• 144 syf.
    ·1 günde·Beğendi
    Kitap 4 hikayeden olușuyor...
    Toplumun çıkarlara göre şekillenen kurallarinda ikiyuzlulugu nasil maskeledigini,buna ayak uydurabilenlerin gercekte acınasi görünuște ise asil ve onurlu hayatlarina devam edebildikleri ,uymayanlarin nasil yargilandiginı El-Verda nin hayatinda onun gözüyle göreceksiniz.
    syf 31de dedigi gibi 'Eger biri kendini toplumdan ve yasadan ayirirsa insanlar onun gibilerin bir asi ve aralarindan kovulmayi hakeden kötu biri oldugunu söylerler;düșmüș,kirli ve sadece ölume yakıșır biri.'
    İkinci hikaye de ise gücun karșisinda yasalarin kurallarin nasil haksizlıga ve cellada dönușecegini okuyacaksiniz.
    Syf 40 'herhangi bir insan birini öldürdugünde katil olarak anılır.bu işi yetki sahibi biri yaparsa haklı bir karar olur.bır adam manastırı soyunca hırsız olur,ama emir onun hayatını çalabilir.sonra ıınsanlar emirin erdemli hukumdar oldugunu söylerler'
    3.hikaye de yine kendi arzu ve istekleri için bașkalarının hayatını hiçe sayan bu ugurda nasıl kendi menfaatlerı ni bastacı yapıp sevgıyı bile feda edebileceklerını ,sonunda da yıne kendılerını haklı cikarip hayatları calınanları gunahkar gorebıldıklerını okuyacaksınız
    4 hıkayede ıse Halilin manastırın dini kullanarak ikiyuzluluklerıne, insanları gucu karsısında kolelestıren saik abbasa dırenişine ve hayata dair halkı uyandırıșına sahıt olacaksınız.Halil den ögrenecek cok sey olacak sözlerınde eminim.
    Syf83 'gercek ışık insanın içinde ışıyandır.ruha ruhun sırlarını açıklar ve ruhun ismini șakıyarak șenlendirir.Gercek ,gecenin karanlıģı olmadan görülemeyen yıldızlar gibidir...
    140 sayfalık kısa ama sıze cok sey sunacak bu kitapta asi ruhların aslında ruhlarının ışıgını görebılenler oldugunu okuyacaksınız.keyifli okumalar ...
  • Nika ayaklanması, dönemin Konstantinopolis valisinin Yeşiller ve Mavilerden yedi kişiyi tutuklamasıyla alev aldı. Yeşiller ve Maviler o dönemin önemli iki sosyal grubuydu. İşte bu iki etkili grubun kimi üyeleri hipodromdaki yarışlar sırasında aşırılıklar göstermiş, şiddet olaylarına başvurmuşlardı. Vali de bu kişilerden yedisinin idam emrini verdi. Ancak asılanlardan biri Mavi, öteki Yeşil olmak üzere iki kişi mucize eseri ölümden kurtuldu. Kurtulanlar bir manastıra sığındılar. Birkaç gün sonra hipodromda yapılan yarışlarda hem Maviler, hem de Yeşiller, manastıra sığınan bu kişileri affetmesi için Jüstinyen'e çağrıda bulundular. Ama imparator onları dinlemedi. Bunun üzerine, o güne kadar birbirlerine rakip olan Maviler ile Yeşiller birleşerek İmparator'a karşı ayaklandılar. Hipodrom 'Nika... Nika...' sesleriyle çınlıyordu.

    İsyancılar önce hapishaneyi basıp mahkumları kurtardılar, ardından Ayasofya'yı, Patrikhane'yi, Senato'yu, Aya İrini'yi, Basilika Stoa'yı, Zeuxippos Banyoları'nı ve Mese üzerindeki binaları ateşe verdiler.

