek kadar mutlu değildir. Hayvanların politik bir gücü yoktur – başbakan ve başkan değildirler – ama mutludurlar. Ağaçlar mutludur; yoksa çiçek açmayı keserlerdi. Hâlâ çiçek açıyorlar; hâlâ bahar geliyor. Hâlâ dans ediyorlar, hâlâ şarkı söylüyorlar, onlar hâlâ kendi varlıklarını ilahi olanın ayaklarının altına seriyorlar. Onların duası süreklidir, onların ibadeti hiç durmaz. Ve onlar herhangi bir kiliseye gitmezler; buna gerek yok. Tanrı onlara gelir. Rüzgârda, yağmurda, güneşte Tanrı onlara gelir.
Sadece insan mutlu değil çünkü insan gerçekle değil, hırsla yaşar. Hırs bir hiledir. O zihnini başka bir yöne çekmek için bir hiledir. Sembolik hayat gerçek olanın yerine geçmiştir.
Bunu hayatta gözlemle. Anne çocuğu onun istediği kadar sevemez çünkü anne kendi kafasında takılıp kalmış durumdadır. Hayatı, tatmin olmuş bir hayat değildir. Hayatı tam bir felaket olmuştur. Çiçek açmaya muktedir olamamıştır. Hırs içerisinde yaşamıştır. Erkeğini kontrol etmeye, ona sahip olmaya çalıştı. Kıskanç