    İkinci gün isyancılar iyice cesaretlendiler. Hipodromda toplanıp başta Konstantinopolis valisi olmak üzere, imparatorluk yetkililerinin görevden alınmasını istediler. Pabucun pahalı olduğunu anlayan Jüstinyen asilerin isteklerini kabul etti. Ama isyan dinmedi. Beşinci günün sonunda Jüstinyen son çare olarak hipodroma gelerek, isyancılara bir konuşma yaptı. Ayaklanmayı sona erdirirlerse hiç kimsenin cezalandırılmayacağını söyledi. Fakat kalabalık onu dinlemedi bile. Artık tek bir istekleri vardı: İmparatoru değiştirmek.

    Asiler yeni bir imparator bulmaya çalışırken, Jüstinyen de bir süre Konstantinopolis'ten uzaklaşmanın yararlı olacağını düşünerek gemisini hazırlatmaya koyuldu. İmparator kaçış hazırlıklarını tamamlamak üzereyken taht odasında Teodora belirdi. Başı dimdik, bakışları emin, cesur adımlarla kocasının imparatorluk tahtına yaklaştı.
    "Yapmayın İmparatorum," dedi kararlı bir sesle. "Kaçmayın. Kurtuluş için tek yol olsa bile bunu yapmayın. Kuşkusuz, hepimiz bir gün öleceğiz. Önemli olan ölmek değil, şerefle anılmaktır. Kaçışınız, size ölüm kadar şeref getirmeyecektir. Lütfen gitmeyin. Bana gelince, bu erguvan renkli pelerinimden daha güzel bir kefen düşünemiyorum kendime..."

    Hayatta en çok sevdiği insan olan Teodora'dan duyduğu bu sözler Jüstinyen'i etkiledi. Belki de utandırdı. Kaçmaktan vazgeçti, en yetenekli iki komutanını, Belisarius ile Mundus'u saraya çağırdı. İsyancıların hepsinin kılıçtan geçirilmesi buyruğunu verdi. Aynı gün isyancılar yeni taleplerini bildirmek için hipodromda toplanmışlardı. İki acımasız komutan, askerleriyle iki ayrı kapıdan hipodroma, yani bugünkü Sultanahmet Meydanı'na girdiler. Bütün çıkış kapılarını kapatıp hipodromda bulunan yaklaşık 30.000 kişilik isyancı topluluğunu kadın çocuk demeden kılıçtan geçirdiler. Gecenin sonunda isyancılara büyük bir ders verilmiş, Nika ayaklanması bastırılmıştı.
  • Çocuğun korkusunu ne şekilde açığa vurduğu genellikle bilinmektedir. Geceleri karanlıkta bırakılarak, dış dünyayla ya da yanında görmek istediği kişilerle ilişkisi zorlaştırıldığı zaman, ortaya çıkacak korkunun dışavurumları özellikle belirgindir. Böyle bir durumda çocuğun attığı çığlıklar, gecenin koparıp parçaladığı ilişkinin adeta yeniden kurulmasını sağlar. Çığlıklar üzerine evdekilerden biri kalkıp yanına geldi diyelim, yukarıda sözü edilen sahne normal olarak yeniden tekrarlanır. Çocuk daha değişik istekler öne sürer bu kez, ışığın yakılıp yanında kalınmasını ve kendisiyle oyunlar oynanmasını vb. arzular. İstekleri yerine getirildi mi, az önceki korkusundan
    eser kalmaz. Ne var ki, egemen durumu biraz tehlikeye girsin, korku yeniden baş gösterir ve çocuk sarsılan egemenliğini yeniden pekiştirip sağlamlaştırmaya bakar.
  • Vakit geçti, akşam oldu. Güneş kuyuya girdi, kendini gizledi. Ey bahtlı kişiler, mana ayının doğacağı feyizlerin, rahmetlerin yağacağı zaman geldi.

    Geceleyin rühlar, makamlarına ulaşırlar, istekleri yerine gelir. Gecenin kıymetini, kudretini bilip anlayan kişi, gündüz gibi parlak bir gönül elde eder.